Tutkuyla, Ghérasim Luca

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

Tutkuyla

tut tut tuttuttut tut
tutttut ttut tut tuttut
şu tut tut şu ters tut şu tut
tuttuttut şu tut şu kö
şu kör şu körkötü tut
tuttut tut şu tut şu peder
şu kötü peder şu kör şu tut
tuttut tutul tuttuttutul
tutul tutul o tutulur o tut tut
o tutulur tutulması tutması pederin
pederin üstüne pederin tutması tutulması
tutultutul tutku şu üstüne şu
şu tut şu tutku tutku tutku tükürün üstüne
pederin üstüne babanın üstüne şunun üstüne bunun üstüne
babanın piposuna pederin piposuna tükürün topluca
tutul tutul tutku tutultutku şu tutulma
şu bas tutku tutultutku şu
tutku tutkutuba şu bas
şu tut tutku şu tuba ve
ve tut şu tuba bas tut
tuttut bas tutul tutkututku ba
ne bas ne bastır ne tutku ne bastırmayın tut
bastırmayın şu pasif tutkularınızı ne
ne tuba şu tutkularınız şu şu
kularınız şu tutkularınız ne basbas şu
şu altın tubalarınız
bu hüs hüsran bas basbas
bas tut tut ne bastır
tut tuttutul tutku
şu tut ne bas ne bas ne bastırmayın tut
şu tutulmalarınız tutkularınız şu tut şu
sizin tut kemi kemiren ne bas
bastırmayın tut farelerinizi
tut farelerinizi
ne bas kemiren ne bas ne bastırmayın tut
farelerinizi paylarınızı fare paylarınızı ne ne
bastırmayın tutku paylarınızı sizin
bastırmayın tut sizin ne sizin ne bas bas
bastırın bastırın uluslarınızı ni ama bas
bastırın ne bas ne tır tut tut farelerinizi
sizin o tutkulu fare paylarınıza o tut
tut tutul tutku bastırmayın tut
bastırmayın tutkularınızı sizin
sizin o pay edilen fare yahnilerinizi kemi
kemirin onları kemi keke bas bastır
bastırmayın bu ön bu öntada
o yahniye o tutkulu o tutulmaya o
tutkuya o pasigrafiye gra fırfır
grafiye fır o fırfır
fırfır fena fenakiki
fenakisti koko
fenakistiskop fırfır
fırt fırt fırfır foto bas bas
bastırın bas foto taklit edin fırfır
fotomikrografisini çekin tatlarınızın
o koreografik bitlerin fırfır
o tatsızlıklarınızın o tahribatlarınızın tut
tut şu tutku tutku tah
koko kistiko tah o tahribatlar tut
şu tut tut tutkutut tutku
tutku tutkulu lu lu
o doğdu o do
o doğuştan do o doğuştan
o inkârdan tutku in tü
tükürün tü tükürün uluslarınıza tü
o kardan o o doğdu
tutkulu lu o doğdu
yüzerek öfkeyle o
doğdu o do o leşyüzüşle tü öfkeyle o
o doğdu o do o inkâr
inkâr kâr tü tükürün o do
o kâr tut inkâr inkâr tutku
tutkulu lu tutkulu tu
seni tu seni tutuyorum seni seviyorum se
se se sav seni tu savurun
seni tutuldum tutkuyla seviyorum
seni seviyorum tu tu tut tutku seviyorum
tutkulu lu lu lu fış
fışkırmak sevmek se se seviyorum
fış fışkırmak fış fı tut
tutku tutku fıfıfı fış
fışkı fışkırma tutku
tutkulu lu tu
seni tu seni tutuyorum seni seviyorum
tutul tutku ah tutku
tutku ah benim bü
benim bü tü tükürün o paylara
benim büyük benim bü benim kor
benim kor benim bü
benim büyük benim kor
benim korkunç tutkulu tutkum
seni tu seni korku korkunç tutkum tu
tu seni tutuyorum seviyorum
seni seviyorum seni tu tu
tutuldum seviyorum seviyorum seni seviyorum
tutkulu lu seviyorum tu
seviyorum tutkuyla
seni seviyorum
tutkuyla seven tu
tutuldum seni seviyorum tutkuyla
seni tu seni tutuyorum tutkulu lu
seni seviyorum tutkulu
seni seviyorum tutkuyla seni seviyorum
seni seviyorum tutku tutkuyla

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

Passionnément

pas pas paspaspas pas
pasppas ppas pas paspas
le pas pas le faux pas le pas
paspaspas le pas le mau
le mauve le mauvais pas
paspas pas le pas le papa
le mauvais papa le mauve le pas
paspas passe paspaspasse
passe passe il passe il pas pas
il passe le pas du pas du pape
du pape sur le pape du pas du passe
passepasse passi le sur le
le pas le passi passi passi pissez sur
le pape sur papa sur le sur la sur
la pipe du papa du pape pissez en masse
passe passe passi passepassi la passe
la basse passi passepassi la
passio passiobasson le bas
le pas passion le basson et
et pas le basso do pas
paspas do passe passiopassion do
ne do ne domi ne passi ne dominez pas
ne dominez pas vos passions passives ne
ne domino vos passio vos vos
ssis vos passio ne dodo vos
vos dominos d’or
c’est domdommage do dodor
do pas pas ne domi
pas paspasse passio
vos pas ne do ne do ne dominez pas
vos passes passions vos pas vos
vos pas dévo dévorants ne do
ne dominez pas vos rats
pas vos rats
ne do dévorants ne do ne dominez pas
vos rats vos rations vos rats rations ne ne
ne dominez pas vos passions rations vos
ne dominez pas vos ne vos ne do do
minez minez vos nations ni mais do
minez ne do ne mi pas pas vos rats
vos passionnantes rations de rats de pas
pas passe passio minez pas
minez pas vos passions vos
vos rationnants ragoûts de rats dévo
dévorez-les dévo dédo do domi
dominez pas cet a cet avant-goût
de ragoût de pas de passe de
passi de pasigraphie gra phiphie
graphie phie de phie
phiphie phéna phénakiki
phénakisti coco
phénakisticope phiphie
phopho phiphie photo do do
dominez do photo mimez phiphie
photomicrographiez vos goûts
ces poux chorégraphiques phiphie
de vos dégoûts de vos dégâts pas
pas ça passio passion de ga
coco kistico ga les dégâts pas
le pas pas passiopas passion
passion passioné né né
il est né de la né
de la néga ga de la néga
de la négation passion gra cra
crachez cra crachez sur vos nations cra
de la neige il est il est né
passioné né il est né
à la nage à la rage il
est né à la né à la nécronage cra rage il
il est né de la né de la néga
néga ga cra crachez de la né
de la ga pas néga négation passion
passionné nez pasionném je
je t’ai je t’aime je
je je jet je t’ai jetez
je t’aime passionném t’aime
je t’aime je je jeu passion j’aime
passionné éé ém émer
émerger aimer je je j’aime
émer émerger é é pas
passi passi éééé ém
éme émersion passion
passionné é je
je t’ai je t’aime je t’aime
passe passio ô passio
passio ô ma gr
ma gra cra crachez sur les rations
ma grande ma gra ma té
ma té ma gra
ma grande ma té
ma terrible passion passionnée
je t’ai je terri terrible passio je
je je t’aime
je t’aime je t’ai je
t’aime aime aime je t’aime
passionné é aime je
t’aime passioném
je t’aime
passionnément aimante je
t’aime je t’aime passionnément
je t’ai je t’aime passionné né
je t’aime passionné
je t’aime passionnément je t’aime
je t’aime passio passionnément

In Le chant de la carpe, Paris, José Corti, 1986 (première édition Le Soleil noir, 1973).

Rumen asıllı Fransız sürrealist şair Ghérasim Luca (1913-1994) tarafından kaleme alınan ve 1973’te neşredilen Passionnément, yirminci asır avangart edebiyatının ve “ses şiirinin” (poésie sonore) en çarpıcı emsallerinden biridir. Bu eseri kâğıt üzerinde sessizce okunacak bir metinden ziyade; frekansları, nefes boşlukları, takılmaları ve vokal patlamaları itinayla mikslenmiş bir ses kaydı, bir performans partisyonu olarak kıymetlendirmek gerekir. Şiirin manası, kelimelerin ananevi yapısında değil; ağızdan çıkarken yarattığı boğucu ritimde ve fiziki eforda gizlidir.

Luca’nın imza tekniği olan “kekemelik”, metinde basit bir konuşma veya telaffuz bozukluğu değil, varoluşsal ve felsefi bir isyan amelidir. Şair; dini (“peder/papa“), devleti (“uluslar”) ve içtimai temennileri temsil eden kelimeleri hecelerine ayırıp, bir stüdyo ortamındaymış gibi onları manasızlaşana kadar kesip biçer, çiğner ve parçalar. Dilin bu şekilde manipüle edilmesi, otoritenin ve onun dayattığı kuralların reddedilmesi manasına gelir. Luca kelimeleri kekeleyerek aslında dünyanın kendisine dayattığı dili kusmaktadır.

Bu tür bir “ses şiirini” başka bir dile aktarmak ananevi tercüme yöntemleriyle imkânsızdır. Bu Türkçe metin, orijinalindeki pas (hayır/adım) ve dominez (hükmetmeyin/bastırmayın) kelimelerinin yarattığı kesintisiz perküsyon tesirini “tut” ve “bas” amelleri üzerinden yeniden inşa eden bir fonetik uyarlamadır. “Tuba” kelimesiyle sağlanan müzikal köprüler, otoriter kelimelerin “tut-ku”ya ulaşmak için geçirdiği sancılı vokal krizler ve hırıltılar, metnin Türkçe ritmini de bir döngüye sokar.

Şiirin en can alıcı noktası, tüm yıkıcı, hırıltılı ve öfkeli kekemeliğin ortasında; “sahiplikten” (je t’ai/tutuyorum) “sevgiye” (je t’aime/seviyorum) geçilen andır. Dünyaya duyulan öfke, yerini bir anda sarsıcı, çaresiz ve saplantılı bir aşk itirafına bırakır. Şiir, kendi kendini yok eden bir dilin içinden doğan karanlık bir aşk şarkısıdır.

Derinliklerden, Georg Trakl

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

Derinliklerden

Kapkara bir yağmurun dövdüğü, anızlarla dolu bir tarla bu.
Bir başına dikilip duran kavruk bir ağaç.
Boş kulübelerin etrafında tıslayarak dolanan bir rüzgâr—
Ne de kederlidir şu akşam.

Mezranın hemen ötesinde
Tek tük kalan başakları devşiriyor o uslu yetim kız.
Alacakaranlıkta iri, sapsarı otluyor gözleri
Ve rahmi semavi bir güveyin yolunu gözlüyor.

Eve dönüş yolunda
Çobanlar o körpe bedeni
Diken çalılarının arasında çürümüş buldular.

Kapkaranlık köylere uzak düşmüş bir gölgeyim ben.
Tanrı’nın sükûtunu
Kana kana içtim korunun pınarından.

Soğuk bir metal dayanır alnıma.
Örümcekler kalbime dadanır.
Ağzımı büsbütün söndüren bir ışıktır o.

Gece vakti bir fundalıkta buldum kendimi,
Çirkefe ve yıldız tozuna batmış.
Fındık çalılarının arasından
Çınladı yeniden kristal melekler.

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

De Profundis

Es ist ein Stoppelfeld, in das ein schwarzer Regen fällt.
Es ist ein brauner Baum, der einsam dasteht.
Es ist ein Zischelwind, der leere Hütten umkreist –
Wie traurig dieser Abend.

Am Weiler vorbei
Sammelt die sanfte Waise noch spärliche Ähren ein.
Ihre Augen weiden rund und goldig in der Dämmerung
Und ihr Schoß harrt des himmlischen Bräutigams.

Bei ihrer Heimkehr
Fanden die Hirten den süßen Leib
Verwest im Dornenbusch.

Ein Schatten bin ich ferne finsteren Dörfern.
Gottes Schweigen
Trank ich aus dem Brunnen des Hains.

Auf meine Stirne tritt kaltes Metall.
Spinnen suchen mein Herz.
Es ist ein Licht, das meinen Mund erlöscht.

Nachts fand ich mich auf einer Heide,
Starrend von Unrat und Staub der Sterne.
Im Haselgebüsch
Klangen wieder kristallne Engel.

1912
Georg Trakl


Bu şiir, 1912 yılının sonlarında yazılmış ve Georg Trakl’ın 1913 yılında neşredilen ilk şiir kitabı Gedichte (Şiirler) içinde yer almıştır. Şiirin özellikle ilk bölümünde göze çarpan güçlü anafora (dizelerin başında aynı kelimelerin veya söz öbeklerinin tekrar edilmesi) kullanımı, Reihungsstil (sıralama/dizme üslubu) olarak bilinen Dışavurumcu tekniğin bir varyasyonudur. Trakl, birbirinden müstakil ve kopuk imgelerin aralarındaki mantıki bağlar bastırılarak art arda sıralandığı bu yöntemin öncülerinden biri olarak kabul edilir.

Şiir, Trakl’ın tabiattaki ve insan dünyasındaki çürüme süreçlerini iç içe geçirme temayülünü kusursuz bir şekilde yansıtır. Şiirin son bölümünde yer alan fundalık tasvirinde, insana ait olan “çirkef” (atık/pislik) ile tabiata ait olan “yıldız tozu”nun aynı anda var olması, bu bozulma ve yozlaşma dokusunun en net özetidir.

Şiirin inşa ettiği dünya metafiziki bir yüke sahiptir ve ihtiva ettiği yıkım imgeleri belirgin bir biçimde İncil’e dair yankılar taşır. Ancak şiirin dine yaklaşımı oldukça çelişkili ve karamsardır:
– İlahi bir beklenti içindeki “Tanrı’nın gelini” çobanlar tarafından ölü bulunur,
– Anlatıcı “Tanrı’nın sükûtunu” içerek beslenir,
– Tüm bunlara rağmen “kristal melekler” karanlığın ortasında çınlamaya devam eder.

Hristiyanlık öğretisi, Trakl’ın bu karanlık ve nihai çöküş vizyonuna âdeta hapsolmuştur. Şiir ruhani bir boyutun varlığını kabul eder, ancak hiçbir şekilde bir “kurtuluş” umudu sunmaz.

İlginç Bir Not:
“De Profundis” neşredildiği dönemde öylesine dikkat çekmiş ve o kadar karakteristik bulunmuştur ki, hemen ardından anonim bir parodinin yazılmasına ilham olmuştur. Şiirin ilk dizesine atıfta bulunan bu alaycı parodi şu dizeyle başlar:

“Es ist ein Hurenhaus in das ein besoffener Dichter fällt”
(Sarhoş bir şairin içine düştüğü bir kerhanedir bu.)

Güzel Gençlik, Schöne Jugend

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

Güzel Gençlik

Sazlıklar arasında onca zaman yatmış bir kızın ağzı,
nasıl da kemirilmiş duruyordu öyle.
Göğüs kafesi kırılıp da yarıldığında, delik deşikti yemek borusu.
En nihayetinde, diyaframının altındaki loş çardakta,
bir yavru sıçan yuvası bulundu.
Cansız seriliydi aralarında bir küçük kız kardeş.
Ciğerle, böbrekle semiriyordu ötekiler,
soğumuş kanı yudumluyor,
ve işte şuracıkta, güzel mi güzel bir gençlik sürüyorlardı.
Derken güzel ve apansız çıkageldi ölümleri de:
Tutup da hepsini fırlatıp attılar suya.
Ah, nasıl da ciyak ciyaktı o minnacık burunlar!

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

Gottfried Benn

Der Mund eines Mädchens, das lange im Schilf gelegen hatte,
sah so angeknabbert aus.
Als man die Brust aufbrach, war die Speiseröhre so löcherig.
Schließlich in einer Laube unter dem Zwerchfell
fand man ein Nest von jungen Ratten.
Ein kleines Schwesterchen lag tot.
Die andern lebten von Leber und Niere,
tranken das kalte Blut und hatten
hier eine schöne Jugend verlebt.
Und schön und schnell kam auch ihr Tod:
Man warf sie allesamt ins Wasser.
Ach, wie die kleinen Schnauzen quietschten!

1912
Schöne Jugend


Bu şiir, Gottfried Benn’in 1912 yılında neşrettiği ve dönemin Alman edebiyatında bir şok etkisi yaratan Morgue und andere Gedichte (Morg ve Diğer Şiirler) adlı ilk şiir derlemesinin en ünlü eserlerinden biridir. Asıl mesleği doktorluk ve patoloji uzmanlığı olan Benn, bu derlemedeki şiirlerinde mesleki tecrübelerini sanata taşımıştır. Şiirin her mısrasına sinen soğukkanlı, histen arınmış ve âdeta bir “otopsi raporu” okuyormuş hissi veren ton, şairin bu klinik bakış açısından kaynaklanır.

Şiirin en sarsıcı yanı, “Güzel Gençlik” (Schöne Jugend) başlığı ile sunduğu grotesk muhteva arasındaki uçurumdur. Okuyucu başlığa bakarak romantik, taze ve umut dolu bir ilkgençlik tasviri beklerken; şiirdeki “güzel gençliğin” boğulmuş bir kız çocuğuna değil, onun cesedi içinde, ciğer ve böbreklerle beslenerek büyüyen bir yavru sıçan sürüsüne ait olduğu ortaya çıkar. Benn, insanın trajedisini tabiatın acımasız ve kayıtsız döngüsü içinde sıfırlar.

Şiirin açılışında yer alan “sazlıklar arasında yatan kız” imgesi, Batı edebiyatının ve resminin en popüler romantik motiflerinden biri olan Shakespeare’in trajik karakteri Ophelia’ya bir göndermedir. Ancak Benn, bu romantik intihar tablosunu parçalar. Suya karışan zarif bir trajedi yerine; kemirilmiş bir ağız, delik deşik olmuş bir yemek borusu ve diyafram altında yuvalanmış kemirgenlerle dolu çürüyen bir et yığını sunar. Güzellik, yerini tiksintiye ve çürümeye bırakır.

Benn’in bu şiiri, Alman Ekspresyonizminin en sivri emsallerindendir. Burjuvazinin estetik ve ahlaki değerlerine karşı takınılan isyankâr tutum, tabu sayılan iğrençliklerin estetize edilmeden, en çiğ hâliyle (soğumuş kanı yudumlayan sıçanlar, suya fırlatılıp boğulan yavruların ciyaklaması) okura sunulmasıyla kendini gösterir.

Kemik, Chūya Nakahara

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

Kemik

İşte şuracıkta, baksanıza, benim kemiğim,
Hayattayken çekilen onca kahırla yoğrulmuş
Yarıp da çıkmış o murdar eti,
Yağmurlarda yuna yuna ağarmış,
Fırlamış, sipsivri ucu.

Ne bir ışıltısı var ne de bir feri,
Beyhude, çiğ bir beyazlık işte,
Emiyor yağmuru,
Dövülüyor rüzgârlara,
Bulaşıyor üzerine gökyüzü.

Nefes aldığı o günlerde,
Hıncahınç bir lokantada hani,
Oturmuşluğu da vardır bu kemiğin,
Bir tas haşlanmış ot yemişliği de vardır,
Düşündükçe gülesim geliyor şimdi.

İşte, bakın hele, benim kemiğimdir bu——
Seyreden ben miyim? Bir acayip iş doğrusu.
Özüm bedenden ayrı kalmış da sanki,
Dönüp dolaşıp dikilmiş bu kemiğin başına,
Seyre mi dalmış öylece kendini?

Sılada, cılız bir derenin kıyısında,
Yarı kurumuş otların arasında dikilip,
Seyreden, ——ben miyim?
Tıpkı tarlada dikili bir nişan tahtası gibi,
Bembeyaz ve sipsivri duruyor kemik.

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ


Hone

ホラホラ、これが僕の骨だ、
Hora hora, kore ga boku no hone da,
生きてゐた時の苦労にみちた
Ikite ita toki no kurō ni michita
あのけがらわしい肉を破つて、
Ano kegarawashii niku o yabutte,
しらじらと雨に洗はれ、
Shirajira to ame ni araware,
ヌックと出た、骨の尖。
Nukku to deta, hone no saki.

それは光澤もない、
Sore wa kōtaku mo nai,
ただいたづらにしらじらと、
Tada itazura ni shirajira to,
雨を吸収する、
Ame o kyūshū suru,
風に吹かれる、
Kaze ni fukareru,
幾分空を反映する。
Ikubun sora o han’ei suru.

生きてゐた時に、
Ikite ita toki ni,
これが食堂の雑沓の中に、
Kore ga shokudō no zattō no naka ni,
坐つてゐたこともある、
Suwatte ita koto mo aru,
みつばのおしたしを食つたこともある、
Mitsuba no oshitashi o kutta koto mo aru,
と思へばなんとも可笑しい。
To omoeba nantomo okashii.

ホラホラ、これが僕の骨——
Hora hora, kore ga boku no hone——
見てゐるのは僕? 可笑しなことだ。
Mite iru no wa boku? Okashina koto da.
霊魂はあとに残つて、
Reikon wa ato ni nokotte,
また骨の処にやつて来て、
Mata hone no tokoro ni yatte kite,
見てゐるのかしら?
Mite iru no kashira?

故郷の小川のへりに、
Kokyō no ogawa no heri ni,
半ばは枯れた草に立つて、
Nakaba wa kareta kusa ni tatte,
見てゐるのは、——僕?
Mite iru no wa, ——boku?
恰度立札ほどの高さに、
Chōdo tatefuda hodo no takasa ni,
骨はしらじらととんがつてゐる。
Hone wa shirajira to tongatte iru.

中原中也
Nakahara Chūya


Chūya Nakahara (1907-1937), Fransız Sembolizminden (özellikle Arthur Rimbaud ve Paul Verlaine’den) ve Dadaizm’den derinden etkilenmiş, 30 yaşında tüberkülozdan hayata veda etmiş trajik ve dâhi bir şairdir. “Kemik”, onun yaşama, ölüme ve kendi varlığına karşı geliştirdiği tuhaf, yabancılaşmış ama bir o kadar da alaycı (hatta çocuksu) tavrın en parlak emsallerinden biridir. Şiirin açılışındaki “ホラホラ” (Hora hora / İşte, baksanıza) nidası, bu çocuksu ve tekinsiz oyunbazlığın bir tecellisidir.

Şiirde “murdar et”, yaşarken çekilen kederleri, travmaları ve dünyevi yükleri temsil ederken; etten sıyrılıp çıkan “kemik”, varoluşun en çıplak, en kalıcı ve en saf hâlini remzeder. Nakahara, ruhun bedenden ayrıldığı post-mortem (ölüm sonrası) bir anı kurgular ve âdeta kendi otopsisini yapan bir hayalet gibi, toprağın üstünde duran kendi kemiğine dışarıdan, şaşkınlıkla bakar.

Şiirin en vurucu kısımlarından biri de ihtiva ettiği absürt kara mizahtır. Ölümü ve çürümeyi hatırlatan soğuk, sipsivri kemiğin, bir zamanlar hıncahınç bir lokantada oturup “haşlanmış ot yediğini” hatırlamak anlatıcıya komik gelir (Orijinaldeki mitsuba no oshitashi / haşlanmış yaban maydanozu, son derece sıradan ve mütevazı bir yemektir). Ölümün mutlaklığı karşısında, yaşam gailesinin ve biyolojik ihtiyaçların ne kadar gülünç olduğu vurgulanır.

Son kıtalarda mekân, şairin terk ettiği memleketindeki (Yamaguchi) cılız bir derenin kıyısına taşınır. Kemik, kurumuş otların arasına saplanmış bir “nişan tahtası” (orijinal metindeki tatefuda, aynı zamanda bir işaret levhası veya mezar tahtası manasına da gelir) gibi dikilmektedir. Hiçbir şey ifade etmeyen, sadece rüzgârı ve yağmuru emen bu kemik imgesi, insanın yeryüzündeki yapayalnızlığının altını çizer.

Afyon, Amiri Baraka

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

AFYON

uuuuuuuuuu
uuuuuuuuuu
uuuuuuuuuu uuu bir huzme bir ışık sabah alevi linç hâlâ
uuuuuuu, rüyalarda dünkü-acı
gelir gene. ırk-acısı, insanlar insanlarımız
bizim insanımız
her yerde... heh... uuuuu, heh
uuuuu. heh
bizim insanımız
evet insanımız
her insan
insanların çoğu
uuuuuu, heh uuuuu, insanların çoğu
acı içinde
dünkü-acı, ve acı bugünkü
(Çığlık atarak) ooovaov! ooovaov! Şeytan
olmalı
(bir pençe saplanmış gibi havaya zıplayarak) oooo
vaov! oooovaov! (çığlık atarak)

Şeytan olmalı bu
Şeytan olmalı bu
Şeytan olmalı bu
(evanjelik bir kutsama gibi titrer
kızışmış bir evanjelik kutsama gibi
tef sallar)

ooovaov! ooovaov! heh, şeytan, heh, şeytan
ooovaov!
Şeytan olmalı bu şeytan olmalı
(elindeki çanağı para toplar gibi sallar) olmalı olmalı
olmalı
o olmalı bu şeytan olmalı, rockefeller olamaz
(gözler kayar,
kırpışır, ve tam ters yöne
bakmak için
zıplayıp döner) o olamaz, tövbe haşa
dupont olamaz, tövbe tövbe, o olamaz, haşa,
imkânı yok
imkânı yok, yo yo, yok öyle dava — olamaz
o zengin ahali
onlar bize iyi onlar bize iyi onlar
bize iyi onlar
bize iyi onlar bize iyi biliyorum, efendi
öyle söledi
ben de, gördüm kanal 7de, gördüm kanal 9da
gördüm kanal
4te ve 2de ve 5te. Zengin ahali
bize iyi
fakir fukara bir bok değil, çok şükür, çok şükür,
ooovaov! oovaov!
şeytan olmalı, cennete gidicem ben
ölünce, biz ölünce
her şey bambaşka olcak, biz ölünce
olmıycaz aç
olmıycaz biilaç, acı çekmiycez
bunları yaşamıycaz
bi daha, ölünce, ölünce ovaooo!
ovaovoooo!
biz ölünce, her şey güzel olcak, ne kadar istersek
o kadar paramız
olcak ölünce, ne kadar istersek
o kadar yemek bizim olcak
zenginlerinki gibi güzel bi evimiz olcak, biz
ölünce, biz ölünce, biz
ölünce, rahip ike gibi yaşıycaz, ölünce,
allah’ım çok şükür, çok şükür, şeytan
olmalı, kapitalizm olamaz, kapitalizm değil,
kapitalizm değil,
yo o olamaz, jimmy carter yalan atmaz,
“hayat adil değil” ama kapitalizm olamaz o
şeytan olmalı, ovaov! polis değil,
jimmy carter yalan atmaz, biliyosun
rosalynn atmaz lillian atmaz, onun
keş ırkçı kardeşi jimmy’yi bağlamaz
içine şeytan kaçmış olmalı, diyorum
sana, malcolm’ı şeytan öldürdü
ve dr king’i de, hatta kennedy’lerin ikisini de,
ve pablo neruda’yı, o devirdi
allende hükümetini. lumumba'yı o öldürdü, o
pazalık yapıyo getir-götür’le,
ye-iç-tıkın’la ve birmingham’la, oralarda
bi yerlerde “Rodezya”da, ian smith
adıyla geziniyo, şeytan olmalı, vortser olamaz,
aparteid olamaz, emperyalizm
olamaz, jimmy carter yalan atmaz, duymadın
mı birlik ve beraberlik konuşmasında
ne dediğini, rosalynn’in gerdirmekten donmuş suratı
üzerine yemin ederim ki yalan atmaz
nixon attı ama, haldeman attı, dean attı, hoover
attı hoover tuttu da (siki)
ama jimmy asla, jimmy yapmaz jimmy yalan atmaz,
şeytan olmalı, atın şu
çanağa paranızı, şeytan olmalı, cennette
hepimiz düzelicez
rockefeller olamaz, o amos pootbootie’ye
burs verdi Davranış
Değiştirme Üniv’de, ve Genevieve Nerdeysebeyaz
çalışıyor onun vakfında
Zenciler olmalı! Mellon olamaz, o Winky
Kıçyalar’a ortaklık verdi bankasında
Pittsburgh’un varoş zenci mahallesindeki ipotekleri
kapatma işi için onu yetkili kılarak, o olamaz.
(Gevezelik etmeye, ve feryat etmeye devam
ediyor, manyak bir sırıtışla kasılarak)
Evetefendiler, efendiler, efendiler, efendiler, eff-
fendiler, efendiler, efendiler, efendiler,
çanağa atın paranızı, gecikmeyin, beklemeyin
vakit yok, cennete gidiceksiniz
ölünce, ihtiyacınız olan her şey sizin olucak
bir kere göçüp gidince, evetefendim, jeffersons’ta
duydum bunu, the rookies’de duydum,
Hepsini yuttum
löp diye roots dizisindeki her şeyi: kölelik ne güzel değil miydi
çok kıyak işti lan
tek yapman gereken melon şapkalar ve yelekler
giymek ve tavukları eğitmek ve eğer aklın varsa
parayı bastırıp almaktı hürriyetini, şeytan
olmalı beyazlar olamaz
tembel zenciler zincirlediler birbirlerini ve attılar
kendi kara kıçlarını teknelerin
dibine, [(tamam lafı açılmışken Kral
Kıçıkaravasi yardım etti senin kıçını teknelerin
dibine fırlatman için, anan, karın, ve
onları bi daha asla göremedin)] şeytan
olmalı bu, sökülün paraları koyun şu çanağa
paraları, cennet yakında burada,
tek yapman gereken ölmek, yaşamayı bırakmak, kapat
gözlerini nefes
almayı bırak ve şakkk cennet burda, istediğin
her şeye sahipsin artık, Şak diye
birden bire, cennet burda, ne istersen
var, şu çalıştığın
montaj hattı havada dağılıp gidecek ovaovaoo!
ovaovaoo! Ölmen gerek sadece
sade ölmen gerek, bu yalan dünya bir bok diil, şeytan
olmalı seni böyle
düşündüren, rockefeller olamaz, olamaz mor-
gan, kapitalizm olamaz
ulusal baskı olamaz ovaov! Mümkün Değil!
Hadi git işe çalış ve sakin
ol, git işe çalış ve yaslan arkana, azıcık daha
sabret göçüp gidene kadar
her şey güzel olacak bir kere gittiğinde. ver şu
zulaladığın son akçeyi ver
bana bacım, ver hadi şu mangırı abi-
cim, herşey güzel olucak
öbür tarafta, ruhunuz paklanmış bembeyaz
yıkanmış olucak. evet. evet. evet. ovaov.
hadi git çalış, git uyu, aynen, git
uyu, git çalış, aynen
ovaov. ovaov. uuuuuuuuuu, uuuuuuuuuuu,
uuuuuuuuuuu. evet, uuuuuuu. evet.
uuuuuuuuuu.
â min.

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

DOPE

uuuuuuuuuu
uuuuuuuuuu
uuuuuuuuuu   uuu   ray light morning fire lynch yet
                                     uuuuuuu, yester-pain in dreams
                                     comes again. race-pain, people our people
                                         our people
                                     everywhere... yeh... uuuuu, yeh
                                     uuuuu. yeh
                                     our people
                                     yes people
                                     every people
                                     most people
                                     uuuuuu, yeh uuuuu, most people
                                     in pain
                                     yester-pain, and pain today
                                     (Screams) ooowow!      ooowow! It must be
                                         the devil
                                     (jumps up like a claw stuck him) oooo
                                         wow! oooowow! (screams)
 
                                     It must be the devil
                                     It must be the devil
                                     it must be the devil
                                     (shakes like evangelical sanctify
                                     shakes tambourine like evangelical sanctify
                                         in heat)
 
                                     ooowow! ooowow! yeh, devil, yeh, devil
                                         ooowow!
                                     Must be the devil must be the devil
                                     (waves plate like collection) mus is mus is
                                         mus is
                                     mus is be the devil, cain be rockefeller
                                         (eyes roll
                                     up batting, and jumping all the way around
                                         to face the
                                     other direction) caint be him, no lawd
                                     aint be dupont, no lawd, cain be, no lawd, 
                                         no way
                                     noway, naw saw, no way jose — cain be
                                         them rich folks
                                     theys good to us theys good to us theys
                                         good to us theys
                                     good to us theys good to us, i know, the
                                         massa tolt me
                                     so, i seed it on channel 7, i seed it on
                                         channel 9 i seed
                                     it on channel 4 and 2 and 5. Rich folks
                                         good to us
                                     poor folks aint shit, hallelujah, hallelujah,
                                         ooowow! oowow!
                                     must be the devil, going to heaven after i
                                         die, after we die
                                     everything going to be different, after we die
                                         we aint gon be
                                     hungry, ain gon be pain, ain gon be sufferin
                                         wont go thru this
                                     again, after we die, after we die owooo!
                                         owowoooo!
                                     after we die, its all gonna be good, have all
                                         the money we
                                     need after we die, have all the food we
                                         need after we die
                                     have a nice house like the rich folks, after
                                         we die, after we die, after we
                                     die, we can live like rev ike, after we die,
                                         hallelujah, hallelujah, must be
                                     the devil, it ain capitalism, it aint capitalism,
                                         it aint capitalism,
                                     naw it aint that, jimmy carter wdnt lie,
                                         “lifes unfair” but it aint capitalism
                                     must be the devil, owow! it ain the police,
                                         jimmy carter wdnt lie, you
                                     know rosalynn wdnt not lillian, his
                                         drunken racist brother aint no reflection
                                     on jimmy, must be the devil got in im, i tell
                                         you, the devil killed malcolm
                                     and dr king too, even killed both kennedies,
                                         and pablo neruda and overthrew
                                     allende’s govt. killed lumumba, and is
                                         negotiating with step and fetchit,
                                     sleep n eat and birmingham, over there in
                                         “Rhodesia”, goin’ under the name
                                     ian smith, must be the devil, caint be vortser,
                                         caint be apartheid, caint
                                     be imperialism, jimmy carter wdnt lie, didnt
                                         you hear him say in his state
                                     of the union message, i swear on rosalynn’s
                                         face-lifted catatonia, i wdnt lie
                                     nixon lied, haldeman lied, dean lied, hoover
                                         lied hoover sucked (dicks) too
                                     but jimmy dont, jimmy wdnt jimmy aint lying,
                                         must be the devil, put yr
                                     money on the plate, must be the devil, in
                                         heaven we’all all be straight
                                     cain be rockefeller, he gave amos pootbootie a
                                         scholarship to Behavior
                                     Modification Univ, and Genevieve Almoswhite
                                         works for his foundation
                                     Must be niggers! Cain be Mellon, he gave
                                         Winky Suckass, a fellowship in
                                     his bank put him in charge of closing out
                                         mortgages in the lowlife
                                     Pittsburgh Hill nigger section, caint be him.
                                                  (Goes on babbling, and wailing, jerking
                                         in pathocrazy grin stupor)
                                     Yessuh, yessuh, yessuh, yessuh, yessuh, yes-
                                         suh, yessuh, yessuh, yessuh, yessuh,
                                     put yr money in the plate, dont be late, dont
                                         have to wait, you gonna be in
                                     heaven after you die, you gon get all you need
                                         once you gone, yessuh, i heard
                                     it on the jeffersons, i heard it on the rookies,
                                         I swallowed it
                                     whole on roots: wasn’t it nice slavery was so
                                         cool and
                                     all you had to do was wear derbies and vests
                                         and train chickens and buy your
                                     way free if you had a mind to, must be the
                                         devil, wasnt no white folks,
                                     lazy niggers chained theyselves and threw
                                         they own black asses in the bottom
                                     of the boats, [(well now that you mention it King
                                     Assblackuwasi helped throw yr ass in
                                     the bottom of the boat, yo mamma, wife, and
                                         you never seed em no more)] must
                                     a been the devil, gimme your money put your
                                         money on this plate, heaven be here soon,
                                     just got to die, just got to stop living, close yr
                                         eyes stop
                                     breathin and bammm-O heaven be here, you
                                         have all a what you need, Bam-O
                                     all a sudden, heaven be here, you have all you
                                         need, that assembly line
                                     you work on will dissolve in thin air owowoo!
                                         owowoo! Just gotta die
                                     just gotta die, this ol world aint nuthin, must be
                                         the devil got you
                                     thinkin so, it cain be rockefeller, it cain be mor-
                                         gan, it caint be capitalism
                                     it caint be national oppression owow! No Way!
                                         Now go back to work and cool
                                     it, go back to work and lay back, just a little
                                         while longer till you pass
                                     its all gonna be alright once you gone. gimme
                                         that last bitta silver you got
                                     stashed there sister, gimme that dust now broth-
                                         er man, itll be ok on the
                                     other side, yo soul be clean be washed pure
                                         white. yes. yes. yes. owow.
                                     now go back to work, go to sleep, yes, go to
                                         sleep, go back to work, yes
                                     owow. owow. uuuuuuuuuu, uuuuuuuuuuu,
                                         uuuuuuuuuuu. yes, uuuuuuu. yes.
                                         uuuuuuuuuu.
                                     a men.
1954, New York, NY

Ne Zaman Tapacağız İsa’ya, Amiri Baraka

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

NE ZAMAN TAPACAĞIZ İSA’YA

İsa’ya tapacağız
İsa bizim için
Bişeyler yaptığında
İsa beyaz sarayı
havaya uçurduğunda
yahut nixon’ı indirip
meclisi dağıttığında
yahut general motors’u iflas ettirip de
onu, diskodaki çömez er motors’a çevirdiğinde
isa tapacağız isa’ya
isa aşağı indiğinde
isa o haç boyalı, vitray camlı & zenci
halkın düşmanlarıyla dolu bir vites kutusu olan
sarı lincoln’ünden
indiğinde isa’ya tapacağız en azından
birini korkutacak kadar
belalı olduğunda isa—polisler korkmuyor
isa’dan
torbacılar korkmuyor
isa’dan, kapitalistler ırkçılar
emperyalistler korkmuyor
isa’dan siktir oradan para kazanıyorlar
isa’dan
tapacağız isa’ya mao da
taptığında, toure de
Nkrumah’nın yıldızının yerini
haç aldığında
İsa’nın bizim düşmanlarımızdan bazılarını benzetmesi
gerekiyor, sonra bakarız
duruma, bütün o çığlıklar ve bağırtılar
& böğürtüler ve inlemeler isa’dan
bahseden, isa, kırmızı
ekose kadife takım elbisesi + 8 inç topuklu
ayakkabılarıyla serçe parmağında
gerçekten kanayan
yumurta kadar bir yakut olan isa
apollo tiyatrosu’nda bacak şovu
yapan ve yardım eden
nixon’ın zencileri kafalamasına
isa bizatihi tek gözlü hâliyle
johnny carson’ı arkasından
ağzından öpüyo
isa’nın tutuklanması lazım
daha iyi bir şey olana dek
isa’nın yere yatırılıp kırbaçlanması lazım
isa yüzümüzü gökyüzüne
çevirmekten başka bişey
yapmadı (o ve evlâdı allah
da, ona da bir bakılması
lazım!)
bir tekne dolusu ak-47
ve biraz dinamit alıp
körfez için robotluk yapan
abernati’yi havaya uçurduğunda
isa’ya tapacağız
tutuklanması lazım isa’nın
yerden
kalkan zencilerden başka
kimselere tapmıycaz
kendi ırkının dışından
birinin ismini taktığı kandırılmış
bir zenci olmadığı sürece o
tapmıycaz isa’ya
isa’ya tapmanız ‘çin
kendinize tapmanız lazım
isa’yı pataklamanız ( + bu kadar
dalmışken
onun tekinsiz abisi
allah’a da bir bakmanız lazım
çünkü isa’ya tapmıycaz
isa’ya
tapmıycaz
isa’ya
tapmıycaz
bişeyler yapana dek
bize yardım edene dek
dünya değişene dek
yapamaz ki, isa yapamaz, o değiştiremez dünyayı
biz değiştirebiliriz dünyayı
geri kalmışlığın güçlerine karşı biz mücadele edebilir, biz değiştirebiliriz dünyayı
kendimize, kendi uyuşukluğumuza, bizi ezenle olan münasebetimize,
bizi köleleri olarak kendilerine bağlayan kültürel saldırgınlığa karşı
biz mücadele edebiliriz.
biz değiştirebiliriz dünyayı
isa’ya tapmıycaz çünkü isa yok
şarkılar ve hikâyeler haricinde ayinler ve danslar haricinde, gecekondu lekeli
gözyaşları ya da tarihe uzanan trilyon dolarlık zenginlik dışında, insan aklının
zulmünün tarihine
içimizdeki güce tapıyoruz biz
kendimize tapıyoruz biz
içimizdeki ışığa tapıyoruz biz
içimizdeki sıcaklığa tapıyoruz biz
dünyaya tapıyoruz biz
içimizdeki aşka tapıyoruz biz
kendimize tapıyoruz biz
tabiata tapıyoruz biz
kendimize tapıyoruz biz
içimizdeki hayata tapıyoruz biz, ve ilme, ve bilgiye, ve görünen dünyanın
dönüşümüne
fakat asla isa’ya tapmıyoruz biz
cadıları ve şeytanları ve hortlakları ve cinleri, egemenlerin bizi fanteziye
ve illüzyona zincirlemek için attığı o hoşa giden yalanları meşrulaştırmıycaz
hayat hakkında şarkılar söyleyin, isa hakkında değil
devrim hakkında şarkılar söyleyin, isa hakkında hiç değil
isa hakkında şarkılar söylemeyi kesin,
yaradılış hakkında, bizim yaradılışımız hakkında, dünyanın hayatı ve onu
dönüştürmek için nasıl mücadele ettiğimiz o olağanüstü tabiat hakkında şarkılar
söyleyin, fakat dünyayı çarpıtarak kendimizi mağdur etmiyelim
isa için sızlanmayı bırakın, isa için ter dökmeyi ve ağlamayı ve tepinmeyi ve
ölmeyi bırakın, tabii ülkeyi el değiştirmeye zorlamak için kurduğumuz ordunun
adı bu değilse. Ve gelin ona isa demeyelim, bu konuda, hızlı bir oybirliği elde
edelim, o kara alevden pazıya o ismi vermiyceğimize yemin billah edelim
görünmez ruhani zindan
ya da uysal vizyonlu deli gömleği de olmaz, gelin halkın ordusu diyelim ona, yahut wapendtizi yahut
simba
wachanga, fakat asla ona isa demiyelim, ve isa’ya tapmıyalım asla, çıkarın
aklınızdan isa’yı. Yeni dünyayı hakikatten inşa edin, ve dahi yeni vizyonu
dünyada neyin olduğunu keşfetmeye
dünyada ne olduğunu anlamaya geldik!
değişimi tasavvur etmeye, ve onu mecbur kılmaya geldik.
bizler devrime tapıyoruz

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

WHEN WE’LL WORSHIP JESUS

We’ll worship Jesus
When jesus do
Somethin
When jesus blow up
the white house
or blast nixon down
when jesus turn out congress
or bust general motors to
yard bird motors
jesus we’ll worship jesus
when jesus get down
when jesus get out his yellow lincoln
w/the built in cross stain glass
window & box w/black peoples
enemies we’ll worship jesus when
he get bad enough to at least scare
somebody—cops not afraid
of jesus
pushers not afraid
of jesus, capitalists racists
imperialists not afraid
of jesus shit they makin money
off jesus
we’ll worship jesus when mao
do, when toure does
when the cross replaces Nkrumah’s
star
Jesus need to hurt some a our
enemies, then we’ll check him
out, all that screaming and hollering
& wallering and moaning talkin bout
jesus, jesus, in a red
check velvet vine + 8 in. heels
jesus pinky finger
got a goose egg ruby
which actual bleeds
jesus at the apollo
doin splits and helpin
nixon trick niggers
jesus w/his one eyed self
tongue kissing johnny carson
up the behind
jesus need to be busted
jesus need to be thrown down and whipped
till something better happen
jesus aint did nothin for us
but kept us turned toward the
sky (him and his boy allah
too, need to be checkd
out!)
we’ll worship jesus
when he get a boat load of ak-47s
and some dynamite
and blow up abernathy robotin
for gulf
jesus need to be busted
we ain’t gonna worship nobody
but niggers gettin up off
the ground
not gon worship jesus
unless he just a tricked up
nigger somebody named
outside his race
need to worship yo self fo
you worship jesus
need to bust jesus ( + check
out his spooky brother
allah while you heavy
on the case
cause we ain gon worship jesus
we aint gon worship
jesus
we aint gon worship
jesus
not till he do somethin
not till he help us
not till the world get changed
and he ain, jesus ain, he cant change the world
we can change the world
we can struggle against the forces of backwardness, we can change the world
we can struggle against our selves, our slowness, our connection with
the oppressor, the very cultural aggression which binds us to our enemies
as their slaves.
we can change the world
we aint gonna worship jesus cause jesus dont exist
xcept in song and story except in ritual and dance, except in slum stained
tears or trillion dollar opulence stretching back in history, the history
of the oppression of the human mind
we worship the strength in us
we worship our selves
we worship the light in us
we worship the warmth in us
we worship the world
we worship the love in us
we worship our selves
we worship nature
we worship ourselves
we worship the life in us, and science, and knowledge, and transformation
of the visible world
but we aint gonna worship no jesus
we aint gonna legitimize the witches and devils and spooks and hobgoblins
the sensuous lies of the rulers to keep us chained to fantasy and illusion
sing about life, not jesus
sing about revolution, not no jesus
stop singing about jesus,
sing about, creation, our creation, the life of the world and fantastic
nature how we struggle to transform it, but dont victimize our selves by
distorting the world
stop moanin about jesus, stop sweatin and crying and stompin and dyin for jesus
unless thats the name of the army we building to force the land finally to
change hands. And lets not call that jesus, get a quick consensus, on that,
lets damn sure not call that black fire muscle
no invisible psychic dungeon
no gentle vision strait jacket, lets call that peoples army, or wapendtizi or
simba
wachanga, but we not gon call it jesus, and not gon worship jesus, throw
jesus out yr mind. Build the new world out of reality, and new vision
we come to find out what there is of the world
to understand what there is here in the world!
to visualize change, and force it.
we worship revolution

Zenciler!, Amiri Baraka

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

ZENCİLER!

⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀Peki ya geçen hafta Frelinghuysen’de gördüğünüz o kıyak araba, yahut Sears, Bambergers, Klein’s, Hahnes, Chase ve o küçük yavudi işletmelerindeki fırınlar, buzdolapları, pikaplar? Peki ya Washington Caddesi’ndeki o fena mücevherler ve Springfield’daki mağazalar? Bunları nasıl elde edeceksiniz biliyorsunuz, alabilirsiniz onları evet, peşinat yok, para mara yok, para ağaçta yetişmez olmaz öyle şey, sadece o beyaz oğlan, o üretir parayı makinesiyle, sizleri kontrol edebilmek için, beyaz bir adamdan çalamazsınız hiçbir şey, o çoktan çaldı zaten, istediğiniz her şeyi borçludur size o, hatta canını bile. Şayet sihirli sözcükleri söylerseniz bütün dükkânlar açılacaktır sizlere. Sihirli sözcükler şunlar: Yaslan duvara orospu çocuğu, bu bir soygun! Yahut: Camı indir geceleyin (bunlar sihirli amellerdir) indir camları güpegündüz, indir ne zaman istersen, hep beraber, gel indirelim camları çekip alalım içeride ne bok varsa. Peşinat yok. Vade yok. Ne istiyorsanız onu alın. Caddede efsunlu dans. Koşturun Broad Caddesi’nden bir aşağı bir yukarı zenciler ne bok istiyorsanız alın. Gerekiyorsa canlarını da alın, alın ne istiyorsanız neye ihtiyacınız varsa. Caddelerde dans edin bir aşağı bir yukarı, müziği açın sonuna kadar, koşturun caddede müzikle, Market Caddesi’ndeki o güzel radyolar, buraya bilhassa sizler için getirildiler. Kardeşlerimiz her yerde vızır vızır, parça pinçik ediyorlar o pelte kıvamındaki beyaz suratları. Kendi Dünyamızı yaratmalıyız, dostum, kendi dünyamızı, ve beyaz adam geberip gitmeden yapamayız bunu. Hadi toplanıp gebertelim onu dostum, toplayalım güneşin meyvelerini, zenci çocukların içinde büyümesini ve öğrenmesini istediğimiz bir dünya yaratalım ki, çocuklarınız büyüdüklerinde suratınıza bakıp da, o mankurt hâllerinize acıyarak lanet etmesinler size.

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

BLACK PEOPLE!

⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀What about that bad short you saw last week on Frelinghuysen, or those stoves and refrigerators, record players in Sears, Bambergers, Klein’s, Hahnes’, Chase, and the smaller joosh enterprises? What about that bad jewelry, on Washington Street, and those couple of shops on Springfield? You know how to get it, you can get it, no money down, no money never, money dont grow on trees no way, only whitey’s, makes it with a machine, to control you you cant steal nothin from a white man, he’s already stole it he owes you anything you want, even his life. All the stores will open if you will say the magic words. The magic words are: Up against the wall mother fucker this is a stick up! Or: Smash the window at night (these are magic actions) smash the windows daytime, anytime, together, let’s smash the window drag the shit from in there. No money down. No time to pay. Just take what you want. The magic dance in the street. Run up and down Broad Streets niggers take the shit you want. Take their lives if need be, but get what you want what you need. Dance up and down the streets, turn all the music up, run through the streets with music, beautiful radios on Market Street, they are brought here especially for you. Our brothers are moving all over, smashing at jellywhite faces. We must make our own World, man, our own world, and we can not do this unless the white man is dead. Let’s get together and killhim my man, let’s get to gather the fruit of the sun, let’s make a world we want black children to grow and learn in do not let your children when they grow look in your face and curse you by pitying your tomish ways.

Tomino’nun Cehennemi, Saijo Yaso

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

Tomino’nun Cehennemi

​​Kan kusturur büyük ablası, küçüğüyse alev kusar,
O nazenin Tomino ise cisminden inciler saçar.

​Kimsesiz düşer Tomino, dûzahın derûnuna,
Bir çiçek olsun açmayan o zulmet girdabına.

​Ona kamçı vuran yoksa kendi ablası mıdır?
Kırbacın kızıl püskülü gelir aklına takılır.

​Vur ona, çal kamçıyı! Ah, vurmasan ne çare,
Ebedî cehenneme giden yol tektir neticede.

​Şu zulmet diyarında bir delîl eyler niyaz,
Altın tüylü koyuna, dertli bülbüle edip avaz.

Neler sığdırdı kim bilir o meşin dağarcığına,
Düşerken lâ-mekân dûzahın meşum yollarına?

Bahar iner vadiye, bahar gelir ormana,
Karanlık dûzahın yedi büklüm uçurumlarına.

​Kafestedir o bülbül, prangalıdır o koyun,
Gözyaşları süzülür nazenin Tomino’nun.

​Öt ey bülbül, dökülürken ormanın yağmurları,
Kız kardeşine hasretidir bu inleyen çığlıkları.

Cehennemde yankılanırken feryadı derinden,
Bir tilki düğünçiçeği açar altın renginden.

​Dûzahın yedi dağını, yedi nehrini aşan,
Yapayalnız bir seferdir bizim Tomino’ya kalan.

​Mademki cehennemdedir, koparıp getirin hadi,
İğne Dağı’nın o can yakan, sivri dikenlerini.

​Sebepsiz batırılmamıştır o kan rengi iğneler,
Nazenin Tomino’ya karanlıkta yol gösterirler.

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

トミノの地獄
Tomino no Jigoku

トミノの地獄
Tomino no Jigoku
姉は血を吐く、妹(いもと)は火吐く、
ane wa chi wo haku, imoto wa hihaku,
可愛いトミノは 宝玉(たま)を吐く。
kawaii tomino wa tama wo haku
ひとり地獄に落ちゆくトミノ、
hitori jigoku ni ochiyuku tomino,
地獄くらやみ花も無き。
jigoku kurayami hana mo naki.
鞭で叩くはトミノの姉か、
muchi de tataku wa tomino no ane ka,
鞭の朱総(しゅぶさ)が 気にかかる。
muchi no shuso ga ki ni kakaru.
叩けや叩きやれ叩かずとても、
tatake yatataki yare tatakazu totemo,
無間地獄はひとつみち。
mugen jigoku wa hitotsu michi.
暗い地獄へ案内(あない)をたのむ、
kurai jigoku e anai wo tanomu,
金の羊に、鶯に。
kane no hitsu ni, uguisu ni.
皮の嚢(ふくろ)にやいくらほど入れよ、
kawa no fukuro ni yaikura hodoireyo,
無間地獄の旅支度。
mugen jigoku no tabishitaku.
春が 来て候(そろ)林に谿(たに)に、
haru ga kitesoru hayashi ni tani ni,
暗い地獄谷七曲り。
kurai jigoku tanina namagari.
籠にや鶯、車にや羊、
kagoni yauguisu, kuruma ni yahitsuji,
可愛いトミノの眼にや涙。
kawaii tomino no me niya namida.
啼けよ、鶯、林の雨に
nakeyo, uguisu, hayashi no ame ni
妹恋しと 声かぎり。
imouto koishi to koe ga giri.
啼けば反響(こだま)が地獄にひびき、
nakeba kodama ga jigoku ni hibiki,
狐牡丹の花がさく。
kitsunebotan no hana ga saku.
地獄七山七谿めぐる、
jigoku nanayama nanatani meguru,
可愛いトミノのひとり旅。
kawaii tomino no hitoritabi.
地獄ござらばもて 来てたもれ、
jigoku gozaraba mote kite tamore,
針の御山(おやま)の留針(とめはり)を。
hari no oyama no tomebari wo.
赤い留針だてにはささぬ、
akai tomehari date niwa sasanu,
可愛いトミノのめじるしに。
kawaii tomino no mejirushi ni.

Tersim: Yuko Tatsushima (立島 夕子)
“I Can No Longer Be a Bride (Gelin Olamam Artık)”


Saijō Yaso’nun (1892-1970) 1919 tarihli Sakin (Kum Altını) adlı derlemesinde neşredilen bu şiir, günümüzde Japon edebiyatının en meşhur şehir efsanelerinden birine ev sahipliği yapar. 2000’li yılların başlarında internet kültüründe (özellikle Japon forumlarında), şiirin sesli okunduğu takdirde okuyan kişinin öleceği, kaza geçireceği veya onulmaz bir lanete çarpılacağı söylentisi yayılmıştır. Elbette bu lanet bütünüyle bir modern çağ kurgusudur; ancak şiirin ihtiva ettiği tekinsiz, karanlık çocuk tekerlemesi ritmi, bu efsanenin niçin tüm dünyaya yayıldığını çok iyi açıklar.

Şiir, Budizm’in cehennem (Jigoku) tasvirlerine dair panoramalar sunar. Orijinal metinde geçen Mugen Jigoku (Hiçlik/Avīci Cehennemi), reenkarnasyon döngüsündeki en derin, en karanlık ve acının kesintisiz olduğu en alt katmandır. Tomino’nun “altın koyun” ve “dertli bülbül” gibi hem masalsı hem de hüzünlü rehberlerle yedi dağ ve yedi nehri aşarak tek başına yolculuk etmesi, masumiyetin mutlak azapla olan imtihanını simgeler. Şiirin sonundaki “İğne Dağı” (Hari no Oyama) ise, günahkârların üzerinde yürümeye zorlandığı ananevi bir Japon cehennemi tasviridir.

Peki o “nazenin” Tomino niçin cehennemdedir? Şiirin açılışında ablanın kan, küçük kardeşin alev, Tomino’nun ise “inci” (orijinalindeki tama sözcüğü “mücevher” manasına geldiği gibi tını olarak “ruh” manasına da gelebilir) kusması neyin metaforudur? Edebiyat eleştirmenleri, bu mısraları umumiyetle Yaso’nun Birinci Dünya Savaşı sırasındaki kayıplarına, çocuk istismarına veya derin bir aile travmasına bağlar. Şiir, kız kardeşine hasret çeken, yediği kırbaçların izini zihninden atamayan bir çocuğun, kendi zihnindeki suçluluk diyarına (cehenneme) inmesini sembolize eder.

Şiiri Türkçeye aktarırken güncel ve pürüzsüz bir dil yerine Servet-i Fünun’a ve tasavvufa ait kelimeleri (dûzah, derûn, zulmet, lâ-mekân) tercih ettim. Japonya’nın ananevi cehennem imgeleri, Türkçenin doğusuna ait bu kadim kelimelerle birleşince; metin basit bir şiir olmaktan çıkıp, eski bir büyü parşömenine veya karanlık bir ayin metnine dönüştü. Servet-i Fünun’un dilini, o dönemde yazılmış olan Japonca şiirlere yakıştırıyorum.

Ayrıca, internet efsanesi olan şiirle birlikte, yukarıda bulunan görselin kafa kısmı da paylaşılmaktadır. Bu resim, tecavüze uğramış bir kızın ruh hâlini ve tecavüze uğrayan kızlara karşı Japon cemiyetindeki nazarı yansıtmaktadır.

Zenci Sanat, Amiri Baraka

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

ZENCİ SANAT

Şiirler zırvadır, şayet bir eşiğe
yığılmadıkça, dişler gibi, ağaçlar gibi
yahut limonlar gibi onlar. Yahut olmadıkça onlar,
erkeklerin terk ettiği, o üç kuruşluk kalpleriyle yerden yere vurduğu,
ve kahrından ölüp giden o zenci kadınlar gibi. Siktir et şiirleri eğer
bir boka yarayacaklarsa, gelip sana sıkacak,
üzerine çökecek, neysen o, seni öyle sevecek, bir pehlivan gibi
soluyacak, yahut işerken gelen o garip titreme gibi, silkeleyecekse seni.
bizler o fiyakalı dünyanın kanlı canlı laflarını istiyoruz, yaşayan etin
& çağlayan kanın. Kalpler Beyinler
Ruhlar, ateşi parça pinçik eden. Bizler şiirler istiyoruz, içlerindeki zenciyi
çıkarana dek, İskoçları pataklayan yumruk gibi şiirler
yahut o mülk sahibi yahudilerin vıcık vıcık göbeklerine saplı
hançer şiirleri istiyoruz. İstiyoruz, beyinleri ‘lizabeth taylor’ın
ayak parmakları arasına sıkışmış
kırmızı bir jöleye dönen o korselianalarının melez
sürtüklerine bulaşacak zenci şiirler. Leş
Orospular! Bizler “geberten şiirler” istiyoruz.
Suikast şiirleri, Silah sıkan
şiirler. Aynasızları ara sokaklarda güreşip yere seren,
ve silahlarını alıp dillerini sökerek onları ölü hâlde
İrlanda’ya postalayan şiirler. Çakma şiirler,
uyuşturucu satan o makarnacılar için, yahut kaypak yarıbeyaz
politikacılar için Tayyare şiirleri, rrrrrrrrrrrrrrrr
rrrrrrrrrrrrrrr… tututututututututu
…rrrrrrrrrrrrrrrr… Beyaz kıçlıların
alayına ateş ve ölüm salan. Yahudilerin Liberal
Sözcüsüne bakın hele, kavramış kendi boğazını &
kusarak teslim ediyor ruhunu ebediyete… rrrrrrrr
Bir zenci-lider var orada,
Sardi’nin barında bir tabureye
mıhlanmış, gözbebekleri eriyor
kızgın alevde Bir diğer zenci-lider ise
beyaz saray’ın merdivenlerinde
şerif’in apış arasına çökmüş,
halkı için pazarlık yapıyor pişkince.
Ahhhh… tökezliyor odanın içinde…
Çullan şunun üzerine, şiir. Çırılçıplak soy şunu
dünyanın gözü önünde! Bir başka belalı şiir, bir yahudikarının
ağzında çelik muştalar kırıyor

Şiir haykırsın zehirli gaz diye yeşil bereli canavarların üstüne
Fazilet ve aşk için temizlesin dünyayı,
Bırakın yazılmasın hiçbir aşk şiiri
ta ki aşk özgürce ve pir û pak
var olana dek. Bırakın zenciler anlasınlar
kendilerinin âşıklar ve âşıkların
oğulları ve savaşçılar ve savaşçıların
oğulları olduklarını Şiirler & şairler &
tüm güzelliklerdir onlar buradaki

Zenci bir şiir istiyoruz. Ve Zenci
bir Dünya.
Zenci Bir Şiire Kessin Şu Dünya
Ve Cümle Zenci Çığırsın Bu Şiiri
İster sükût ile
ister HAYKIRARAK

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

BLACK ART

Poems are bullshit unless they are
teeth or trees or lemons piled
on a step. Or black ladies dying
of men leaving nickel hearts
beating them down. Fuck poems
and they are useful, wd they shoot
come at you, love what you are,
breathe like wrestlers, or shudder
strangely after pissing. We want live
words of the hip world live flesh &
coursing blood. Hearts Brains
Souls splintering fire. We want poems
like fists beating niggers out of Jocks
or dagger poems in the slimy bellies
of the owner-jews. Black poems to
smear on girdlemamma mulatto bitches
whose brains are red jelly stuck
between ’lizabeth taylor’s toes. Stinking
Whores! We want “poems that kill.”
Assassin poems, Poems that shoot
guns. Poems that wrestle cops into alleys
and take their weapons leaving them dead
with tongues pulled out and sent to Ireland. Knockoff
poems for dope selling wops or slick halfwhite
politicians Airplane poems, rrrrrrrrrrrrrrrr
rrrrrrrrrrrrrrr… tuhtuhtuhtuhtuhtuhtuhtuhtuh
. . . rrrrrrrrrrrrrrrr… Setting fire and death to
whities ass. Look at the Liberal
Spokesman for the jews clutch his throat
& puke himself into eternity… rrrrrrrr
There’s a negroleader pinned to
a bar stool in Sardi’s eyeballs melting
in hot flame Another negroleader
on the steps of the white house one
kneeling between the sheriff’s thighs
negotiating cooly for his people.
Agggh… stumbles across the room…
Put it on him, poem. Strip him naked
to the world! Another bad poem cracking

steel knuckles in a jewlady’s mouth
Poem scream poison gas on beasts in green berets
Clean out the world for virtue and love,
Let there be no love poems written
until love can exist freely and
cleanly. Let Black People understand
that they are the lovers and the sons
of lovers and warriors and sons
of warriors Are poems & poets &
all the loveliness here in the world

We want a black poem. And a
Black World.
Let the world be a Black Poem
And Let All Black People Speak This Poem
Silently
or LOUD

Köpek Öldüren, Amiri Baraka

📁 Kategori: Terceme, Şiirler

KÖPEK ÖLDÜREN

Calvin Hernton ve Ishmael Reed için

Ferdin yozlaşmış cinneti. Tek başına
yaşayamazsın. Dünyadasın. Dünya mı, siktir et alayını. Dünya tıpkı senin gibidir
doğar ve bükülür, kayalar gibi yağan yağmurda gecenin cinnetiyle.
Alabama’nın çingene şivesi, soyulan dudaklardır müsebbibi. Eğer cidden
her şeyi bilmek istiyorsan, ananın kafasına bir gir bak. Kız kardeşinin o mühürlü
amına. Fikir sendromunun istilası, kışın gelişini alkışlar gibi tıpkı.
Kımıldatacak seni kış. Yoksa donacaksın Rusya’da ve
ömrün yetmeyecek, Marlon Brando’nun tahayyülündeki o Napolyon’u görmeye.
Ölümün bizler için fazla iyi kaldığı bir raddeye geldik. Âşığız bizler
şerrin faziletine. İşte irtibat. Islak etin
vitrinlerini tıkırdatmak, bunlar dönüyor kafanda, seni gebertsem şayet
benden nefret etme şansın bile olmayacak.

Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ

RED EYE

for Calvin Hernton and Ishmael Reed

The corrupt madness of the individual. You cannot live
alone. You are in the world. World, fuck them. World rise
and twist like you do, night madness in rain as heavy as stones.
Alabama gypsy talk, for peeling lips. Look in your mother’s head,
if you really want to know everything. Your sister’s locked up
pussy. Invasion of the idea syndrome like hand clapping winter in.
Winter will make you move. Or you will freeze in Russia and
never live to see Napoleon as conceived by Marlon Brando.
We are at the point where death is too good for us. We are
in love with the virtue of evil. This communication. Rapping
on wet meat windows, they spin in your head, if I kill you
will not even have chance to hate me