Tomino’nun Cehennemi
Kan kusturur büyük ablası, küçüğüyse alev kusar,
O nazenin Tomino ise cisminden inciler saçar.
Kimsesiz düşer Tomino, dûzahın derûnuna,
Bir çiçek olsun açmayan o zulmet girdabına.
Ona kamçı vuran yoksa kendi ablası mıdır?
Kırbacın kızıl püskülü gelir aklına takılır.
Vur ona, çal kamçıyı! Ah, vurmasan ne çare,
Ebedî cehenneme giden yol tektir neticede.
Şu zulmet diyarında bir delîl eyler niyaz,
Altın tüylü koyuna, dertli bülbüle edip avaz.
Neler sığdırdı kim bilir o meşin dağarcığına,
Düşerken lâ-mekân dûzahın meşum yollarına?
Bahar iner vadiye, bahar gelir ormana,
Karanlık dûzahın yedi büklüm uçurumlarına.
Kafestedir o bülbül, prangalıdır o koyun,
Gözyaşları süzülür nazenin Tomino’nun.
Öt ey bülbül, dökülürken ormanın yağmurları,
Kız kardeşine hasretidir bu inleyen çığlıkları.
Cehennemde yankılanırken feryadı derinden,
Bir tilki düğünçiçeği açar altın renginden.
Dûzahın yedi dağını, yedi nehrini aşan,
Yapayalnız bir seferdir bizim Tomino’ya kalan.
Mademki cehennemdedir, koparıp getirin hadi,
İğne Dağı’nın o can yakan, sivri dikenlerini.
Sebepsiz batırılmamıştır o kan rengi iğneler,
Nazenin Tomino’ya karanlıkta yol gösterirler.
Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ
トミノの地獄
Tomino no Jigoku
トミノの地獄
Tomino no Jigoku
姉は血を吐く、妹(いもと)は火吐く、
ane wa chi wo haku, imoto wa hihaku,
可愛いトミノは 宝玉(たま)を吐く。
kawaii tomino wa tama wo haku
ひとり地獄に落ちゆくトミノ、
hitori jigoku ni ochiyuku tomino,
地獄くらやみ花も無き。
jigoku kurayami hana mo naki.
鞭で叩くはトミノの姉か、
muchi de tataku wa tomino no ane ka,
鞭の朱総(しゅぶさ)が 気にかかる。
muchi no shuso ga ki ni kakaru.
叩けや叩きやれ叩かずとても、
tatake yatataki yare tatakazu totemo,
無間地獄はひとつみち。
mugen jigoku wa hitotsu michi.
暗い地獄へ案内(あない)をたのむ、
kurai jigoku e anai wo tanomu,
金の羊に、鶯に。
kane no hitsu ni, uguisu ni.
皮の嚢(ふくろ)にやいくらほど入れよ、
kawa no fukuro ni yaikura hodoireyo,
無間地獄の旅支度。
mugen jigoku no tabishitaku.
春が 来て候(そろ)林に谿(たに)に、
haru ga kitesoru hayashi ni tani ni,
暗い地獄谷七曲り。
kurai jigoku tanina namagari.
籠にや鶯、車にや羊、
kagoni yauguisu, kuruma ni yahitsuji,
可愛いトミノの眼にや涙。
kawaii tomino no me niya namida.
啼けよ、鶯、林の雨に
nakeyo, uguisu, hayashi no ame ni
妹恋しと 声かぎり。
imouto koishi to koe ga giri.
啼けば反響(こだま)が地獄にひびき、
nakeba kodama ga jigoku ni hibiki,
狐牡丹の花がさく。
kitsunebotan no hana ga saku.
地獄七山七谿めぐる、
jigoku nanayama nanatani meguru,
可愛いトミノのひとり旅。
kawaii tomino no hitoritabi.
地獄ござらばもて 来てたもれ、
jigoku gozaraba mote kite tamore,
針の御山(おやま)の留針(とめはり)を。
hari no oyama no tomebari wo.
赤い留針だてにはささぬ、
akai tomehari date niwa sasanu,
可愛いトミノのめじるしに。
kawaii tomino no mejirushi ni.

“I Can No Longer Be a Bride (Gelin Olamam Artık)”
Saijō Yaso’nun (1892-1970) 1919 tarihli Sakin (Kum Altını) adlı derlemesinde neşredilen bu şiir, günümüzde Japon edebiyatının en meşhur şehir efsanelerinden birine ev sahipliği yapar. 2000’li yılların başlarında internet kültüründe (özellikle Japon forumlarında), şiirin sesli okunduğu takdirde okuyan kişinin öleceği, kaza geçireceği veya onulmaz bir lanete çarpılacağı söylentisi yayılmıştır. Elbette bu lanet bütünüyle bir modern çağ kurgusudur; ancak şiirin ihtiva ettiği tekinsiz, karanlık çocuk tekerlemesi ritmi, bu efsanenin niçin tüm dünyaya yayıldığını çok iyi açıklar.
Şiir, Budizm’in cehennem (Jigoku) tasvirlerine dair panoramalar sunar. Orijinal metinde geçen Mugen Jigoku (Hiçlik/Avīci Cehennemi), reenkarnasyon döngüsündeki en derin, en karanlık ve acının kesintisiz olduğu en alt katmandır. Tomino’nun “altın koyun” ve “dertli bülbül” gibi hem masalsı hem de hüzünlü rehberlerle yedi dağ ve yedi nehri aşarak tek başına yolculuk etmesi, masumiyetin mutlak azapla olan imtihanını simgeler. Şiirin sonundaki “İğne Dağı” (Hari no Oyama) ise, günahkârların üzerinde yürümeye zorlandığı ananevi bir Japon cehennemi tasviridir.
Peki o “nazenin” Tomino niçin cehennemdedir? Şiirin açılışında ablanın kan, küçük kardeşin alev, Tomino’nun ise “inci” (orijinalindeki tama sözcüğü “mücevher” manasına geldiği gibi tını olarak “ruh” manasına da gelebilir) kusması neyin metaforudur? Edebiyat eleştirmenleri, bu mısraları umumiyetle Yaso’nun Birinci Dünya Savaşı sırasındaki kayıplarına, çocuk istismarına veya derin bir aile travmasına bağlar. Şiir, kız kardeşine hasret çeken, yediği kırbaçların izini zihninden atamayan bir çocuğun, kendi zihnindeki suçluluk diyarına (cehenneme) inmesini sembolize eder.
Şiiri Türkçeye aktarırken güncel ve pürüzsüz bir dil yerine Servet-i Fünun’a ve tasavvufa ait kelimeleri (dûzah, derûn, zulmet, lâ-mekân) tercih ettim. Japonya’nın ananevi cehennem imgeleri, Türkçenin doğusuna ait bu kadim kelimelerle birleşince; metin basit bir şiir olmaktan çıkıp, eski bir büyü parşömenine veya karanlık bir ayin metnine dönüştü. Servet-i Fünun’un dilini, o dönemde yazılmış olan Japonca şiirlere yakıştırıyorum.
Ayrıca, internet efsanesi olan şiirle birlikte, yukarıda bulunan görselin kafa kısmı da paylaşılmaktadır. Bu resim, tecavüze uğramış bir kızın ruh hâlini ve tecavüze uğrayan kızlara karşı Japon cemiyetindeki nazarı yansıtmaktadır.