Kalbim (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Kalbim’i dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Kalbim
Neşir Tarihi: 15.06.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Ergin Günçe (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[ŞİİR, Ergin Günçe]
Kalbim, bu sessiz sonbaharda
Bugünkü atlaslara inanma sakın

[BENT]
Ben bu şiiri ters yazdım kalbim
O kırma tüfeği artık indir
Namlu soğusun, atlas yalan
Dünya yuvarlak değilmiş meğer
Uçurumlardan düştük ya hep
Çiçekli vadiler artık yalan
Dosyan kabarık, sabıkan ağır
Sen ne güzel suçlar işledin öyle
Yasak kelimeler geçirdin gümrükten
Kaçak hisler taşıdın yanında yörende
Kaşlarını çattın ya şaşırdı görenler
Ama işte bitti bak köpüklü vaatler
Yolunu buldun yıldızlarla
Kimse mendil sallamaz arkandan ya
Boşalt o kaçak yüklerini
Pusulanı kır at, Kuzey’ini
Kalbim, sen bizi kışa götürdün
Güney’e, Güney’e, çöle düşürdün
Sen bizi durmadan düşe götürdün
Durmadan buruk meyvelere götürdün
Bunca yıl yaşadın, ama hiç ölmedin
Gitmek suçunu taammüden işledin
İyisi mi son bir tutanak tut da
Öyle git bana soracak olursan
Kalbim, yok ki hiç iyi hâlin
Yattığın yeri sev gayri
Bu ranza senin, duvar senin
Güzel suçlar koğuşudur evin
Kalbim, biletin yandı be çoktan
O kızıl feneri söndürerekten
Unutma kalbim yakalanmadın sen
Kendi rızanla bitti bu firar

Doğu Ekspresi (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Doğu Ekspresi’ni dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Doğu Ekspresi
Neşir Tarihi: 13.06.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Arthur Rimbaud
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[ŞİİR, Rimbaud]
Küçük, pembe, mavi yastıklı kompartımanda
Yola çıkacağız bu kış.
Çılgın öpücükler yuvarlanacak her yanda
İkimiz rahat, başıboş…

Akşamın gölgeleri sarkınca pencereden
O kurtların yüzünü,
Ve o kara şeytanları görmemek için, sen
Yumacaksın gözünü.

[BENT]
Beyaz bir uyku gibi çökerken şehre akşam
Rayların ninnisiyle başlar başka bir yaşam
Çekilir peronlardan el sallayan gölgeler
Şimdi seninle baş başa, ne gam var ne de keder

Buğulu camlarımız mühürler dışarıyı
İçerde saklı kalsın ömrün en tatlı zamanı
Dışarda tipi, boran, o kurtların şarkısı
Burada kadife ten ve çayın sıcaklığı…

Telgraf direkleri kaçışır birer birer
Karanlık ormanlara ay ışığı, kar girer
Sen başını yaslarsın o pembe yastığına
Ben dalarım yüzünün o eşsiz ışığına

Bir vagon ki, dünyadan koparılmış bir ada
Sanki bizden başkası kalmamış bu rüyada
Ne bilet soran vardır ne kapıyı tıklayan
Sadece tekerlekler, zamanı sayıklayan

Gözlerin kapanırken mahmur bir kedi gibi
Düşer omuzlarına saçların, ipek gibi
Tam dalacakken uykunun en tatlı yerine
Bir sıcaklık dokunur ürperen tenine

Sanma ki bir örümcek ya da serseri sinek
Gezinir gerdanında bir gidip bir gelerek
Bu benim dudaklarım çizerken haritasını
Bozar senin o mağrur ve sessiz rüyanı

“Yapma” dersin naz ile boynunu bükerekten
Ama hoşnuttur gönlün bu tatlı engerekten
Aratır durur sana o görünmez böceği
Kaybederiz seninle mantığı ve gerçeği

Nefesim alev olur, yakar ince belini
Tutarım hiç bırakmam, o kıvranan elini
Dudaklarım inerken, o yasak vadilere
Karışır iniltimiz, o rayın seslerine

Gece, kara bir çarşaf, örterken ovaları
Biz geçeriz meçhulden, o ıssız yuvaları
Uzakta bir köy evi, yanar sönük bir ışık
Kim bilir hangi dertle, hangi kederle garip

Aldırma sen onlara, dön yine kuytumuza
Sarılalım sımsıkı şu anki uykumuza
Burası Nuh’un gemisi, tufan kopsa ne yazar
Dışarda ecel gezse, bize değmez o nazar

İstasyonlar geçelim, durmak yasaktır bize
Varsın hiç varmayalım o beklenen denize
Bu tren böyle gitsin sonsuzluğun ucuna
Bırakalım kendimizi rayların avucuna

Ne saat kalsın artık ne takvim ne de hüzün
Tek mevsim kış olsun hep, tek manzara da yüzün
Küçük, pembe yastıkta zaman donup kalmalı
Bu yolculuk, dünyada son nefesim olmalı

Hatıralar Annesi (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Hatıralar Annesi’ni dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Hatıralar Annesi
Neşir Tarihi: 11.06.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Charles Baudelaire (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[ŞİİR, Baudelaire]
Hatıralar annesi, sevgililer sultanı,
Ey beni şadeden yar, ey tapındığım kadın.
Ocak başında seviştiğimiz o zamanı,
O canım akşamları elbette hatırlarsın.

Hatıralar annesi, sevgililer sultanı.
O akşamlar kömür aleviyle aydınlanan!
Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen
Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman!

[BENT]
Yine o saatler… Zaman çürüyor
Odanın kalbine korku yürüyor
Zift gibi bir leke sineye dolar
Odaya sinsi bir hayalet sızar

Kilitler nafile, bunu bilirim
Anahtar istemez benim gelinim
Çatlaktan sızarsın bir duman gibi
Duvarı aşarsın bir güman gibi

Ne parfüm kokusu ne sıcak bir ten
Toprak kokuyorsun, ıslak bir kefen
Oturdun ama yatağım çökmedi
Binlerce çiçekle ruhum ezildi

Bakmaya korkarım, o yüzün kara
Öptüğüm dudaklar morarmış yara
Saçında bir çelenk, matem çiçeği
Bataktan gelmiş o ölüm çiçeği

Yâd et diyorsun o meşum zamanı
Şarap niyetine içtiğimiz kanı
Balkonda geçen o yalan günleri
Soldurduk beraber, açan gülleri

Tenin bir mermer, gayri çatlamış
O yeşil gözlerin freni patlamış
Toprak kokuyorsun, yağmur ve çamur
Hangi kurt seni kendine saklamış

Git artık başımdan horoz ötmeden
Sabahın seheri henüz tütmeden
Gitmezsin bilirim, dondu bu zaman
Vermiyor kimseler derdime aman

Pencere örüldü, kapı duvardır
Bu hatıra bize dar bir mezardır
Gömüldük buraya, sağken seninle
Üşürüm ben artık o buz teninle

Sen ölü mağrursun, ben canlı tutsak
Beni bu ayazdan kim kurtaracak
Bana vergi değil unutmak seni
Her gece giyerim ben bu kefeni

Ey benim şahdamar üstünde buzum!
Ey benim çürüyen o son yıldızım!
Yat artık yanıma, al sıcağımı
Söndürdün sen benim son ocağımı

Madem ki sabahlar olmuyor bize
Hacet yok artık yemine, vaaza
Beraber çürümek kaderdir burda
Bu sonsuz “şimdi”de, bu ıssız yurtta

Sus artık ne olur, o zehrin değsin
Bırak da bu gece, boynumu eğsin
Bitsin işkence, donsun gece
Ölüm dediğimiz iki hece.

Üstüne eğilirken ben, ey günahımın pınarı
Çürüyen bir kefendi üstümüzde gece
Kahrolur mahvolurdum zehrini içtikçe

[ŞİİR, Baudelaire]
Bulmuştu ayakların ellerimde yerini.
Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece.
Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak;
Yeniden yaşadığım, dizlerinin dibinde

O ‘mestinaz’ güzelliğini boştur aramak,
Sevgili vücudundan, kalbinden başka yerde,
Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak;
O yeminler, kokular sonu gelmez öpüşler,

Dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır?
Nasıl yükselirse göğe taptaze güneşler.
Güneşler ki en derin denizlerde yıkanır.
O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler!

[KÖPRÜ]
Kâbuslar ecesi, acılar sultanı
Ey beni mahveden yâr, ey kaçtığım kadın!
Mezar başında üşüdüğümüz o zamanı
O zehirli akşamları elbet hatırlarsın

[ŞİİR, Baudelaire]
O yeminler, kokular sonu gelmez öpüşler!

Uyku Alanları, Robert Desnos (Münşid: Ersin A.)

📁 Kategori: Yeni İşler, Şiirler

UYKU ALANLARI

Gecede elbet dünyanın yedi harikası ve yücelik ve ağlatı ve büyü gecede.
Kürkler içine saklanmış efsane yaratıklarıyla ormanlar belli belirsiz çarpar durur içine.
Sen varsın gecede.
Ayak sesleri geçip gidenin ve cana kıyanın ve belediye çavuşunun ve sokak fenerinin ve paçavracının lâmbasının gecede.
Sen varsın gecede.
Günler geçiyor trenler vapurlar ve günlük güneşlik ülkelerin serabı gecede. Günbatımının son solukları ve ilk ürperişleri tan vaktinin gecede.
Sen varsın gecede.
Bir piyano ezgisi, bir ses çınlaması
Bir kapı çarpar. Bir duvar saati.
Ve yalnız yaratıklar nesneler maddesel gürültüler değil
Kendimin peşine düşmüş ben ya da durmadan kendimi aşan ben de.
Sen varsın feda edilmiş, beklediğim sen gecede
Zaman zaman tuhaf yüzler doğuyor ve yitiyor uyku içinde.
Gözlerimi kapasam fosforışıl çiçeklenişler ortaya çıkıyor sonra soluyor etten havaî fişekler gibi yeniden doğuyor yeniden.
Arşın arşın yol ettiğim ülkeler yaratıklarla birlikte
Sen varsın elbet ey güzel ve ağzı sıkı bayan casus.
Ve enginlerin titreyen yüreciği.
Ve göğün ve yıldızların kokuları ve 2000 yıl önce ötmüş horozun sesi ve tavus çığlığı alevler ve öpüşler içinde.
Soluk bir aydınlıkta uğursuzca sıkışılmış eller ve gıcırdayan dingiller küçük dilini yutmuş yollar üstünde.

Elbet sen varsın gecede tanımadığım sen ve ne tuhaf tanıdığım hem de.
Sen ki düşlerimde oluyorsun görünmeden kendini var ediyorsun böyle,
Sen ki ele geçirilmiyorsun gerçekte de düşte de,
Sen ki kuruntu yoluyla sana sahip olma isteğimle bana ilişkinsin, ama gözlerimi gerçekte olduğu gibi düşte de yumduğum zaman yalnız o zaman yaklaştırıyorsun yüzünü yüzüme,
Sen ki varsın kolay bir retoriğe karşın hani kumsalda suların can verdiği,
Hani kurşun bir güneş altında çatırdıyarak çürüdüğü ağacın.
Sen ki köküsün düşlerimin ve değişmelerle dolu zihnimi sallayıp duruyorsun ve elini öptüğüm zaman bana eldivenini bırakıyorsun
Yıldızlar var, karanlık devinimi denizin, ırmaklar, ormanlar, kentler, otlar, milyonca milyonca kişinin akciğeri gecede
Yedi harikası dünyanın gecede
Sen varsın gecede
Yalnız gecede mi, gündüzde de.

Özlem (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Özlem’i dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Özlem
Neşir Tarihi: 08.06.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Arthur Rimbaud (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[BENT]
Vuracağım kendimi mavi akşama
Şehirler geride, toz duman kalsın
Değmesin hiç kimse şu gamlı başıma
Rüzgâr saçlarımı okşayıp yıkasın

Kapadım kapıları, kilit vurdum aklıma
Ne bir söz sızsın içeri, ne fikir, ne de tasa
Mavi bir akşamüstü, çıkıp gitsem rıhtıma
Rüzgâr silse ismimi, ne kanun kalsa ne yasa

Ayaklarım altında ezilsin kuru otlar
Tenim hissetsin ancak toprağın serinini
Sussun beynimdeki o gürültülü putlar
Duyayım damarımda, hayatın seslerini

Konuşmak yük bana, susmak en güzel lisan
Bir ağaç gibi dilsiz, bir taş gibi bahtiyar
Yürüsem, sade yürüsem, olmasam
Tabiatın şefkatli göğsü olsa bana yâr

Özgür’üm, avareyim, kimliğim kayıp
Tabiatın koynunda bir mülteciyim
Mutluluk dediğin ne günahtır ne ayıp
Ben bu akşamüstü bir bilmeceyim

[ŞİİR, Rimbaud]
Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim,
Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar;
Başakları devşirip otları ezeceğim,
Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgar.

Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen düş
Ve yüreğimde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu,
Çekip gideceğim, çingene gibi, başıboş
Doğada, -bir kadınla birlikte gibi mutlu.

Birhan Keskin – Hidrofor (Münşide: Tayf)

📁 Kategori: Yeni İşler, Şiirler

HİDROFOR

Benim bu memleketten 30 yıllık uyku alacağım var doktor.
Bak dinle!
Yaşadığım apartmandaki herkese kılım ben doktor.
İnsan sevmediğimden değil bu.
Normal saatler içinde uykumu da almışsam severim aslında insanı.
N’olcak? Eninde sonunda insanım ben de.
Ama doktor, bizim apartmandaki hidrofor var ya, tam benim yattığım odanın altına denk geliyor. Ve ben bu hidrofor yüzünden yıllardır uykusuzum.
Yoksa ben deli miyim de size böyle bir şikâyetle geleyim?
Öbürleri nasıl mı uyuyor?
Ah doktor, ben ne bileyim!
Sırtımdaki fibrozitler,
boynumdaki tutulmalar,
hiç geçmiyor.
Bakın, burası benim odam.
Kolon, kiriş, kolon.
Burası da bizim salon.
Hangisinde uyusam fark etmiyor.
Ah be doktor!
Bir de doktor, biraz deli biraz bıçkındım zaten.
Bu huyum da doğuştan.
Hani şu geçen gün soğukta camıma konan kuşlar var ya…
Kamburi kuşlar hani…
Soğukta…
Dün iki oldular camda.
Baktım, bir tek onlara bakarken içim böyle biraz huzuru bulur gibi oldu doktor.
Söylediklerim çok mu fazla “gerçek” doktor?
Bu yüzden mi?
Bu yüzden mi bu şiirde yüzüme tuhaf tuhaf bakıyorsunuz?
Kışları dünyada olduğumu daha iyi anlıyorum ben demiştim size daha önce bir seansta.
Gökyüzü bile insani bir hizaya inmeye çalışıyor ya…
İşte bunu seviyorum dünyada demiştim.
Böyle şeyler yazınca doktor, bu şiir oluyor da niye benim yanan gözkapaklarım, uykusuzluktan, şiir olmuyor?
Şiir dedim de aklıma geldi.
Yeri değilse bile söyleyeyim.
Bu bizim millet şiirden bi bok anlamıyor doktor!
Avni abi misal.
Ben onun dükkâna girsem, “Abi sen şiir okur musun?” diye fısıldasam, beni direkt, olmadı iki dakikaya kapının önüne koyar.
Neyse Avni abiyi koy bir kenara.
Gülümseyelim.
Salla gitsin.
Konumuza dönelim doktor.
Benim en büyük gerçeğim uykusuzluğum doktor.
Düşünsenize.
Her sabahın köründe başlayan bir hidrofor.
Ne olduysa bana bu uykusuzluktan oldu zannımca.
Üstelik münavebeli çalışıyor.
Müdürüm…
Müdürüm mü dedim?
Pardon doktor!
Foom….mhhg Tag
Fooommmmmhhg Tag.
Hoyrat, küstah ve acımasız.
Hoyrat, küstah ve acımasız.
Tekrarları seven şairler için belki de bulunmaz nimettir ama beni delirtiyor doktor!
Üstelik apartmanda tekrar eden tek şey hidroforun sesi de değil.
Her gün her şey tekrar ediyor.
Ama hidrofor…
Ama hidrofor doktor…
Onunla kimse başa çıkamıyor.
Kaç kere söyledim toplantıda.
El ele verelim, bir çare bulalım dedim apartmandakilere.
Dedim de doktor…
Bizim millet şiiri sevmediği gibi el ele tutuşmayı da sevmiyor.

Çay Evi (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Çay Evi’ni dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Çay Evi
Neşir Tarihi: 06.06.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Ezra Pound (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[ŞİİR, Ezra Pound]
Çay evindeki o kızcağızın
Eski güzelliğinden eser yok şimdi,
Ağustos sıcağı vurmuş, soldurmuş benzini.
Merdivenleri de öyle seke seke çıkmıyor artık;
Heyhat, o da yaşını başını alacak,
Bırakırken çöreğimizi önümüze
Masamıza estirdiği o gençlik pırıltısı
Artık yüzümüze vurmayacak.
O da yaşını başını alacak, o da kocayacak.

[BENT]
Eteğin savrulurken, bir bayrak gibi şanlı
Dolaşırdı damarda, hayat, canla başla
Merdivenler inlemez, aksine raks ederdi
O bastıkça basamak, “bir daha bas” da derdi

Kahkahası çınlardı, gümüş bir dere gibi
Yıkayıp paklardı en kirli, paslı garibi
Konuşurken ağzından dökülürdü inciler
Dinerdi o mecliste en devasız sancılar

Bilmezdi yorulmayı, tanımazdı hiç ah’ı
Karanlık nedir bilmez, yaşardı hep sabahı
Omuzları dik durur, başı göklere değer
Meğer hayat o imiş, yaşamak oymuş meğer

O ten senin sanırdın, tapusu sende sandın
Lakin kiracıymışsın o görkemli sarayda
O gergin duran boyun, o yay gibi kaşların
Omuzların dikliği, ödünç verilmiş sana

O eski saltanatın, devri kapandı şimdi
Emrine amadeydi zaman bir köle gibi
Başını çevirince, rüzgâr yön değiştirir
Gülüşünle doğardı, güneşlerin en garibi

Hani o pamuk tenin? Hani o çelik iraden?
Hangi gece soyundun, o ilahi libastan?
Veda etsen gidene, belki huzur bulursun
Lakin gitmiyor için, orada kalır durursun

En acısı da budur ya, ruhun hâlâ o yaşta!
İçinde bir kız çocuğu, çırpınıyor telaşla
Gençlik ödünç elbiseydi, süre doldu soyundun
Çırılçıplak bir hüzünle kalakaldın sonunda

[ŞİİR, Ezra Pound]
Çay evindeki o kızcağızın
Eski güzelliğinden eser yok şimdi,
Ağustos sıcağı vurmuş, soldurmuş benzini.
Merdivenleri de öyle seke seke çıkmıyor artık;
Heyhat, o da yaşını başını alacak,
Bırakırken çöreğimizi önümüze
Masamıza estirdiği o gençlik pırıltısı
Artık yüzümüze vurmayacak.
O da yaşını başını alacak, o da kocayacak.

CÖNK III DAŞRA (Yeni Albüm, 2026)

📁 Kategori: Yeni İşler

Albümü dinlemek için tıklayın:
YouTubeSpotify
Albüm kitapçığı için tıklayın.
Şarkı sözleri tıklayın.


CÖNK serisinin üçüncü albümü, CÖNK III DAŞRA neşredildi.

ŞARKI LİSTESİ:
1- Ali
2- Amasyalı
3- Gonyalu
4- Anı
5- Horozdan Korkan Oğlan
6- Çingenelerim
7- Şöyle Garip Bencileyin (Bir Dostu Ölü Götürmek)
8- Zehra
9- Köylüleri Nasıl Öldürmeliyiz
10- Köyün Evleri Karanlık
11- Koşu Koşuver Nargözlüm
12- Yârim İstanbul’u Mesken mi Tuttun

Albüm Adı: CÖNK III DAŞRA
Neşir Tarihi: 05.06.2026
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Şiirler: Süleyman Çobanoğlu, Âsaf Hâlet Çelebi, İbrahim Alaeddin Gövsa, Melih Cevdet Anday, Metin Eloğlu, Yunus Emre, Ah Muhsin Ünlü, Şükrü Erbaş, Nâzım Hikmet, Cahit Zarifoğlu
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Âdem İZ

Nazlan (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Nazlan’ı dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Nazlan
Neşir Tarihi: 04.06.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & İsmet Özel (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Özgür BAĞLIYALNIZ, Âdem İZ
Sözler:

[ŞİİR, İsmet Özel]
Nazlan
Sitem et
Kırıl bana
Beni geç vakit
Tek başıma suya yolla
bahçede yüzünü öteye çevir
Güle hayret ediyormuş gibi yap
Gülümseyerek konuş da başkalarıyla
Somurt avluda sadece ikimiz kalınca
Kızıp en sevecen adımlarla üst kata çık
En sevdiğim çiçeğin saksısı kaysın elinden
Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık

Yamru bastım iş değildi hake çakılmak bayırdan
Dağ sıra dağdı hangi haşin belden yol veresi
Gece hep süzüldü yukarıdan lakayt kehkeşan
Altımda beni hep yutmaya çağladı nehir
Yetişir heceleme(n) sök beni bir kere
En zoruma gideni yap hegame getir
Çel beni tökezlet tuttur çitlere
Ahla istida edecek ahval değil
Kim bana kıymazsan bilebilir
Dünya dedikleri samut küp
Acılar tıkandıkça bende
Hep seni seslendirir

[BENT]
Vuslatın şerbeti zehre çalandır
Yalan de rüya de, beni dolandır
Aşk dediğin şey ateştir kandır
Su serper isen yaram kapanır

Bir kurban misali yatır taşına
Hayranım vurgunum çatık kaşına
O kanlı ellerin garip başıma
Okşayıp değerse yaram kapanır

Adımı sorsalar “Hatırlamam” de
Yüzüme bakıp da “Hiç tanımam” de
“Görmedim duymadım ben anlamam” de
Aşina çıkarsan yaram kapanır

Hayretim gayretim sanadır sana
Cefayı ezayı çok görme bana
Aşkın şarabını şu kanlı cana
Su katıp verirsen yaram kapanır

Uzak dur, sırrını açma namahrem
Tabiplik taslayıp sürme hiç merhem
Gönlümde büyüyen o kutsal elem
Şifalar verirsen yaram kapanır

Bakışın celalli, duruşun diktir
Bu cefa bu eziyet bana haktır
Sendeki o kibir sanma ki yüktür
Tevazu edersen yaram kapanır

Yırtıcı kuş gibi pençeni geçir
Ecel şerbetini cebr ile içir
Beni o sıratın üstünden düşür
Tutup da çekersen yaram kapanır

Rezil rüsva eyle çarşı pazarda
Ziyan et ömrümü, bırak zararda
Çürüsün bedenim o dar mezarda
Fatiha okursan yaram kapanır

Kapında bir kulam, kovsan da gitmem
Taşlasan başımı, sana kin gütmem
Bu zulmü cihanın mülküne satmam
Azat eyler isen yaram kapanır

Tenini tenime alıştırma hiç
Uslu durma öyle, işle büyük suç
Kabahat eyle ki olsun işim güç
Mülayim durursan yaram kapanır

Özgür kulun ister ferman yazılsın
Mezarım o narin elinle kazılsın
Cesedim sokakta kalsın, bozulsun
Kefene sararsan yaram kapanır

Tuzak kur yoluma haber sal ele
Bu Özgür canımı düşür sen dile
Sırtımı dönünce itiver sele
Tutup da çekersen yaram kapanır

Horozdan Korkan Oğlan (Yeni Tekli)

📁 Kategori: Yeni İşler

Horozdan Korkan Oğlan’ı dinlemek için tıklayınız:

Tekli Adı: Horozdan Korkan Oğlan
Neşir Tarihi: 03.06.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ & Metin Eloğlu (Şiir)
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Ersin A., Âdem İZ
Sözler:

[ŞİİR, Metin Eloğlu]
Ben bütün mahallenin dilindeyim
Her dedikoduda bulunurum
Bir zamanlar dükkan işleten
Erkek Zeliha’nın torunuyum.

Ben bazı zamanlar ağacın yanındayım
Ahlatların altındayım
Yüzü jiletle kesilmiş
Kötülerin koynundayım.

Yağmur yağıpta hava bozunca
Eve yollanırım çişim gelince
Dil döker şiir yazarım
Gönüller şen olunca.

Evden çıkarım annem kızınca
Para bozdururum tütün alınca
O kahve senin bu kahve benim
Bitlenirim kış boyunca.

Kahve köşesinde güzel laf ettiler
Şiirimi benden iyi saydılar
Tam yüz kişinin ortasında
Anama avradıma sövdüler.

Benim aklım serseri aklı
Cebimde bıçaklar saklı
Sakal koyvermiş bir de babacığım var
Evlat yüzünden ağlamaklı.

[BENT]
Ben bütün mahallenin dilindeyim
Yırtık bir afiş gibi duvardayım
Sırtıma vururlar sopayı her gün
Bilmezler bambaşka diyardayım

Perdeler oynar ben geçerken yoldan
Dumanım savrulur, hayli derinden
Hacısı hocası tükürürler ardımdan
Bilmezler, ruhumdur kaldırıma çöken

Adım çıkmış dokuza, inmez sekize
Hasretim ezelden, güler bir yüze
Çöplerden topladım, paslı midemi
Muhtacım inan ki bir tatlı söze

Babamın gözünde bir kuru daldım
Ne meyve verdim, ne gölge yaptım
Ne bir dua aldım, ne de el öptüm
Akşamın köründe kapıda kaldım

İçimde bir köpek durmaz havlıyor
Zinciri kopuktur, sözüm geçmiyor
Ne kemik susturur ne yağlı ekmek
O susar, bu kez de anam ağlıyor

Yorulmuş, tekleyen, garip bir atım
Doğuştan karadır, silinmez bahtım
Kırık bir iskemle, işte saltanatım
Gelene geçene hayal sorarım

Aklımız serseri, fikrimiz firar
Zulada emanet paslanıp durur
Şiirler yazarım bitli yorgana
Bizi en derinden merhamet vurur

Esnafın tartısı hileyi çeker
Benimse günahım ortada durur
Kimi zehir kusar, kimisi şeker
Bizi de en çok bu “doğruluk” vurur

Ben bütün mahallenin dilindeyim
Öyküsü yarım kalan filimdeyim
Onlar dedikodu, çay, kahve ister
Bense kendimden geçmekteyim