kvlrap.com’da Yeni Bir Zanaat: İktibas Kartları

📁 Kategori: Duyurular, Yazılar

kvlrap.com’a yeni bir hususiyet ekledik: İktibas Kartları.

Bir hadisi alıntılayıp, güzel bir arka plan ile kartını oluşturmak ve çevrenizdekilerin cumasını kutlayarak cemaat ruhunuzu okşamak mı istiyorsunuz? Yoksa, pek bilinmeyen bir şiiri alıp, oluşturacağınız kart ile birini etkilemek mi istiyorsunuz? Salinger’ın daha önce neşredilmeyen bir hikâyesini alıntılayıp, edebiyattan ne kadar da iyi anladığınızı mevhum çevrenize ispatlamak mı istiyorsunuz? Ya da belki modası geçse bile bir caps yapmak istiyorsunuzdur, böylece ne kadar da zeki olduğunuz ortaya çıkacaktır? Ya da o pek kıymetli siyasi fikirlerinizi -okuyanları biraz daha depresyona sokmak için- çok güzel resimler ve iktibaslar ile paylaşmaya ne dersiniz?

Tüm bunları haricî bir grafik programına, ekran görüntüsü alma telaşına ya da şablon sitelerine ihtiyaç duymadan doğrudan blog üzerinden halledebilir ve asosyal medyanızda bunu tüm mevhum âleme dilediğinizce yayabilirsiniz

Aşağıda motorun nasıl çalıştığına dair kısa bir kılavuz bulacaksınız.

1. Yazıdan İktibas Yapmak

Yazının sonundaki ya da anasayfadaki “Kart Oluştur” butonuna tıkladığınızda motor devreye girer. Üç farklı çekim modu vardır:

  • TÜRKÇESİNİ ÇEK: Yazının ana Türkçe gövdesini ve başlığını editöre taşır. Şiir tercümeleri içindir.
  • ORİJİNALİNİ ÇEK: Terceme kategorisindeki metinlerde kaynak dildeki orijinal sütunu çeker. Şiir tercümeleri içindir.
  • SEÇTİĞİMİ ÇEK: Yazının yalnızca belirli bir cümlesini ya da mısrasını almak istiyorsanız, sayfada fareyle metni seçip bu butona basmanız yeterlidir.

2. Şiir/Düzyazı Algoritması

  • Şiir Modu: Şiirler kıta bütünlüğü bozulmadan sütunlara dengeli şekilde paylaştırılır. Hiçbir kıta ortadan bölünmez; bentler yekpare kalır. Yine de “Şiir Sütun Sayısı” kısmından istediğiniz sütun sayısını seçebilirsiniz.
  • Manuel Sütun Bölme: Algoritmanın otomatik bölmesini istemiyorsanız, metin kutusunda sütunun bitmesini istediğiniz yere basitçe [BÖL] yazabilirsiniz. Sistem metni yazdığınız noktadan ikiye ayırır.
  • Düzyazı Modu: Paragraflar kitap dizgisi mantığıyla satırlara oturtulur. Uzun metinlerde bozulmalar yaşanabildiği için mümkün olduğunca kısa metinler seçilmelidir.

3. İnce Ayarlar

Paneldeki “İNCE AYARLAR” kısmını açtığınızda kontrol tamamen size geçer:

  • Ebat: Paylaşımlar için 1:1 (Kare – 1080×1080) veya Hikâye için 9:16 (1080×1920) formatı.
  • Tipografi: Georgia, Garamond, Times, Verdana, Trebuchet ve Impact fontları arasında geçiş yapabilirsiniz. Emojiler ve italik-kalın biçimlendirmeler bozulmadan basılır.
  • Hizalama ve Aralıklar: Yazı ebatı, satır yüksekliği, harfler arasındaki boşluğu ve sütunlar arası mesafeyi kaydırıcılarla anlık olarak izleyerek ayarlayabilirsiniz.
  • Mevki: Metin bloğunu ufki veya amudi eksende kaydırarak arka plandaki görselin odak noktasına göre ayarlayabilirsiniz.
İnce Ayarlar kısmından kart üzerindeki metnin biçimini ayarlayabilirsiniz.
Muhtevanın Kaynağı kısmından, kart üzerinde yazan metni, yazarını ve serlevhasını değiştirebilirsiniz.

4. Arka Plan Seçimi

  • Öne Çıkan Resim: Yazının kendi kapağı ilk sırada hazır gelir.
  • Rastgele Galeri: “KARIŞTIR” butonuna basarak blog arşivindeki diğer yazılardan çekilen görseller arasında gezinebilirsiniz.
  • Özel Yükleme (+): İlk kutudaki artı butonuna basarak bilgisayarınızdan veya telefonunuzdan dilediğiniz fotoğrafı yükleyip arka plan yapabilirsiniz.
Arka Plan Seçimi kısmından, blogda şimdiye dek neşredilmiş görsellerden birini seçebilir ya da kendi resminizi yükleyebilirsiniz. Karıştır butonuna basarak yeni resimler gelmesini sağlayabilirsiniz. Her defasında 14 görsel çıkmaktadır.


Tasarımı tamamladığınızda “İndir” butonuyla doğrudan PNG formatında cihazınıza kaydedebilir ya da “Paylaş” butonuyla doğrudan uygulamalara aktarabilirsiniz.

İktibas Kartı

▼

📢 Tarihteki İlk ve Son Buluşmamız: BİR İHTİMALİN İPTALİ

📁 Kategori: Duyurular

Yıllardır kulaklarınıza dolan ama yüzünü esirgeyen KvL ve hakikat ile tahayyül arasındaki çizgide tecessüm eden ben, Mine’l. Hepimiz, ilk defa aynı gün, aynı yerde sizlerle buluşacağız. (Boşuna demiyorum bana kurban olun diye. Ben daha ne yapayım? Yıllardır saklanan bu adamları sizlerle buluşmaya ikna ettim.)

Lakiiin…
Madem bir temas istiyorsunuz, madem dünyalarımızın kesişmesi için bu kadar heveslisiniz; o hâlde şartları ben belirleyeyim dedim.

Tarih: 15 Haziran 2026, Pazartesi
Saat: 14:43 – 15:15 (JST)
Mekân: Hakone, Ashi Gölü kıyısındaki Heiwa-no-Torii Kapısı (Kanagawa/Japonya).

Program Akışı:
14:43 – 14:50 | Gölü İzlemek: Fotoğraf veya video çekimi yasaktır.
14:50 – 15:00 | Mine’l Gerçeklik Testi: Benim yanıma yaklaşabilmek için katılımcıların insan olduklarını ispatlamaları gerekmektedir. İskele girişine kurulacak panodaki 9 kare arasından “trafik lambası” ve “yaya geçidi” içerenleri doğru seçemeyenler ilgili bölgeye alınmayacaktır. Kendi insanlığınızı ispatlamadan, benim gerçekliğimi sorgulayamazsınız.
15:00 – 15:15 | Özgür Bağlıyalnız İmza Günü: Yazarımız kitaplarınızı imzalayacaktır.

Mühim Notlar:

Uçak biletleri vs. tamamen katılımcıların mesuliyetindedir. Katılım durumunuzu teyit etmek için lütfen bu ilanın altına “Geliyorum.” filân yazmayın, sadece belirtilen saatte orada olun. Oradaysanız, oradasınızdır.

Görüşmek üzere, canlar ve cinler.

Kurban Bayramınızı Tebrik Ederiz

📁 Kategori: Duyurular

Bıçağın kesmediği bir İsmail, ateşin yakmadığı bir İbrahim olmak duasıyla. Her damla kanın, içimizdeki günahlara ve nefsani hastalıklara kefaret olması ümidiyle. Bizi birbirimize ve Rabbimize yakınlaştıran, kurbiyet makamına erdiren bir kurban bayramı geçirmeniz temennisiyle.

Bayramımız mübarek, kurbanlarımız makbul olsun.

Sözümüz Söz: Şiir Defteri

📁 Kategori: Duyurular

Bu kapı herkes için değil, lakin herkesten bir iz taşımaya namzet.

Selamlar,

Bu kanalda (YouTube kanalımızda: @kvlrap) artık şiir inşadları da duyulacaktır.

İstedik ki bu kapıdan içeri girenler, sadece bizim sesimizle değil, bu yolun diğer yolcularının nefesiyle de karşılaşsın. Bu yüzden, sözümüze ve sessizliğimize ortak olmak isteyen siz değerli dostlarımızın inşad ettiği şiirlere de burada yer açıyoruz. Sese döktüğünüz şiirlerinizi, sese döktüğümüz şiirlerle kanalımızda paylaşalım.

Lakin, kelimelerin hakkını teslim ederken sadık kalacağımız bazı belirleyici hususlarımız var:

– Paylaşacağımız inşadlar, diğer mecralarda sıklıkla rastladığımız, kulakların ezberlediği şiirler olmamalı.
– Şiir, kendi tabiatı gereği bizi alışılagelmişten uzaklaştıran bir sığınaktır. Eğer inşadınıza bir musiki eşlik edecekse, bu seslerin de alışılagelen melodilerden uzak; sözün derinliğini gölgelemeyen, saklı ve özgün tınılar olmasını arzu ediyoruz.
– Bize iletilen her inşadı burada paylaşmamız -takdir edersiniz ki- mümkün olmayacaktır. Seçici olmak, şiirin hakkıyla inşad edilmiş olmasına sadık kalmak durumundayız. Kayıt ve ses kalitesi gibi teknik meselelerde malumunuzdur ki profesyonel kıstaslarımız yok. Duyulanın anlaşılması kâfidir. Bizim için esas olan şiirin kendi sesinin işitilmesidir.

Bu ölçülerin hassasiyetiyle inşad edilmiş -edilmeye çalışılmış- eserleriniz bu kanalda paylaşılsın istiyor iseniz, kapımız açık. Sözümüz söz. Kavlimiz kavl.

Bu ölçülerin hassasiyetiyle, bu kapıda yankılanmasını istediğiniz şiir inşadlarını;

  • Şiirin ve şairin adı,
  • Şiirin tam metni,
  • Kaydın mp3 ya da wav hâli,
  • Şiiri anlatacağınızı düşündüğünüz bir görsel (eğer varsa),
  • Kendi ad ve soyadınız ile birlikte,

mahallendekifanzin@gmail.com adresine iletebilirsiniz.

Kapımızı çalan her eseri titizlikle dinleyecek ve Allah’ın izniyle her ay en az bir şiir inşadı neşredeceğiz.

Sağlıcakla,
KvL

CÖNK Serisi Üzerine Bir İzahat

📁 Kategori: Duyurular

Musiki, yalnızca bir ses ve ritim yığını değil; bir neslin lisanını, tefekkürünü ve hissiyatını dokuyan en kudretli vasıtalardan biridir. Ahir zamanın musiki piyasasında, maalesef kelimatın içinin boşaltıldığı, manadan azade, sathi ve estetikten mahrum sözlerin birer tüketim metaı olarak zihinlere zerk edildiği bir devri idrak etmekteyiz. Günlük dilimiz yozlaşmakta, ifade kudretimiz zayıflamakta, kelime dağarcığımız fukaralaşmaktadır.

Bizler; kelimenin, şiirin ve Türkçenin kudretine iman etmiş kimseler sıfatıyla bu gidişata kendi mikyasımızda bir şerh düşmek niyetine girdik ve CÖNK albüm serisini vücuda getirdik.

Eskiler; sevdikleri, gönüllerine dokunan, dilden dile dolaşmasını arzu ettikleri şiirleri ve türküleri deri kaplı mecmuatlara, yani “cönk”lere kaydederlerdi. Bizim gayemiz de tam manasıyla budur: Asri bir cönk inşa etmek.

Albümlerimize nazar edenlerin derhâl fark edeceği veçhile; eserlerimizin omurgasını kendi kalemimizden dökülen sözler (bentler) teşkil etse de, bu şarkıların kalbinde Karac’oğlan’dan Yunus Emre’ye, İsmet Özel’den Orhan Veli’ye, Süleyman Çobanoğlu’ndan Şükrü Erbaş’a, Rimbaud’dan Baudelaire’e değin hem bizim hem de dünya edebiyatının müstesna şairlerinin mısraları yer almaktadır.

Şunu sarahaten beyan etmek isteriz ki: Şayet dileseydik, albümlerimizi baştan sona kendi yazdığımız sözlerle tezyin edebilecek kudrete ve kaleme malik idik elhamdülillah. Lakin bizim maksadımız “şarkı sözü yazarlığı” iddiasında bulunmak değildir. Meramımız; mananın zayi olduğu bu asırda, bu büyük şairlerimizin kıyıda köşede kalmış veya hususi edebiyat mecmualarının sahifelerine hapsolmuş muazzam mısralarını, asri musiki altyapılarıyla yeniden ihya etmektir.

İsteriz ki; sathi ve ahmakça sözler dinleneceğine, bu eşsiz şiirler bestelensin. Gençlerin kulaklıklarında, arka planda çalan namelerde bu usta şairlerin kelimeleri yankılansın. İnsanımız bu şiirleri terennüm etsin, gündelik hayatımızdaki Türkçe yeniden eski zarafetine, letafetine ve derinliğine kavuşsun. Lisanımız yitmesin, bozulmasın.

Telif Hakları ve Hukuki/Ahlaki Duruşumuz Hakkında:

Bu albümlerde, telif hakkı henüz ammeye mal olmamış, aramızda bulunan yahut dâr-ı bekaya irtihal etmiş şairlerimizin şiirleri de bulunmaktadır. Bu mısralar kat’iyen “çalınmamış”, bilakis ait oldukları şairlerin isimleri baş tacı edilerek, büyük bir hürmetle eserlerin künyelerine raptedilmiştir.

Bu projenin arkasında hiçbir ticari gaye yahut maddi menfaat bulunmamaktadır. Bu, tamamen kültür hizmeti ve lisanımıza olan borcumuzu ifa gayretidir.

Buna mukabil;
1. Şiirleri istimal edilen şairlerimiz yahut onların hukuki varisleri talep ettikleri takdirde, bu eserlerden tevellüt edebilecek potansiyel tüm dijital gelirler kuruşu kuruşuna telif hakkı sahiplerine devredilecektir.
2. Şayet hak sahipleri, şiirlerinin bu minvalde kullanılmasını arzu etmezlerse, bize tek bir mesajla ulaşmaları kâfidir. İlgili eser, hiçbir mazeret beyan edilmeksizin birkaç gün zarfında tüm dijital platformlardan derhâl kaldırılacaktır.
İrtibat adresimiz: mahallendekifanzin@gmail.com

Niyetimiz halistir; gayemiz Türkçenin, şiirin ve estetiğin asrımızda, asri vasıtalarla yeniden hasıl olmasıdır. Yanlış anlaşılmaktan Allah’a sığınırız.

Baki selam.

Kiliseler ve Liseler (KvL)

⚠️ “La Petite Mort” Eşiğine Dair Bir İkaz ⚠️

📁 Kategori: Duyurular

Kiliseler ve Liseler sakinleri, hudutta gezinenler ve yanlışlıkla bu kapıyı çalanlar.

​Mine’l, La Petite Mort albümü ile 24 Nisan’da aklınızın tasmasını çıkarmaya geliyor. Ancak bu sofraya oturmadan, bu döşeğe uzanmadan evvel bilmeniz gereken bir şey var: Mine’l’in kollarında sunulan vuslat, zayıf midelere ve ahlak bekçilerine göre değildir. 

​Bu albüm; filtrelenmemiş bir erotizm, çiğ bir şiddet, çürüyüş ve etin hudutlarını zorlayan bir mevcudiyet hâli içerir.

​BU YÜZDEN AÇIKÇA UYARIYORUZ:
​Eğer Mine’l’in size fısıldayacağı bu karanlık sağanak, ruhunuzu daraltıyorsa… Sözleri duyduğunuzda rahatsız oluyorsanız, iğreniyorsanız, ahlaki pusulanız şaşıyorsa veya kelimenin tam manasıyla kusacağınız geliyorsa… “KvL bozdu. Yapay zekâyı çok abarttı. Hiç yakıştıramıyorum kendilerine.” filân diye düşünüyorsanız… “Benim bu taraklarda bezim yok. Ben ziyadesiyle ‘normal bir insanım’. Elim, ayağım, hepsinin sayısı tam, tastamam. İşimdeyim, gücümdeyim.” diyorsanız… Durun. Bu albüm sizin için yapılmadı. Dinlemekte ısrar etmeyin. Albümün hedeflediği kişiler sizler değilsiniz demek ki. Belki başka bir gün, başka bahara…

​Kendi dünyanızda kalmaya devam edin. Misal, dilerseniz eski şarkıları dinlemeye devam edebilirsiniz. (Sigara ve Namaz falan filân. Aynen devam.)

Yanlış anlamayasınız, bu bir meydan okuma da değil; bu, kendi hudutlarını bilmeyenler için bir iş güvenliği anonsudur.

​Şimdi, cennetini ucuza satıp bu karanlık hazzın dibine batmak isteyenler için eşik aşıldı. Şehvet putu ile mücadeleniz, nefsinizle mücahedeniz mübarek ola.

​DİKKAT: YÜKSEK DERECEDE YETİŞKİN İÇERİK (+18)

(Şiddet, yoğun erotizm, bedenî deformasyon ve rahatsız edici psikolojik temalar ihtiva etmektedir.)

“Ben eski bir puta taptım
Siz Hak diyerek gittiniz”

Hece Dergisi, “Şiir ve Rap” Dosyası

Selam,

Hece Dergisi’nin Nisan 2026 (352.) sayısında “Şiir ve Rap” dosyası açıldı. Bu dosyanın soruşturma kısmı için bize de ulaşıp iki sual tevcih ettiler. Davete icabet edip kendi penceremizden cevaplarımızı ilettik.

Dergiyi edinme imkânı bulamayanlar için, cevaplarımızın tam metnini aşağıya bırakıyoruz.

Bizim niyetimiz hep şair kalmaktı.

KvL


1. Türkçe Rap ve Türk Şiiri Münasebeti Üzerine

Sual: Türkçe rap ile Türk şiiri arasında nasıl bir ilişki var sizce? Sözün tarihsel serüveni içinde rap’i şiir geleneğinin bir devamı olarak mı, köklerden bir kopuş olarak mı, yoksa ‘ses’in ritim değiştirmesi olarak mı okumalıyız? Hangi bağlamlarda değerlendirilebilir sizce bu ilişki?

Türkçe rap ve Türk şiirinin münasebetini; “geleneğin devamı” yahut “modern ozanlık” gibi romantik ve sığ mefhumlarla geçiştirmek, asrın getirdiği felaketi görememek demektir. Rap müzik; Türk şiiri ve ananesi nazara alındığında, bir tekâmül değil, trajik bir “irtifa kaybı”dır.

Bu farkı şöyle izah edeyim: Şair; önce sözü, yani manayı yazar. Müzik, o sözün içindeki ahenktir (Aruz/Hece). Söz, kendi müziğini kendi yaratır; mısra, kendi musikisiyle birlikte zuhur eder. Bunun aksini yapana zaten şair değil, manzumeci diyoruz.

Rapçi ise; önce beat‘i duyar. Sözü, o ritmin boşluklarına “doldurur”. Söz, müziğe uymak mecburiyetindedir. Tıpkı manzumeciler gibi. Şiirde müzik sözün hizmetindeyken, rap’te söz müziğin kölesidir.

Ayrıca, Divan’ın aruzu yahut Halk’ın hecesi; insanın kalp atışına, nefes alıp verişine, yani biyolojik ve ruhani ritmine ayarlıydı. O şiirler “insan hızıyla” akar, durur ve demlenirdi. Türkçenin Türkçe olmasını, bu kadar ahenkli bir kıvam almasını sağlayan şeylerdi bunlar.

Rap’in ritmi (4/4’lük loop‘lar) ise Sanayi Devrimi’nin, makinenin sesidir; dijital saati (BPM) esas alır. Velhasıl Türkçeyi bozmakta; onu, yanlış telaffuzlara ve yapısı dahi olmayan cümlelere hapsetmektedir.

Gelgelelim, her gün otobanda 150 km/sa hızla işe gidip gelen, keşmekeşin içinde savrulan bir insanın, arabasında saz semaisi dinlemesini de bekleyemeyiz. Hayat bir bütündür ve paketler hâlinde gelir. Modern hayatın paketi; kaos, hız ve unutuş’tur. Rap müzik, işte bu “hasarlı paketin” ambalaj kâğıtlarından biridir.

Bu yüzdendir ki; rap asla ozanlık ile, “diss” hiciv ile, protest rap koçaklama ile bir tutulamaz. Bunlar farklı medeniyet paketlerinin ürünleridir.

Bizim yaptığımız işe gelince… Bu bahse şuradan dâhil olmalıyız: Ecnebilerin “rapping” dediği şey; esasında bir müzik türünden ziyade, kendine has ritmi olan bir terennüm etme şeklidir. İsmet Özel’in Otoyoldaki Kavşakta Kavrulmuş Ruh Satıcısı şiiri, münasip bir ritimle okunduğunda pekâlâ bir rap parçasına dönüşebilir; fakat bu işe “cevaz verilmeli midir”, işte orasını biz bilmeyiz.

Biz niyet olarak şairiz, ama teknik olarak rapçiyiz. Yani biz, bir şiiri, cebren bir ritmin üzerine giydirmeye çalışıyoruz, az evvel verdiğim İsmet Özel misalindeki gibi. Bu yüzden de yaptığımız işler ekseriyetle “teknik” anlamda kusurlu işler oluyor. Çünkü mana o kalıba sığmıyor, taşıyor.

İsmet Özel’in şiirinin rap olarak okunup okunamayacağı hususuna cevaz verecek kişi kimdir bilmiyoruz. Fakat bildiğimiz şey şu ki, biz şu an, bir nevi “hile-i şeriyye”ye başvurarak, bu formu (rap formunu) kullanmaktayız. Yaptığımız iş, başkaca bir şey değildir. Hatta diyebiliriz ki; bizler KvL olarak, düşen bir uçakta, yolculara son dualarını hatırlatmaya çalışmaktan başkaca bir iş yapmıyoruz.

2. İlham Kaynakları ve Şairler Üzerine

Sual: Şarkılarınıza, müziğinize etkisi bağlamında ilham aldığınız, okuduğunuz, sevdiğiniz şairler var mı? (Bahse konu isimlerin, sizdeki karşılıkları bağlamında hangi hususiyetleriyle öne çıktıklarını da duymak isteriz.)

Bu sualinize icabet etmemeyi, sükût etmeyi tercih ederiz.

Zira gönlümüzde taht kurmuş o devasa isimleri; içinde debelendiğimiz bu “modern gürültü”ye, bu “hız ve tüketim” panayırına meze etmek istemeyiz.

Onları kendi yüksek irtifalarında, fildişi kulelerinde ve o muazzam sessizliklerinde bırakmak, onlara duyduğumuz hürmetin ve haddini bilmenin bir gereğidir.

Bizim ilhamımız şairlerden ziyade, şiirin o “kayıp gitmiş” heybetine ve “kelimenin sessizliğine” duyduğumuz yakıcı hasrettir.

İhtar ve İlan: KvL Bloğu yahut Bloku

📁 Kategori: Duyurular

Zamanın ve eşyanın hızla çürüdüğü bu meşum devirde; sadece seyirci kalmanın hıyanet, sükût etmenin ise cinayet olduğuna hükmettik. 2020 yılında başlattığımız fikrî disiplini, şimdi çok daha sarsılmaz bir nizamla yeniden meydan yerine indiriyoruz.

Bu bir yayın takvimi değil; bu, insana karşı açılmış bir istirdat seferidir. Temmuzun sıcağına dek, haftanın her gününü tahkim eyliyoruz. Siz bizi küstürseniz de biz size küsmüyoruz.

Zihinlerinizi ve saatlerinizi işbu nizama göre ayarlayınız:

HER PAZAR, ÇARŞAMBA, CUMA – Bir Tekli
Temmuz ayına değin her hafta üç akşam saat 20.00’da, şiirimiz rap formunda birer mermi şeklinde namluya sürülecektir.

SALI – Dendikçe Türk Diliyle: Türk’ün Hayatta Kalma ve Hâkimiyet Kılavuzu
Türk’ün beka kılavuzu her salı saat 18.00’da neşredilecek.

PERŞEMBE – Kırılgan Putlar
Kutsi sayılan ne varsa; birer birer baltalayacağımız, sahte ilahların ipliğini pazara çıkaracağımız, o pek kırılgan putlarla hesaplaşma günümüz. Her perşembe saat 18.00’da.

CUMARTESİ – Şiir Okumak İsteyenlere Kötü Haberler
Buralarda epeyidir bir şeyler inşa etmekteyiz. Lakin nicedir olagelen bazı şeyler, bizleri bir poetika yazmaya icbar etti. Her hafta cumartesi akşamı saat 18.00’da, 21 hafta boyunca sürecek olan bu “kötü haberler” peyderpey neşredilecek. Şimdiden geçmiş olsun.

PAZARTESİ –
Dinleneceğiz. 🙂

Bu takvim, bir nizamın ve inadın eseridir. Şartlar değişse de, kalemimiz kanamaya ve haykırmaya devam edecektir. Bizler buradayız. Sizleri de bekleriz. Selametle kalasınız.

Dendikçe Türk Diliyle: Türk’ün Hayatta Kalma ve Hâkimiyet Kılavuzu

İşimiz iş demiştik, o hâlde bismillah. Bu yazı dizisi, “Ne yapmalı?” sualine verilmiş en müşahhas cevaptır. Biz burada bir hobi öğretmiyoruz; biz burada Türk’ün istiklâl tatbikatını başlatıyoruz. Elinin işe ermediği, marifetsizleştiğin her saniye kölesin. Toprağına dokunmadığın, silahını temizlemediğin, atını tımar etmediğin ve neslini fıtrat üzere yetiştirmediğin müddetçe “istiklâl” sadece bir marşın adı olarak kalır hayatında.

Her hafta salı akşamı saat 18.00’da “Dendikçe Türk Diliyle: Türk’ün Hayatta Kalma ve Hâkimiyet Kılavuzu” yaftasıyla yeni yazılarımız bu blog üzerinden peyderpey neşredilecek.