Yaban Kuşu
El arabasının paslı gıcırtısı gibi
hüznüyle acı acı inler durur
akşamın karanlığı hızla çökerken,
yaban kuşu.
Arar kendine – ki vakit de epeyi geçtir –
bir yoldaş, bir koldaş,
bir ağaç dalında, kimsesizliği
ve tüketmek için geceyi.
Parlak yapraklı bir ağaçta yan yana
yarı uyku, yarı uyanık, yarı rüya,
yaklaşırken ölümün buzdan nefesi,
hiç değilse tek başına can vermemek için.
*
Nişan aldım ve kahrolası bir gümbürtüyle
biri cansız yığılıverdi o toprağa;
diğeri ise vahşi bir kudretle
uçup da yitip gitti gecenin bağrında!
Die tarentaal
Die kruiwawiel se skreeugeluid
kerm hy droefgeestig uit
terwyl die skeemring vinnig daal,
die tarentaal.
Hy soek – en dit is ook al laat –
vir hom ’n kameraad,
om in ’n boom die eensaamheid
en nag te slyt.
Sáám sal hul in ’n blinkblaarboom
half slaap, half waak, half droom,
en by die naadring van verderf,
alléén nie sterf.
*
Ek het gemik, en met die knal
het een dood neergeval;
die ander vlieg met wilde krag
wèg in die nag!
