Fıkra (Siz neredeydiniz)

📁 Kategori: Fıkralar, Yazılar

Mustafa Kemal, Mersin gezisindeyken şehirde gördüğü büyük binaları sormuş:

– Bu köşk kimin?

– Kirkor’un.

– Ya şu koca bina kimin?

– Yargo’nun.

– Ya şu?

– Solomon’un.

Atatürk sinirlenerek sormuş:

“Onlar bu binaları yaparken siz neredeydiniz?”

Toplananların arasından ak sakallı ihtiyar bir köylünün sesi duyulur:

– Biz Yemen’de, Tuna Boylarında, Balkanlarda, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslarda, Çanakkale’de savaşıyorduk Paşam!

1528372989693

Fıkra (Askerlik)

📁 Kategori: Fıkralar, Yazılar

1946 seçimleri. Aydın tarafında “Demokratlar” köylülere “Bize rey veriniz, askerliği kaldıracağız” demişler. Bu propagandaları kendi aleyhlerine çıkmış. Çünkü köylüler, “Galiba bu adamlar memleketi Rusya’ya teslim edecekler” demişler ve Demokratlara rey vermemişler.

Asım Us, Hatıra Notları, s. 611.

Menâkıb (Tanımıyorsun)

📁 Kategori: Fıkralar, Yazılar

Bir kimse Hazret-i Ömer’in yanında başka birisinden sitâyişle bahsediyordu. Medhediyordu onu. Hazret-i Ömer ona üç soru sordu:

‒ Onunla bir yolculuk yaptın mı? dedi.

Adam “Hayır” dedi.

‒ Ticaret gibi bir alışverişte bulundun mu? dedi.

Adam yine “Hayır” dedi.

‒ Peki, ona sabah-akşam komşuluk ettin mi? dedi.

Adam “Hayır” dedi.

Bu üç soruya da “Hayır” deyince, Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-:

‒ Kendisinden başka ilâh olmayan Allâh’a yemin ederim ki, sen onu tanımıyorsun! buyurdu.

Fıkra (Şef John Fire Lame Deer)

📁 Kategori: Fıkralar, Yazılar

Beyaz kardeşlerimiz bizi uygarlaştırmak için gelmeden önce, hiç hapishanemiz yoktu. Bu yüzden aramızdan serseri de çıkmazdı. Hapishane yoksa serseri de yoktur. Kapılarımızın kilidi de olmazdı bu yüzden hırsızlar da bulunmazdı. Eğer aramızdan biri; at, çadır ya da battaniye edinemeyecek kadar yoksul ise bu durumda bütün ihtiyaçları kendisine hediye edilirdi.

Özel mülkiyete çok büyük önem verecek kadar uygarlaşmamıştık. Para nedir bilmiyorduk. Bu yüzden bir insanın değeri serveti ile ölçülmezdi. Yazılı hiçbir yasamız, dolayısı ile avukatlarımız ve politikacılarımız da yoktu. Bu yüzden birbirimizi aldatmak ve kazıklamak durumunda da kalmazdık.

Demek ki Beyaz adam gelmeden önce çok berbat durumdaymışız.

Bilmem ki, Beyaz adamın uygar bir toplum için son derece gerekli olduğunu söylediği bu temel şeyler olmadan binlerce yıl hayatta kalmayı nasıl başarabildik?

Menâkıb (İslâm’ın değirmeni durmadan dönecektir)

📁 Kategori: Fıkralar, Yazılar

İslâm’ın değirmeni durmadan dönecektir. Siz hep bu değirmenin döndüğü, mücadelenin devam ettiği yerde bulunun. Agâh olun. Kur’an’la Sultan ayrılacaktır. Siz kendinizi Kitap’tan ne ayrı tutun, ne de kitabın ayrı ayrı değerlendirilmesine meydan verin, tefrika etmeyin. Üzerinize, kendi lehlerine hüküm verdikleri gibi size hüküm vermeyen ümera gelecektir. Eğer onlara karşı isyan ederseniz sizi öldürürler. Eğer onlara itaat ederseniz sizi saptırırlar. Dediler ki öyleyse ne yapalım ey Allah’ın Resulü? Dedi ki: Meryemoğlu İsa’nın ashabının yaptığını yapın. Onlar testerelerle biçilip çarmıha bağlandılar, yine de vazgeçmediler. Allah’a itaatte ölmek, Allah’a masiyetteki hayattan hayırlıdır.

Hadis-i Şerif

Fıkra (Varlığım Türk varlığına armağan olsun)

📁 Kategori: Fıkralar, Yazılar

Bu dünyânın son derece muzdarip eden hâllerinden sıkılmış, başka bir âleme göçmüştüm. Melekler beni Hazret-i Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-‘in huzûruna getirdiler. Peygamberimiz sordu:

– Bana güzel bir koku ile yaklaştın, söyle bana o dünyâ âleminden getirdiğin güzel hediye nedir?

Tabii çok şaşırdım, öyle ya aciz bir kul iki cihan güneşine ne götürebilirdi ki. Ama sonra tekrar edildi, “Bana ne getirdin?”

– Yâ Resûlullâh, dünyâda huzur ve rahat kalmadı. Arzu edilen hayat ele geçmiyor. Varlık bahçelerinde binlerce lâle ve gül var, fakat hiçbirinde vefâ kokusundan eser yok. Buna rağmen huzûrunuza hediye olarak billur bir şişe getiriyorum. Bu billur şişenin içinde o derecede kıymetli bir şey var ki, emsâlini bulmak imkânsızdır. O şişede ümmetinizin nâmusu, şerefi ve vicdânı vardır. Bu şişede, Trablusgarb İslâm beldesinde işgalci İtalyanlara karşı harb ederken şehid düşen Türk askerlerinin mübârek kanı vardır.

Muhammed İkbal (1877 – 1938)

Fıkra (Gâvur Padişah)

📁 Kategori: Fıkralar, Yazılar

Padişah 2. Mahmud, muhafızların arasında Galata Köprüsünde ilerlerken, kalabalığın arasından biri öfkeyle ona doğru bir hamle yaptı;

– Gâvur padişah… Bu yaptığın zulüm yetmiyor mu? Allah senin gibi zalimlerden hesap soracak. Kardeşlerimizin ibadethanelerini yakıp yıkıp yerle bir ettin, İslâm’ı hiçe sayıyorsun, Peygamber efendimizi hiçe sayıyorsun, bunun cezasını çekeceksin.

Padişah bir anlık panik ve telaşın arasında sesin geldiği yöne bakarak;

– Kim bu kendini bilmez? diye kızgın bir şekilde sadrazamına bağırdı.

– Delinin biri bağırıyor galiba, cevabını aldıktan sonra atını sürmeye devam etti.
Öfkesi yatışmayan Şeyh Saçlı;

– Deli mi? Deli değilim ben. Gâvur padişah ve yaverleri neden yaptınız bunu? Yüce Allah bana gerçeği söylememi buyurdu, soruyorum size, dedikten sonra Şeyh Saçlı olay yerinde hemen tutuklandı ve idam edildi.

2. mahmud

Fıkra (Bizim karılar tezek kokar)

📁 Kategori: Fıkralar, Yazılar

Altmışlı yıllarda Karadeniz’in bir köyünde muhtemelen bir Adalet Partili yönetici, kısa süre sonra şehirde miting yapacak olan Türkiye İşçi Partisi ile ilgili olarak halkı uyarıyor. Onlara ‘karılarınızı alacaklar, mallarınıza el koyacaklar’ diyor. Köylünün biri de çıkıp ‘bizim karılar tezek kokar, seninkisi parfüm, bu adamlar bizimkileri n’apacak, alsa alsa senin karıyı alırlar. Sen ondan korkuyorsun’ diyor.

18519919_1229006010558463_5420403978195957950_n