HASBİHÂL
Kelimeleri kendi göğsünden söküp de ver bana
Gözlerini kaçırma, gözbebeklerime bakarak söyle doğrudan
Bana hâlimi hatrımı sor, ama bir anketör gibi değil
sahiden yıkılıp yıkılmadığımı merak ettiğin için sor.
Konuş benimle, şu sessizliği ikiye bölelim bir an için
Bana yalnızca kendi zihninde sakladığın bir sırrını anlat
Toprağı bilir misin sen? Ellerin hiç çamura bulanmış mıydı?
Yüzün kilitli bir kapı gibi.
Kimliğini nerede düşürdün sen?
Neden durduk yere karşıma çıktın ki?
Beni duyabiliyor musun gerçekten? Varlığıma katlanabiliyor musun?
Bana rüzgârın henüz isim almadığı,
acının kelimelere satılmadığı o ilk çağlardan bir soru sor hadi.
Neden durduk yere burada, bu uçurum çıkmazında kesişti yollarımız?
Madem buradasın, madem bir anlığına birbirimize değdi gölgelerimiz
Konuş şimdi
Bana yalan söyleyeceksen bile, sana ait bir yalan söyle.
Yoksa şu soğuk toprağın altında
Seni sahiden hiç tanıyamadan öldüğüme
Kendi ruhumu asla ikna edemeyeceğim.