Paradokslar ve Oksimoronlar, John Ashbery

Paradokslar ve Oksimoronlar

Bu şiirin derdi dille, en çıplak hâliyle.
Bak seninle konuşuyor. Camdan bakıyorsun sense
Ya da biraz kımıldar gibisin. Şiir sende ama değil de.
Sen onu ıskalıyorsun, o da seni. Hasretsiniz birbirinize.

Mahzun bir şiir bu, senin olmak istiyor da olamıyor çünkü.
En çıplak hâl nedir ki? Hem o, hem ondan gayrisi,
Bütün bir cümbüşü oyuna çeviren. Oyun mu?
Eh, aslına bakarsan öyle, lakin bence oyun dediğin

Daha derin, dışarıdan bir şey, düşlenmiş bir rol kalıbı hani,
Şu uzun Ağustos günlerinde zarafetin pay edilişi gibi
Delilsiz. Ucu açık. Ve sen daha diyemeden ne oluyor bile
Karışıp gidiyor daktiloların dumanına ve gevezeliğine.

İşte bir kez daha sahnelendi. Bana kalırsa sen sadece
Beni kışkırtıp kendi hizana çekmek için varsın, sonra bir bakmışım yoksun
Ya da bambaşka bir havaya bürünmüşsün. Ve şiirse
Usulca bırakıvermiş beni senin yamacına. Şiir sensin.

Mütercim: Özgür Bağlıyalnız

Paradoxes and Oxymorons

This poem is concerned with language on a very plain level.
Look at it talking to you. You look out a window
Or pretend to fidget. You have it but you don’t have it.
You miss it, it misses you. You miss each other.

The poem is sad because it wants to be yours, and cannot.
What’s a plain level? It is that and other things,
Bringing a system of them into play. Play?
Well, actually, yes, but I consider play to be

A deeper outside thing, a dreamed role-pattern,
As in the division of grace these long August days
Without proof. Open-ended. And before you know
It gets lost in the steam and chatter of typewriters.

It has been played once more. I think you exist only
To tease me into doing it, on your level, and then you aren’t there
Or have adopted a different attitude. And the poem
Has set me softly down beside you. The poem is you.

John Ashbery (1927 – 2017)

İktibas Kartı

▼

Bir yanıt yazın