YARIBEYAZ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BİR ŞİİR
Kimsin sen, beni dinleyen, kimsin sen
kendini dinleyen? Beyaz mısın
siyah mı, ya da var mı bunun bir kıymet-i
harbiyesi? Parmaklarını müzik olmadan
şıklatabilir misin, kafanda cirit atan o vahşi maymunları
saymazsak tabii, kıvırabilir misin, ortada melodi yokken,
hani parmak şaklatanlar mevzuyu ayıkınca,
yıldız’lara bakmaktan kendine bakmaya
geçtiğinde. Nasıl tınlıyor sesin, sözlerin, senin mi
onlar? Aynada gördüğün o hayalet, sen misin o
sahiden, yemin edebilir misin çakma bir grioğlan olmadığına,
hemen yanındaki o sandalyeye bak ve yemin et hadi,
elini koyduğun o kız kardeşinin Elizabeth Taylor
olmadığına, kulaklarından Richard Burton
fışkırmadığına. Hatta icabında Richard bile olursun sen,
beyaz bir gömlek ve suratla, dört milyon zenci seni
sevimli bulurken, Elizabeth Taylor olmak zorunda da kalabilirsin, yaşlı kadın,
eğer o kaçık köşende oturup elbiseler düşlemek,
ve bazı hamalların kıç kıvırtmalarına iç geçirmek istiyorsan. Kendini bir yokla,
öğren kimin konuştuğunu, aşırısofistike laflar ederken, bir tart bakalım kendini,
Steve McQueen gibi el kol yaparken kendini bulduğunda, bir bak bakalım, sor
o kara kalbine kim olduğunu, ve görünüşünün siyah mı beyaz mı olduğunu,
şaşırıp camdan uçuverirsin, ıslıkla dixie marşını çaldığını anlayınca içeri girerken.
Mütercim: Özgür BAĞLIYALNIZ
POEM FOR HALFWHITE COLLEGE STUDENTS
Who are you, listening to me, who are you
listening to yourself? Are you white or
black, or does that have anything to do
with it? Can you pop your fingers to no
music, except those wild monkies go on
in your head, can you jerk, to no melody,
except finger poppers get it together
when you turn from starchecking to checking
yourself. How do you sound, your words, are they
yours? The ghost you see in the mirror, is it really
you, can you wear you are not an imitation greyboy,
can you look right next to you in that chair, and swear,
that the sister you have your hand on is not really
so full of Elizabeth Taylor, Richard Burton is
coming out of her ears. You may even have to be Richard
with a white shirt and face, and four million negroes
think you cute, you may have to be Elizabeth Taylor, old lady,
if you want to sit up in your crazy spot dreaming about dresses,
and the sway of certain porters’ hips. Check yourself, learn who it is
speaking, when you make some ultrasophisticated point, check yourself,
when you find yourself gesturing like Steve McQueen, check it out, ask
in your black heart who it is you are, and is that image black or white,
you might be surprised right out the window, whistling dixie on the way in.