NEFS Sözler

NEFS

Albüm Adı: NEFS
Neşir Tarihi: 9.1.2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Grafik Tasarım: Özgür BAĞLIYALNIZ

ŞARKI LİSTESİ:
01- NEFES
02- OYUN
03- AT
04- DERS
05- NAFTALİN
06- SAHNE
07- CV
08- MÜFLİS
09- NEHİR
10- AFERİN
11- NEFRİN
12- SÜRGÜN (İNTERLÜD)
13- HAYALET
14- MİRAS
15- FENA
16- NEFAZ


ŞARKI SÖZLERİ:

01- NEFES

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Enstrumentalist “mahpare (intro)”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

AÇILIŞ
- Bu ağırlık?
- Bu ışık neden yakıyor?
- Soğuk
Neredeyim
Beni kim çağırıyor?

- Emanet
- Bir imtihan
- Şahit olmaya geldin
Unutma, geri döneceksin

- Fırsat
- Bir ganimet
- Sahip olmaya geldin
Unutma, senin olacak hepsi

1. BENT
Zaman yoktu, mekân hiç, benliğim bir yankı
Ben, “biz” denen okyanusta, henüz bir damlaydım
Ne ağırlık ne hafiflik, ne ten vardı ne kemik
Sade mana ve titreşim, ezelî sükûtun sesi

Renk yok, şekil yok, her şey birbiri içre
Yalnız bilmek var, saf, lekesizce bilmek
Ne özlem duyardım ne de vuslatı arardım
Bir bütünün parçasıydım, ne eksik ne de tamdım

Derken bir emir
Bir nefes içine çekti beni
Okyanustan koparıp girdabın kalbine ekti beni
Işık bir hançer gibi deldi o ezelî karanlığı
Sesler bir çekiç gibi dövdü beynimdeki boşluğu

İlk nefes... Ciğerlerimde bir yangın, boğazımda düğüm
Doğduğum an, anladım ki bu dünyaya ölmüşüm
Ten denen bu hapishane, kemikten bu kafes
Bana ilk acıyı tattırdı bu aldığım ilk nefes

Her dokunuş bir mühür, her ses yeni bir zincir
"Ben" demeyi öğrendim, en kutsal, en kirli sihir
Artık bir damla değilim, okyanustan ayrı düştüm
Bir damlanın hasreti ve bir denizin kibriyle doluyum

KAPANIŞ
Bir nefesle başladı cümbüş
Ben kimim? Bu bedene mi mahkûm?
Yoksa hükümdarı mıyım onun?
Verilen sır mı, çalınacak hazine mi bu sürgün?

Bir imtihan kâğıdı mı bu ömür
Yoksa karalanacak boş bir sayfa mı?
İki sesin arasında kalmış bir yankıyım şimdi
Biri "sabret" diyor, diğeri "vakit yok, haydi!"



02- OYUN

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “Galata Yokuşu”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

1. BENT
Kâinat, tavandaki o lekeden ibaret
Ve iki devin omuzları arasındaki mesafe
Annemin kokusu cennet, babamın avcu bir kale
Zaman, uykumla uyanmam arasında bir bilmece

Kelimeler öğreniyorum, sihirli ve keskin
“Hayır” bir duvar demek, “günah” gizli bir resim
“Yasak” en tatlı meyve, “sevap” sıkıcı bir isim
Yoğruluyorum, ilk şeklini alıyor bu isimsiz cisim

Ben ikisinin ortasında büyüyen bir soru
Benden evvel yazılmış bir hikâyenin ön sözü
Her dokunuş bir mühür, her öpücük
Her azar bir çatlak, bu hamurda her şeyden var

Yoğuruyorlar beni, kâh sevgiyle kâh korkuyla
Mühürlüyorlar beni, bir duayla, bir tokatla
Şeklim şemailim onlardan, dilimdeki her kelime
Kaderim onların avcunda, peki ruhum kimde?

NAKARAT
Uyu iki gözüm, uyu
Yastığın sana bulut
Bitti gün, bitti oyun
Her şey kuytuda uyur

Uyu iki gözüm, uyu
Yastığın sana bulut
Bitti gün, bitti oyun
Her şey kuytuda uyur

2. BENT
Evren büyüyor birden, kapının eşiği sınır
Sokak başka bir gezegen, her çocuk başka bir sır
Öğreniyorum ki güç, sesiymiş en çok bağıranın
Ve adalet, fazladan verilen şekermiş en sevilene

İlk dizim kanıyor, bu ilk yenilgi, ilk acı
Anlıyorum, her yaranın yokmuş bir ilacı
Sonra ilk zafer, bir kavgada kazandığım misket
Fısıldıyor bir şey: "Gördün mü? Bu hissi sev!"

Paylaşmak denen o garip kelimeyi öğreniyorum
Annem "ver" diyor, içimden bir ses "sakla" diyor, direniyorum
İlk yalanımı söylüyorum, masum ve pembe
Farklı bir ses duyuyorum: "Bu leke artık kalbinde"

Aynada bir yüz var, benziyor biraz bana
Gözleri annem gibi ama bakışı pervasızca
Alnımdaki o ince çizgi babamdan yadigâr
Ben onlardan bir parçayım, onlar benden bir bütün

Ama içimde bir yer var, kimsenin girmediği

NAKARAT
Uyu iki gözüm, uyu
Yastığın sana bulut
Bitti gün, bitti oyun
Her şey kuytuda uyur



03- AT

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Enstrumentalist “yetmez mi bir aşk için”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

1. BENT
Mahallenin başındaki o dükkân sanki akvaryum
İçindeki en güzel balıksa, tahta bir attı
Yelesi ipten, gözleri boncuk boncuk
Kımıldamadan durur, o sessizce durdukça

İçimde bir şeyler durmaz, çıldırırdı
Babamın sabret diyen yorgun sesini duyamazdım
Cebimdeki üç kuruş yetmiyordu işte
Elimde desen değil, at sanki esirdi de

Benden, kurtarılmayı diliyordu, tek hayalim
Ona sahip olmaktı, artıyordu bu isteğim
“Haram,” derdi babam, “karın ağrıtır”
Ama olamaz daha kötüsü ağrısından bu hasretin

Ve o gün geldi, Ali’nin evindeydik, odası çöplük
Oradaydı o at, bir bacağı kırık, boyası atmış
Ona ait değildi, bu saygısızlıktı ata
Derken annesi çağırdı, fırladı gitti üst kata

Kalbim değildi o ses bir hırsızın adımlarıydı
Sessizlik ağır geldi, nefesim havayı yırttı
Bu bir kurtarma operasyonuydu işte şimdi
Onu gömleğimin altına sinsice saklamıştım

Soğuk ahşap tenime değdi, o an nasıl koştum
Eve doğru, hatırlamam, kanımda zafer ve korku
İçimde dolaşan iki zehirli sarmaşıktı bu
Odamın kapısını kilitledim, artık benimdi at

KÖPRÜ
Ne bakıyorsun?
Ne bakıyorsun?
Ne bakıyorsun?
Ne bakıyorsun lan?
Artık benimsin işte
Ne işin vardı orada?
Benimsin
Artık benimsin

2. BENT
O kırmızı at şimdi dolabımın en karanlık
Yerinde, üstünde bir sürü kazak ve de sırla
Babamın sözleri geceleri, çivi gibi beynimde
“Başın dik gezeceksin” ama benim gözüm her yerde

Gündüzleyin bir melek, evin uslu çocuğu
Geceleri bir suçlu, dolabın önündeki mahkûm
O kırmızı at artık değil oyuncak, benim günahım
Suç ortağımdı, hiç bitmeyen azabım

Ona dokunamıyordum. Oynamak mı? Asla
Sade geceleri onu çıkarabiliyordum bu zindandan
Boncuk gözleri artık bana bakmıyor, beni yargılıyordu
Boyasındaki her çatlak, yalanımı yüzüme vuruyordu

O masum tebessümü, şimdi alaycı bir sırıtıştı
Bana hırsız diyordu, yalancı bir fısıltıyla
Bir gece dayanamayıp kırdım o kırılası bacağını
Ağladım onu susturmak için, ama o daha çok bağırdı

Çöpe atamadım, parçalayamadım, gömemedim çünkü
O benim bedenimin dışında atan ikinci kalpti
O günden sonra öğrendim gülmeyi, her şey yolunda gibi
Tıpkı içinde lanetli bir sır saklayan herkesin öğrendiği gibi

KAPANIŞ
Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır!
(Ağlama sesleri)
(Gülme sesleri)



04- DERS

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “Sineye Çektim Say”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

Hacı Osman Amca o dükkânında
“Bak evlât,” derdi bana, kasanın arkasında
“Bu tezgâh bir sahne, en taze domatesler
“En önde, en parlak elmalar yakın durmalı göze

“Zira evvel gelen kişinin gözü doymalı”
Ben de çürümeye yakın olanları ustalıkla
Arkalara, alt kasalara saklamayı öğrenmiştim
Üstelik öğrendiklerim sade bunlarla da kalmamıştı

Veresiye defteri nasıl bir silah gibi kullanılır
Zenginin arabasına kadar nasıl poşet taşınır
Terazinin kefesine başparmakla basmayı
Kötüyü koyup iyiyi el çabukluğu ile almayı

Eksik tartan teraziyi bereket diye satmayı
Ve bu kirli düzeni ticaret diye aklayıp
Hepsini öğrenmiştim ama değildi bunlar ahlaksızlık
Bir hayatta kalma sanatı olarak bana anlatmıştı

“Dua karın doyurmaz, terazi dükkânı döndürmez
“Hayatın iki defteri var, biri Allah’a, diğer alacaklıya
“Önce bu dükkânın kapısını açık tutacaksın ki
“Sonra caminin kapısından huzurla giresin”

Bir akşam pazardan dönmüş, kamyonetten kasaları
İndirirken, bir kasa şeftali, çürük çarık
“Bunları atacak mıyız?” diye soruverdim safiyane
Güldü, “Olur mu?” dedi, “bunlar bizim

“Cennet çamurumuz, yarın en önüne tezgâhın
“En önüne koy, biraz da su serp ki iyice parlasın
“Sorana da diyesin ‘O kadar tatlı ki dayanamamış,
“‘Kendi kendine ballanmış’, hadi bakalım”

O an yüzüne baktım, bir canavar görmedim
Bir hilekâr da değildi, yorgun, bıkkın, bu çarkın
İçinde dişli olmaktan başka çaresi kalmamış
Bir adam vardı yüzünde. Onu anladım ve tiksindim

Ertesi sabah o kasayı tezgâhın önüne koydum
Elimde su şişesiyle, ezik şeftalileri suluyordum
İlk müşteri, çocuğuna meyve alan o genç anne oldu
“Şeftaliler güzel mi?” diye sordu, kaçırdım gözümü

Dilimin ucuna Hacı Osman’ın o yalanı geldi
“O kadar tatlı ki”
Fakat diyemedim, öyle sustum
Başımı, bilmiyorum der gibi sallamıştım
Kadın almadan gitti, Osman Amca her şeyi gördü

Yanıma geldi, kızmadı, bağırmadı, sadece
Omzuma dokundu “Senin kalbin henüz ham,” dedi
“Bu tezgâha göre değil, kirlenmemiş”
O gün son yevmiyemi almıştım sessizce

NAKARAT
Bu dünyanın dersi bu
Başka bir ahlakı yok
Hayatın iki defteri var
Biri paktır biri kirli çok

Birini melekler okur
Birini alacaklılar
Ve dükkânı döndürür
İkincideki o rakamlar



05- NAFTALİN

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “sigaranı iç oğlan”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

1. BENT
Annem,
"Bey," dedi babama, "kalk hele, teyzesi coşmuş yine
"Yaldızına bak şu davetiyenin, en pahalı oteli tutmuş işte
"Dalga geçer gibi bir de, diyor ki mutluluğumuzu paylaşın
"Neyi paylaşalım? Menemendeki o son yumurtayı mı?"

Babam televizyona baktı, duymamış gibi yaptı, kumandayla oynadı
"Sana diyorum! Başımızı kuma gömmekle bu işler hiçbir zaman olmadı
"O düğüne gidilecek, takı takılacak, el âlem susturulacak" dedi
Babam derin bir nefes aldı, omuzları bir santim daha çöktü

Annemin imalı lafları, babamın sessizliğiyle günler geçti
"Komşunun kızı gelin oldu, damat tarafı beş bilezik takmış
"Bizim bir çeyreğimiz var, o da kefen parası... Yazık
"Milletin içinde rezil olacağız, bak demedi deme sakın"

Sonra o dolap açıldı... O naftalin kokulu mezarlık
Bir gazi üniforması gibi çıkarıldı babamın tek takımı
Kumaşı ütüden parlamış, omuzları sarkmış yorgun bir zırh gibi
Annem sirkeli suyla sildi, havalandırdı, bir mucize bekledi

"Yeni gibi oldu, değil mi?" dedi. Babam sadece öksürdü
Benim için de bayramlıklar çıktı ortaya, soluk soluk
Paçaları, bileğimle dizim arasında, arafta kalmış bir pantol
Yakası, annemin çamaşır suyuyla giriştiği savaştan mağlup

Ve o ayakkabılarım, altındaki bir kör delikti
Kapladı babam bir parçayla, eski kamyon lastiğinden kestiği
Ama içindeki o karton, ilk ıslaklıkta eridi
Her adımda ayağım o boşluğa bastı, ruhum o delikten dışarı

Düğünden bir gün önce, o küçük, loş kuyumcu dükkânı
Babam çıkardı cebinden terden nemli, buruşuk paraları
Saydı, bir daha saydı, sanki saydıkça çoğalacakmış gibi
Kuyumcunun küçümseyen bakışları altında, en küçük altını istedi

Kırmızı kadife kutu, bizim gururumuzun tabutu
O küçük altın, o ayki meyveydi, ayakkabıma bir umuttu
Ama diyordum, ya bizler bir şeyi unuttuk
Ya da bir şey bizi epeyidir fena hâlde unuttu

NAKARAT
Bir sigara iç oğlan
Gel kapımdan geç oğlan
Bir sigara iç oğlan
Gel kapımdan geç oğlan

Beni sana vermezler
Bu sevdadan geç oğlan
Beni sana vermezler
Bu sevdadan geç oğlan

2. BENT
Salona girdik, ışıklar, gürültü, sahte kahkahalar
Akrabalar, "Hoş geldiniz" derken bizi süzen o radarlar
Elbisemizin sönüklüĝünü, ayakkabımızın püsküllüğünü
Annemin yanakları gerildi, bir profesyonel gibiydi tebessümü

Ve babam, babam o gece başka bir adama dönüşmüştü
O suskun, o yorgun adam gitti, yerine bir şaklaban geliverdi
Herkesle tokalaştı, yersizdi şakaları
Halaya ilk o katıldı, neşesi bir kamuflajdı

Ve o an geldi, takı merasimi, ismimiz okunmuştu
O utanç podyumunda babamın elinde küçük bir kutu
Teyzemin yakasına bir utanç madalyası gibi taktı çeyreği
"Hayırlı olsun," dedi, incelmişti sesi

Tam o an, arkamızdaki zengin dayım sahneye çıktı
Elindeki beşibirliği bir kupa gibi kaldırdı
Şıngırdatarak, göstere göstere, teyzemin yakasına taktı
Gelinliğin içinde yüzündeki gülümseme artık gerçekti

Ve babamın o "yakalandım" ifadesi
Hepsini gördüm. Masamıza döndük. Babamın maskesi düştü
Önündeki asitli, boyalı içeceğin baloncuklarını izledi
Sanki bütün gururu, o sönen baloncuklar gibiydi

Aniden annem fırladı yerinden, bir yaydan boşanmış gibi
Piste attı kendini fakat bu bir dans falan değildi sanki
Bir isyandı, deliceydi, bir sinir kriziydi bu
Kollarını havaya kaldırdı, o yorgun bedenini

Müziğin o umursamaz ritmine karşı bir kalkan gibi savurdu
Güldü, evet... Ama kahkahası, bir yardım çığlığı gibiydi
Gözleri kapalıydı ama biliyorum; o gözlerin arkasında
Ödenmeyen faturalar, kiralar, taksitler vardı

Terini silmeden, makyajı akarak, döndü kendi çaresizliğinin
Etrafında, defalarca döndü, döndü durmadan
Kollarını birer kamçı gibi savuruyordu şimdi
Ayaklarını yere bir mahkûm gibi vuruyordu işte

Dişlerini sıkarak gülümsüyor, kahkahası yankılanıyordu salonda
Halay başı yanından geçerken yol verdi ona
Durup onu izledi göbek atanlar, pistin ortasında
Ona görünmez bir çember açtılar, bir delilik adası yarattılar

KAPANIŞ
Kadifeden kesesi, aman kesesi, kesesi
El âlemin gelir sesi, gelir sesi, gelir ölesim
Annemin vallahi de derttendir bu neşesi
Oturmuş gönül eğler babam da işte ne etsin

Terazinin hileli, hilelidir kefesi
Şeref değil altın tartarmış kör olası
Babamın yenilgisi, anamın histerisi
Benim gayrı yoktur bu kefede yok olasım



06- SAHNE

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Enstrumentalist “gecelerden yıldız söktüm”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

1. BENT
O düğün salonu aslında bir sahneymiş
Anladım dünya tiyatro, burası dev bir perdeymiş
Bu oyunda artık ben de kalamazdım seyirci
Ezberledim rolleri, gözlemledim onları

Neye güldüklerini, neye üzülür gibi yaptıklarını
Hangi sözün hangi kapıyı, hangi fikrin hangi alkışı
Aldığını not alır gibi yazdım zihnime
Provalar yaptım ayna karşısında defaatle

Kendime yeni bir yüz yonttum, pürüzsüz ve lekesiz
Eski, çatlak dolu çocuğun yüzünü gömdüm derine
Bu yeni ben kimsenin reddedemeyeceği kadar uyumlu
Kimsenin de şüphelenemeyeceği kadar zararsızdı

İlk iş görüşmem, karşımda kravatlı bir adam
“Bize kendinden bahset” dedi, ilgisizce bir tavır
“Takım çalışmasına inanırım,” dedim, nefret ederken
“Öğrenmeye her zaman açığım” dedim, umursamazken

“Bu şirket benim hayalimdi” dedim, paraydı tek hayalim
Rolümü o kadar iyi oynadım ki ben bile inanacaktım
İşe alındım, ilk gün müdürün o bayat fıkrasına
En çok ben güldüm, sevmediğim yemeğe bir ‘harika’

Hiç anlamadığım bir konuda, en popüler görüşü
Savunur, gecenin sonunda kendimi sevdirirdim herkese
Ama perde kapanıp da arabanın dikiz aynasında
Göz göze geliyordum o tanımadığım yabancıyla

KÖPRÜ
Ve sonra
Ve sonra sen geldin

2. BENT
Sonra sen geldin, o kalabalığın içinden
Tek gerçek sendin sanki, sesin anlamadığım bir yerden
Geliyordu, sana da aynı oyunu oynadım mecburen
Sevdiğin filmleri sevdim, dinlediğin müzikleri en çok ben

Hassas ve anlayışlı ve o komik adam oldum
Sen de bu adama âşık oldun, korktum
Üçüncü buluşma, gece yarısı, balkonda sigara
Sen çocukluğundan bahsetmiştin ya bir ara

Sesin o kadar senindi ki, sen öyle gerçektin ki
Bir an paniğe kapıldım, bir an korktum gerçeklikten
Derken “Sen,” dedin, “senin çocukluğun nasıldı?”
İşte o an en usta rolümü oynadım, uydurdum

Öyle inandırıcı anlattım ki senin gözlerin doldu
“Biliyordum,” dedin, “içinde böyle biri olduğunu”
Elimi tuttun, kazandım
Anlamıştım, kaybettim
Sen inandın o adama, bense izledim seni kıskanarak

Bu aşk benim hapishanem, duvarları sevginle
Demirleri güveninle örülmüş, bu sahte
Cennette bazen nefes alamıyorum, içimden
Gitmek geliyor ama korkak bir adamım ben



07- CV

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Enstrumentalist “emanetin zulası”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

1. BENT
Plazanın soğuk koridorları
Hacı Osman’ın dükkânından daha acımasızdı
Burada terazi yoktu ama insanların
Değeri her gün Excel tablolarında tartılırdı

Kul hakkı yerine performans hedefi
Veresiye defteri yerine KPI raporu
Acırsan acınacak hâle düşersin
Rol yapmak bitmişti, olmuştum rolün kendisi

Toplantılarda en parlak fikirler benimdi
Çünkü daha iyi pazarlıyordum başkalarının fikrini
Herkesin sırrını bilir fakat kimsenin
Sırrımı bilmesine asla müsaade etmezdim

Merhamet bilançoda zayıflıktı
Sadakat kullanılacak bir araçtı sadece
Bu bir ormandı ve ben artık av olmak istemiyordum
Başka çarem yoktu artık avlanmak istiyordum

NAKARAT
Daha yükseğe! Daha yükseğe! En yukarı, en, en!
Bu camdan kulelerin en tepesine tırmanıp!
Bütün ruhum yansın, “Yapamam” diyen o çocuğu
“Değer mi?” diyen o âşığı çoktan ateşe verdim ben

Daha yükseğe! Daha yükseğe! En yukarı, en, en!
Bu camdan kulelerin en tepesine tırmanıp!
Bütün ruhum yansın, “Yapamam” diyen o çocuğu
“Değer mi?” diyen o âşığı çoktan ateşe verdim ben

2. BENT
Hacı Osman’ın terazisi burada dijital
Turnikeden geçerken okutuyorum kartımı
Tıpkı bir vestiyere bırakır gibi ruhumu
Günaydın diyorum adını unuttuğum o adama

Açık ofis, modern arena, herkes herkesin rakibi
Performansın, verimliliğin anbean takiptedir
Ben öğrendim bu terazide hep yukarıda kalmayı
Adım gibi biliyorum hep en ağır basmayı

Deadline'lar, aksiyonlar, sonu gelmez revizeler
Kapanan projeler, ruhumda açılan yeni gedikler
Ekranın mavisinde eriyen bir ömür bu
"Değer katmak" dedikleri, ruhumu ucuza satmaktı

Hırs, klimanın uğultusu, kahvenin sahte tadı
Başarı, unuttuğum o eski, o gerçek adımın adı
Kazandığım her terfi, kaybettiğim bir parçam
Bu camdan kule, benim en lüks, en modern manzaram

Olur da vicdan yaparsan çağırırlar muhasebeye
“Beklentileri karşılamıyor”, “Takıma uyum sağlamalı”
“Daha sonuç odaklı olmalıyız, değer katmalıyız”
“Proaktif olmak olmalı vizyonumuz, takla atmalıyız”

Toplantılar bu tapınağın anlamsız ilahileri
Feedback, know-how, deadline, benchmark, daha ileri!
“Bu konuda derhâl bir aksiyon alalım” diyor müdürüm
“Harika bir challenge,” diyorum, “hemen finalize ederim”

Ruhumu anesteziyle öldürmenin kibar yolu bu
Kaybettiğim her şeyin üstünü örten en parlak şalı bu
Bu mindset bir mikrop, yapmam lazım bir SWOT
Hissetmiyorum, analiz!
Yaşamıyorum, performans!

NAKARAT
Daha yükseğe! Daha yükseğe! En yukarı, en, en!
Bu camdan kulelerin en tepesine tırmanıp!
Bütün ruhum yansın, “Yapamam” diyen o çocuğu
“Değer mi?” diyen o âşığı çoktan ateşe verdim ben

Daha yükseğe! Daha yükseğe! En yukarı, en, en!
Bu camdan kulelerin en tepesine tırmanıp!
Bütün ruhum yansın, “Yapamam” diyen o çocuğu
“Değer mi?” diyen o âşığı çoktan ateşe verdim ben

KAPANIŞ
Adım: _______
Unvanım: Kıdemli Uzman, Proje Lideri, Bölge Müdürü
Misyonum: Şirket hedeflerine ulaşmak
Vizyonum: Sektörde lider olmak
Temel Yetkinliklerim: Stres yönetimi, kriz anında proaktif aksiyon alma, sonuç odaklılık
Gelişim Alanlarım: Empati, vicdan, insanlık
KPI'm: Yalnızlık



08- MÜFLİS

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “Fevri (outro)”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

1. BENT
Kırkıncı kat, klimanın metalik nefesi
Yeni kesilmiş A4 kâğıdının kokusu
Kahve makinasındaki kapsülün sahte aroması
Masamda abanoz ağacının ölü dokusu

Her şey yerli yerinde, kontrollü ve simetrik
Parmaklarımda klavyenin tıkırtısı mekanik
Benim dünyam bu, ekranda yeşil kırmızı bir nehir
Benim kazandığım, avcumun içinde yön verdiğim

Inbox’ıma düşen Ahmet Usta’nın iflası
Bir zafer, bir pazar payı, bir rakip daha alaşağı
Ekranın sağ altında akan haber bandında
12 punto Arial soluk gri bir fontla:

KÖPRÜ
“İş Adamı Ahmet Usta, Evinde Ölü Bulundu
“Geride Bıraktığı Borçlar Nedeniyle İntihar Ettiği Düşünülüyor”

NAKARAT
Bir isimdi ekranda
Soğuk, kısa bir bantta
Unutuldu o köşede
Evinde ölü bulundu

Hileliydi terazi
Oyunları arazi
Kalmadı hiç niyazı
Evinde ölü bulundu

Yalanları dinledi
Haysiyetini biledi
Ama oyun hileli
Evinde ölü bulundu

Çekiç sesleri durdu
Kapıya kilit vurdu
Hayali pusu kurdu
Evinde ölü bulundu

O gece tek başına
Baktı gözünün yaşına
Gitti ömrünün kışına
Evinde ölü bulundu

Bir rakamdı ekranda
Bir kayıptı o anda
Bu yalancı cihanda
Evinde ölü bulundu

3. BENT
- Bir adam öldü bak, senin yüzünden

- Bir rakip elendi, kanun bu, zayıflığından

- O adamın bir ailesi vardı, çocukları

- Duygusal veriler bunlar, bilanço dışı
Bu dünyada herkes kendi gemisinin kaptanı

- Sen o gemiyi batırdın, hileyle, yalanla

- Bu ticaret bir oyun, o bilmiyordu kuralı

- Peki, haysiyet? Bir ömür biriktirdiği o temiz isim?

- Haysiyet borsada işlem görmüyor, üzgünüm

- O bir model değil, firma değil, insandı

- O eski bir türdü, bense doğada bir avcıydım

- O nehri hatırlar mısın? Babanı, o da mı zayıftı?
“Bazen en büyük güç, küçük balığı bırakmaktır nehre” diyen

- O nehir kenarında balık tutarken değişti dünya
Üzgünüm, bu dünyanın para birimi, onur değil, güç

- Peki, seni mutlu etti mi bu zaferler, bu güç?

- Mutluluk bir hedef değil, bir yan ürün
Şu araba, bu ev, banka hesabı, statüm

- Peki, o küçük balığı nehre geri bıraktığın o gün?

- O çocuk mutlu değil, habersizdi, görmüyor musun?

- Peki, o balığın avcunda hayat dolu kımıltısı?

- Hayat dolu mu? Tek gördüğüm, hayat mücadelesi

- Senin mücadelen ne? Maaş bordronda bir sıfır daha mı?

- Bu beni katil yapmaz, anladın mı?

- Sen hayatta değilsin, sen hileli terazisin
Sen o nehri kirleten atığın ta kendisisin
Sen yaşadın mı ki? Sen sade bir hayaletsin
Bir yüz karası, dünyaya gelen bir felaketsin

- Sus! Yalan bu!

- Hangisi yalan? Karın mı?
İşin mi, evin mi, araban mı, hayatın mı?
Yatağını unutma dedi o, sen nehri kuruttun
Her aynaya baktığında bir sahtekâr görüyorsun

- (İnilti)

- Sen bir canavar bile değilsin, onların doğası
Bir gücü, gerçekliği vardır, sen bir parazitsin
Gürültülü bir sıfırsın, bir boşluk, bir hiç
Cehennemi bile hak etmeyecek kadar değersiz

O gerçek bir şey için savaşmıştı, oysa sen
Rakamlar, yüzdeler, o tanımadığın hissedar
Bozuntusu adamların doymayan iştahı
İçin savaşıyorsun, söyle, iflas eden kim şimdi?

(Ağlama sesleri)

NAKARAT
Bir isimdi ekranda
Soğuk, kısa bir bantta
Unutuldu o köşede
Evinde ölü bulundu

Hileliydi terazi
Oyunları arazi
Kalmadı hiç niyazı
Evinde ölü bulundu

Yalanları dinledi
Haysiyetini biledi
Ama oyun hileli
Evinde ölü bulundu

Çekiç sesleri durdu
Kapıya kilit vurdu
Hayali pusu kurdu
Evinde ölü bulundu

KAPANIŞ
Evinde ölü bulundu
Evinde ölü bulundu
Evinde ölü bulundu
Evinde ölü bulundu
Evinde ölü bulundu



09- NEHİR

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Enstrumentalist “Soğuk ve Şehir”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

Masamdaki su bardağının üzerinde birden
Klimanın yarattığı o esintiyle, o titrek
Su kıpraşıp, taştı, süzüldü masanın üzerine
Düştü, sonra alıp o nehre fırlattı beni yeniden

Yedi yaşındaydım, babamın Bafra dumanı
Karışıyordu nehrin o yosunlu, ıslak taşına
Oltanın ucuna taktığım o tombul solucanın
Parmaklarımın arasında hissettim kıvranışını

“Korkma,” demişti babam, “kanunu bu nehrin
“Biri yaşasın diye yem olur bir diğeri”
Sonra saatlerce bekledik, konuşmadan
Fakat yaşayan bir sessizlikti bu, buram buram

Derken oltama bir balık takılmıştı, çektim sevinçle
Babam iğneden alıverdi o balığı nazikçe
O nasırlı, çatlak dolu avcundaydı şimdi balık
Gümüşi pulları o avuçta şimdi daha parlak

Zaferimdi bu benim, dünyalar benimdi
“Ne yapacağız,” şimdi dedim, “pişirecek miyiz?”
Yorgun gülüşüyle baktı babam, “Bu daha çok küçük,”
Suya geri bıraktı balığı, kayboluşunu izledik

“Bak yavrum,” demişti, sesi nehir kadar sakindi
“Bu nehir bazen bulanır, seller alır her yeri
“Bazen de kurur, kalır üç beş damla su ile
“Bazen insanlar gelir, onu zehirler, kirletir

“Ama asla unutmaz bu nehir tek bir şeyi
“Yatağını, o temiz kaynağını, onu hep bilir
“Onca kirin, onca çamurun içerisinde durmadan
“Hep kendi yatağında akmaya devam eder

“Çünkü nehrin gücü, önüne kattığı çöplerden değil
“Asla vazgeçmediği o yatağından gelir”
Ben bu nehri kuruttum, ben o balığı çiğnedim
Her şeyi kattım kendime ve işte böyle delirdim



10- AFERİN

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “gökyüzü neden sürgün”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

AÇILIŞ
Gürültü bitti.
Telefonlar sustu. Mail’ler sustu
'Aksiyon planları', 'hedefler', 'deadline'lar... hepsi sustu
Hırs sustu
Alkışlar sustu
Ve geriye... bu kaldı
Bu... sessizlik

1. BENT
Gürültüyü satın alamazsın, ama sessizliği alabilirsin
Yeterince yükseğe çıkarsan
Yeterince para ödersen
Şehrin bütün o kaosunu, bütün o acısını ayaklar altına alıp
Kendine ait, steril, pürüzsüz bir sessizlik satın alabilirsin

Bu anı satın aldım ben. Yıllarımı verdim.
Bu koltuğun derisinin o soğuk dokunuşunu
Bu viskinin boğazımı yakan o olgun tadını
Bu manzaranın o kibirli, o tanrısal yalnızlığını

Hepsini tek tek, ruhumdan küçük parçalar kopararak ödedim
‘Başarı’ diyorlar buna. Kendi hapishanenin mimarı olmak
Duvarlarını kendi ellerinle örmek
Anahtarı da kendi ellerinle yutmak. Başarı buymuş

Yıllarca bunun için çalıştım, bu an için
Telefonların çalmadığı
Kimsenin bir şey istemediği
Hırsın bile yorulup uykuya daldığı bu an için
(Sessizlik)
İşte bu an için

Garip... Yıllarca bu sessizliğe ulaşmak için bağırdım
Bu manzaraya sahip olmak için tırmandım
Bu evin duvarları, kazandığım savaşların madalyaları
Fakat şimdi bu duvarlar üstüme üstüme geliyor

Bu sessizlik huzur değil
Bu sessizlik bir yokluk
Bu sessizlik sağır edici
Bu sessizlik mezarlık
Bu sessizlik bir ayna
Bu sessizlik bir boşluk
Ve bu boşlukta sesler var

Bütün o enkaz
Bütün o hayaletler
Bu sessizlikte ziyaretime gelmişler:

Tebrikler
Kazandın
Bu manzarayı, bu evi, bu sükûtu... hepsini kazandın
İşte imparatorluğun
Bütün bu ışıklar senin
Tebrikler

İşte... geliyor. O kırmızı at. Fısıldıyor: Aferin diye. Dolabın dibinden çıkıp, parkenin üzerinde sessiz adımlarla yürüyor. O kırık bacağı, her adımda mermere acı bir 'tık' bırakıyor. Gözleri artık boncuk değil. İki kömür parçası. İçinde Hacı Osman'ın dükkânındaki o karanlık var. 'Benim suçum neydi?' diye sormuyor. 'Senin ilk yalanın benim,' diyor. 'Senin ruhuna ektiğin ilk zehirli tohum ben.'

Sonra o geliyor. Hacı Osman'ın terazisi. Gıcırdıyor: Aferin diye. Kristal sehpanın üzerinde beliriyor. Paslı kefelerine, benim bütün 'kazançlarım' doluyor bir bir. Bir yanda o parlak terfiler, o kârlı ihaleler, bu evin tapusu... Diğer yanda o ezik şeftaliler, o hileli tartılmış domatesler, o genç çocuğun gözünden çaldığım o ışık... Ve terazi... o hileli terazi bile bir türlü dengeye gelmiyor. Ağır basıyor o ezik şeftaliler, her zaman ağır basıyor

O... O da burada. O hayalet kadın. Gülümsüyor: Aferin. Yatak odasında uyuyan kadın değil. Benim yarattığım o kadın. Benim uydurduğum o balıkçı çocuğuna âşık olan o hayalet. Salonun ortasında duruyor ama bana bakmıyor. Yanımdaki boşluğa bakıyor. O hiç var olmamış adama gülümsüyor. Elini uzatıyor, ama benim içimden geçip gidiyor eli. En büyük başarım, en büyük lanetim. Birini, var olmayan birine âşık etmek. Ve her gece o aşkın hayaletine sarılarak uyumak

Ve sonra kapı aralanıyor... Üzerinde iş önlüğü, elinde o artık susturulmuş çekiciyle duruyor. Konuşmuyor. Sadece bakıyor. Gözleri, 'Değdi mi?' diyor. Cevap veremiyorum

O atı çaldın, bu manzarayı satın almak için
O teraziyi öğrendin, bu kuleye tırmanmak için
O kızı kandırdın, bu evde yalnız kalmamak için
O adamı ezdin, bu koltukta oturmak için
Her tuğlası bir yalan, her katı bir ihanet
Ne kadar da yüksek... Ne kadar da yüksek...
Her tuğlası bir yalan, her katı bir ihanet
Ne kadar da yüksek... Ne kadar da yüksek...

Geriye bir tek sen kaldın

Bu boşlukta sesler var

KAPANIŞ
Bu boşlukta sesler var
Bu boşlukta sesler var
Bu boşlukta sesler var
Bu boşlukta sesler var

Sessizlik kırıldı



11- NEFRİN

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Enstrumentalist “SENSİZ YAŞAMAYA ALIŞACAĞIM”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

Sabah 7.15, Mercedes EQS 580
Dış dünya, akustik konfor paketli lamine camların
Arkasında, sessize alınmış, 4K bir film gibi
İçeride Burmester ses sisteminden yayılan bir playlist

“Lo-Fi Chill Beats to Study or Relax”
Nappa deri koltukların o suni ama pahalı kokusu
Ve o mutlak, o neredeyse kibirli sessizliği
Yalnızca OLED ekrandan yayılan hafif bir uğultu

Direksiyonun arkasındaki o touchpad’lerle oynuyorum
Canlılık modundan Huzur moduna geçiyorum
İç aydınlatmanın rengi ve koltuk masajının ritmi
Değişiyor. Huzur diyorum, ne kadar da komikmiş

Telefonda bir yandan asistanımla konuşuyorum
“Toplantıyı üçe aldır”, “Mail atsınlar son revizyonu”
Gözüm yolda ama görmüyorum, bu kapsül içinde de değilim
İçindeyim o toplantının, rakamların, grafiklerin

Ve sonra o belirdi, sol şeritteki bariyerin altından
Fırlayan, ne renk olduğu bile belli olmayan
Sıska, korkmuş, aptal bir sokak kedisi, durakladı
Geri mi gitse ileri mi? Gözleri farlara kilitlendi

Beynim durumu analiz etti, mesafe 50 metre
Hız 150 km, fren mesafesi yetersiz
Kaçınma manevrası riskli, mantık, hiçbir şey yapma
Ama içimdeki o ilkel şey bağırdı frene bas diye

Ayağım pedala gitti ama artık çok geçti
Ya da ben cilalı İtalyan ayakkabımın kirlenmesini
İstememiştim, bilmiyorum, hiçbir fikrim yok

Ve o tok ses
O ıslak, o kahrolası, o etten ve kemikten
O mide bulandırıcı tok ses, sanki gelmişti gökten
Hayır, hayır, altından koltuğumun, o tok ses
Mercedes’in o kusursuz sessizliğini yırtıp geçti birden

Önce ön tekerleğin o midesiz kasılmasını
Sonra arka tekerleğin noktayı koyan o vuruşunu
Hissettim, ama sanki hâlâ altımdaydı o kedi
Vücudumun içindeydi, midemdeydi sanki

Sağa çektim. Kahretsin! Yaktım dörtlüleri
O ritmik tik-tok sesi, arabanın içindeki o yeni
O korkunç sessizliği doldurmaya başladı
Ellerim direksiyondaydı hâlâ, o Nappa deri

Fakat artık o lüksü, o konforu hissedemiyordum
Tek hissettiğim o küçük o sıcak bedenin kasılması
Ekranda toplantı hatırlatması: Bütçe Revizyonu
Bütün hepsi o asfaltın üzerindeki o kanlı

O şekilsiz lekenin yanında ne kadar sahte kalıyordu
Açtım arabanın kapısını, otoyolun bütün gürültüsü
O sağır edici gerçeklik, bir anda içeri doluştu
Kontaktaki anahtarı çevirdim, kapattım o sessiz motoru

Telefonumu, cüzdanımı, o pahalı saatimi
Hepsini torpidoya bıraktım, hepsini
O cilalı ayakkabılarımı da çıkardım
Ve o emniyet şeridinin zeminine çıplak ayaklarımla bastım

Geriye bakmadım, o kediye asla bakamadım
Sade yürüdüm, bir mezardan farksız olan arabanın
Aksi istikametine doğru, nereye gittiğimi bilmiyordum
Ama ilk defa, nereye gitmediğimi biliyorum



12- SÜRGÜN (İNTERLÜD)

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “Sen Daha Çok Gençsin” & Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

Saatler mi, günler mi? Bilmem ne kadar sürdü
Emniyet şeridinde bilmem ne kadar yürüdüm
Cilalı kunduram yok, tabanım çıplak, kanlı
O çakıllar kesse de acımaz artık

Yanımda vızıldayan rüzgârı arabaların
Eski hayatımdı o, gürültüsü yolların
Klimalı huzurun içindeki o bendim
Şimdiyse otoyol kenarında isimsiz bir figürandım

Her farın ışığında o an patlar gözümde
O kedinin bakışı, o sorgulayan hâliyle
Ne zaman korna çalsa beynimde tetik düşer
O ses gelir aklıma, içimde bir endişe

Vardım koca şehre, plazaların gölgesine
Başım eğik yürüdüm, bakmıyordum artık göğe
Fren sesi duyunca çivilendim yerime
Soğuk ve açlık değil, o ses düşüyordu zihnime

Ayaktaki kesikler, midemdeki o boşluk
O sesten daha çoktu, o sesten daha gerçek
Beynimin odasında yankılanır o vuruş
Ne dua fayda eder ne tövbe, hepsi boş

O tok ses, o yumuşak kasılma gitmez başımdan
Kaçsam da kurtulamam, o hayvani savaştan
Otogarın o kesif, o kirli gecesinde
Kayboldum kalabalık, insan bilmecesinde

Girdim bir tuvalete, aynada yüzüm donuk
O kedi gibi bakar gözlerim, korkak, sönük
Yıkadım ellerimi, su vurdum defalarca
Sanki o direksiyon, elimde parça parça

İki buçuk ton metal, ezince o bedeni
Nasıl zapt ettim metali, nasıl zapt ettim aklımı
Tırnağımdaki hayalî kanı söküp atmaya
Derimi parçaladım, başladım kanatmaya

Lakin gitmedi o his, o kedi sanki avucumda
O anın hatırası parmağımın ucunda
Suyla arınmaz imiş, sabunla çıkmaz leke
Pişmanlık temizlemezmiş, demek hepsi nafile

Yorgun düştüm sonunda, lavaboya yaslandım
Temiz değil ellerim, boş yere heveslendim
Asla da olmayacak, bu kir tenden gitmeyecek
Bu sesle ve bu hisle, bu ömür hiç geçmeyecek



13- HAYALET

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “ayrı düştük”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

1. BENT
“Koleksiyondan, çok az kullanılmış, İsviçre saati”
Her kelime bir yalandı, verdiğim son ilandaki
Bir AVM’nin o ruhsuz, caz müzikli kafesine
Erken gittim buluşmak için, anlaşmıştık alıcıyla

Oturdum bir masaya, etrafımdakileri izledim
Herkesin bir start-up fikri, proje deadline’ı herkesin
Ve herkesin bir kredi kartı borcu vardı nitekim
Herkes meşgul, pek mühim ve inanılmaz yalnızdı

Ve sonra geldi, yirmi beşinde bir genç, oturdu
Üzerindeki takım onun değildi, bir kostümdü
On sene önceki bendim o, hatta daha aptal hâlim
“Abi,” dedi sahte bir samimiyetle, çıkardım saati

Elleri titreyerek aldı, hayır, bir kuyumcu gibi değil
Tıpkı bir hacı adayı gibiydi, kutsal emanetmiş gibi
“Bu sadece bir saat değil,” dedi, yarım yarım
“Bu bir statü, bir imaj, kendime yaptığım yatırım”

O an ona acımadım, mide bulantısıyla karışık
Garip bir şefkat duydum, o bu merdivenin ilk basamağı
Ve bu saat onun için bu zehirli merdivene
Tutunabilmenin bir can simidi olarak duruyordu

NAKARAT
Elimde hayatımın özeti, o çelik o safir cam
Bir elden diğerine geçen soğuk, parlak bir yalan
O an her şey geri geldi: Kızıl at, o tok ses
Hacı Osman'ın dükkânındaki o hileli terazi

Bu enkaz, şimdi satılık bir hatıraydı
Alan razıydı, satan çoktan kaybolmuştu
Bu bendim, evet, hayatımı bir yabancıya satıyordum
Ve üstelik pazarlık bile yapmıyordum

Elimde hayatımın özeti, o çelik o safir cam
Bir elden diğerine geçen soğuk, parlak bir yalan
O an her şey geri geldi: Kızıl at, o tok ses
Hacı Osman'ın dükkânındaki o hileli terazi

Bu enkaz, şimdi satılık bir hatıraydı
Alan razıydı, satan çoktan kaybolmuştu
Bu bendim, evet, hayatımı bir yabancıya satıyordum
Ve üstelik pazarlık bile yapmıyordum

KAPANIŞ
Parayı saymadan zarfa koydum, “Güle güle kullan” dedim
“Haftaya çok önemli bir sunumum var, şans getirecek” dedi
Getirecek şansı biliyorum, başarıyı da, evet
Gülümsedim o en profesyonel maskemle

Sonra o kirli parayla tezgâha gittim, kahve aldım
Oturdum, boş bileğime baktım, saatin bıraktığı
Beyaz iz hâlâ oradaydı, hafiflik, özgürlük değil,
Bu beyazlık, hayalet olmaktı



14- MİRAS

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “içim yanar”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

1. BENT
Üç gün sonra, gecenin üçünde
Girdim o eve, parmaklarımın ucunda
Salondaki koltukta uyuyakalmıştı iki büklüm
Elinde bir telefon, gözleri endişeden yorgun

Televizyonun sessiz ışığı aydınlatıyordu yüzünü
Güzeldi, taşıyordu yüzünde güzelliğin hüznünü
Uyandırmadan geçtim yatak odamıza
Sonra yavaşça bıraktım her şeyi komodinin üstüne

Arabanın anahtarını, o soğuk, metal logoyu
Tüm kredi kartlarını, o renkli, plastik prangayı
Ve sonrasında alyansımı çıkardım, parmağımda izi
Bir beyazlık daha, artıyordu hayaletliğim

Bir veda mektubu gibiydi şimdi bu sessiz yığın
En son telefonumdan banka hesabıma giriş yaptım
Oradaki tüm o rakamları, o bol sıfırlı sayıları
O pek tekinsiz meblağı, tek tuşla aktardım

Ekranda beliren o yeşil yazı: "Transfer Başarılı"
Nişanesiydi benim bu hayattaki başarısızlığımın
Ve nihayet bıraktım üstüne o telefonu da o yığının
Sonra o odadan, o hayattan, o yalandan çıktım

NAKARAT
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar

2. BENT
Babamın bana bıraktığı tek temiz anıdaydım
O nehrin kenarında, bir balıkçı barınağındaydım
Nehrin uğultusu kafamdaki sesleri bastırıyordu
Burada arınıyordum. Öyle sanıyordum

Bir hafta sonra o siyah o parlak arabasıyla geldi
Yanıma oturdu, “Annem perişan,” dedi
Sesi duygusuzdu, bir rapor okur gibiydi hâli
“Bütün parayı ona bırakmışsın, akıllıca ama yetmez

“Avukatlar bir rapor hazırlatmamı önerdi
“Senin akli dengenin yerinde olmadığına dair
“Bütün mal varlığına koydurmak için tedbir
“Bunu yapmadan önce, payımı istiyorum şimdi

“Kendi rızanla, daha az masraflı olacak şekilde
“Bir nevi erken miras, böyle düşünebilirsin bence”
Yüzüne baktım, ne acı ne öfke vardı, sadece iş
Bu, hayatı bir bilanço olarak gören benim eserimdi

Çantasından çıkardı soğuk bir noter kâğıdı
"Hisseler, şirketler... Bitsin bu iş, at imzanı"
Mavi mürekkep yayıldı o kâğıtta
Artık bir hiç idim. “Şimdi git” dedim

Kalkıp bindi o parlak arabasına, ilerledi
Derken o kahrolası hayalet sesi, o tok ses
Yine başladı deyip başımı tuttum, bir yankı bu
Ama bu kez dışarıdan gelmişti ses, farklıydı

Kafamı kaldırdım, oğlumun arabası elli metre ileride
Durmuş, yolda, arkasında, hareketsiz bir karaltı
Oğlum arabanın camından başını uzattı, sonra
“Geri zekâlı hayvan,” dedi, “Nereden çıktın, aptal!”

Sonra vitese taktı ve gaza basıp gitti
Benim günahım, canavarlığım, ruhsuzluğum şimdi
Benim kanımla, genlerimle, hırsımla yeniden
Doğmuştu, ben kaçmamıştım, devretmiştim bayrağı

Döngü kırılmamış, sade kendini kopyalamıştı
O kedi bir kere değil, yeniden can vermişti
Nehir akmaya devam ediyordu lastiklerin altında
Kulağımda babamın sesi, o kirlenmiş mirasıyla

KÖPRÜ
Nehir yatağını arar

NAKARAT
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar

3. BENT
Dışım kül, içim kor, ne bir vicdan ne düşman
Yenildim, nehir kir, soğuk bir taşa oturdum
Güneş battı, titredim, kemiklerimde rutubet
Kasılıyordu bedenim

“Yaşa” diyordu, ruhum ise “bırak artık”
Sonra bir şalter indi, soğuk varlığımın bir parçası
Neden burada olduğumu unutmaya başlamıştım
Titremem durdu sonra, yayıldı bir sıcaklık

Son bir hediyeydi bu kalbimden bana verilen
Bir affedilişti sanki, bir eve dönüştü birden
Nefesim sanki artık gelmiyordu ciğerlerimden
Hava girip çıkıyordu ama aradan çekilmiştim ben

Taşın soğukluğuyla bedenimin sıcaklığı
Arasındaki sınır şimdi kaybolmuştu
Taş olmuştum, nehir olmuştum, gökyüzü
O ilk, o ezelî sükût, yatağımı bulmuştum

KAPANIŞ
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar

İçim yanar yanar yanar yanar yanar
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar

İçim yanar yanar yanar yanar
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar

İçim yanar yanar yanar yanar yanar
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar

Canım yanar yanar yanar yanar yanar
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
İçim yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar
Canım yanar yanar yanar yanar yanar



15- FENA

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “benim rüyaların saçmalık seviyesi”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

Bu bir yatak değil aslında, bir sal
O pek bilindik soğuk nehrin üzerinde yavaşça süzülen
Tavansa bembeyaz bir gökyüzü, bak
Hemşirenin ayakkabısının gıcırtısı, bir kuş sesi, uçuşan

Damarlarımdaki serum, nehrin akıntısı
Artık bende değil kontrol, yıllar sonra ilk defa
Bu ne garip bir lüks, vücudum, o en vefalı düşman
Nihayet pes ediyor, pes ediyor her bir hücrem

Yıllardır biriktirdiği o stresi birer birer bırakıyor
Bu, yoksa, her gece aradığım, hiç bulamadığım o uyku mu
Gözlerimi kapatıyorum, artık bir nehir yok, sal yok
Sade sükût. Bitiyor gürültü… Başladığım o

Okyanusa geri dönüyorum
Okyanusa geri dönüyorum
Okyanusa geri dönüyorum

Veda, veda, veda, veda

NAKARAT
Veda... Tüm gürültüye, hırslı kahkahaya veda
Veda… o hileli teraziye, o camdan kuleye
Veda… Taktığım her maske, söylediğim her yalana
Veda… O ata, enkaza, bitmeyen tövbeye

Veda... Tüm gürültüye, hırslı kahkahaya veda
Veda… o hileli teraziye, o camdan kuleye
Veda… Taktığım her maske, söylediğim her yalana
Veda… O ata, enkaza, bitmeyen tövbeye veda

KAPANIŞ
Veda



16- NEFAZ

Albüm Adı: NEFS
Albüm Yılı: 2026
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Altyapı: Enstrumentalist “ruhum uyanışta”
Miksaj & Mastering: Özgür BAĞLIYALNIZ
Sözler:

1. BENT
KULLANICI: NEFS-7348.
OTURUM BAŞLATILIYOR.
YAŞAM SÜRESİ: 38 YIL, 4 AY, 12 GÜN, 7 SAAT.
PERFORMANS DEĞERLENDİRME RAPORU YÜKLENİYOR...
LÜTFEN BEKLEYİN.
KİMLİK DOĞRULANIYOR... DOĞRULANDI.
ÖMÜR DEĞERLENDİRME PROSEDÜRÜ AKTİF.

İlk satır: Eylem: Kırmızı At.
Aksiyon Tipi: Varlık Edinimi, Kural Dışı.
Anahtar Duygular: Haset (%88), Mülkiyet Arzusu (%92), Korku (%75).
Sonuç: Negatif Değerli Varlık. Mülke değil, yüke dönüştü.

Bir sonraki dosya: Proje: İdeal Partner Simülasyonu.
Proje Süresi: 7 Yıl.
Başarı Oranı (Algılanan): %92.
Gerçeklik Endeksi: %4.
Not: Proje, sürdürülemez yalanlar üzerine kurulduğundan, sistem çökmesiyle sonuçlanmıştır. Sonuç: Kaynak israfı.

Operasyon: Hırs.
Terfiler, ihaleler... Hepsi birer alt klasör.
Proje: Pazar Eliminasyonu. Başarı: %100
Yan Hasar Raporu. Ahmet Usta'nın Enkazı.

Son Eylem: Varisle Yüzleşme
Girişim Tipi: Duygusal Bağı Koparma/Sorumluluktan Feragat Operasyonu
Motivasyon Analizi: Yorgunluk (%95), Yüzleşmekten Kaçınma (%80), Sevgi (%5 - REZİDÜEL/KALINTI).
Sonuç: Varlık devri %100 başarıyla tamamlanmış, ancak NEFS-7348'in ahlaki mirasının (sistem 'bug'larının) bir sonraki nesle aktarımı engellenememiştir.
Döngüsel hata tespit edildi. Operasyon:
BAŞARISIZ.

NAKARAT
Mizan, bir terazi değil, bir Excel tablosuymuş
Sevaplar "kâr", günahlar "zarar", hepsi formüle uygun
Hiçbir sır, hiçbir yalan, hiçbir "ama" yok burada
Sade ham veri, ruhun o çıplak, o acımasız rakamı

Pişmanlıklar birer input, devasa bir algoritma
Düzeltilmesi gereken bir bug, error, marjinal hata
Ne kahraman ne hain... Sade istatistiksel sapma
Ne kahraman ne hain... Sade istatistiksel bir sapma

2. BENT
KULLANICI DEĞERLENDİRME SONUCU: NEFS-7348.

Temel Yetkinlikler: Uyum sağlama, taklit, kısa vadeli hedef odaklılık.

Gelişim Alanları: Empati, samimiyet, özgün değer üretimi.

SONUÇ: Potansiyelini Kullanamadı. Verilen kaynakları (zaman, sevgi, güven) verimsiz harcadı. Sisteme uyumlu, lakin varlığıyla yokluğu arasında anlamlı bir fark yaratmadı.

GENEL SONUÇ: İSTATİSTİKSEL OLARAK ANLAMSIZ.

DURUM: DOSYA ARŞİVLENİYOR.

DURUM: DOSYA KAPATILDI.

NAKARAT
Mizan, bir terazi değil, bir Excel tablosuymuş
Sevaplar "kâr", günahlar "zarar", hepsi formüle uygun
Hiçbir sır, hiçbir yalan, hiçbir "ama" yok burada
Sade ham veri, ruhun o çıplak, o acımasız rakamı

Pişmanlıklar birer input, devasa bir algoritma
Düzeltilmesi gereken bir bug, hepsi error, marjinal hata
Ne kahraman ne de hain... Sade istatistiksel sapma
Ne kahraman ne de hain... Sade istatistiksel bir sapma

KAPANIŞ
Ve anılar çözüldükçe, o anıları bir arada tutan 'ben' de dağılmaya başladı.
'Ben' dediğim şeyin, bu anıların, bu sıfatların, bu hikâyelerin bir toplamından başka bir şey olmadığını anladım.
O toplam dağılınca, 'ben' de dağıldım.

Artık 'benim' anılarım yoktu. Sadece anılar vardı.
'Benim' hislerim yoktu. Sadece hisler vardı.
'Benim' bilincim yoktu. Sadece bilinç vardı.

Okyanustan kopan o damla, buharlaşıp bulut olmuş, sonra yağmur olup toprağa düşmüş, bir nehre karışmış ve sonunda, o uzun, o yorucu yolculuktan sonra, tekrar okyanusa dönmüştü. Artık ne damlaydı ne de nehir. Okyanusun kendisiydi.

Hacı Osman'ın terazisiyle, babamın o nasırlı eli, artık zıt değildi. Aynı bütünün parçasıydı.
Oğlumun hırsıyla, benim tövbem... hepsi aynı büyük resmin farklı pikselleriydi.
İyi, kötü... Doğru, yanlış... Hepsi, o tek, o büyük sessizliğin içinde eriyip gitti.

Yük... yok
İsim... yok
Hikâye... yok
Ben... yok

Sade... sükût

Sadece... mana
Sadece... titreşim

Her şey
Ve
Hiçbir şey

Hiçbir şey
Hiçbir şey
Hiçbir şey
Hiçbir şey

Cehennem

Cehennem