Ecinni Sözler

Albüm Adı: Ecinni
Albüm Yılı: 2026
Vokal: Özgür BAĞLIYALNIZ & Mine’l
Söz Yazarı: Özgür BAĞLIYALNIZ
Altyapı: Âdem İZ
Miksaj & Mastering: Âdem İZ, Özgür BAĞLIYALNIZ

ŞARKI LİSTESİ
1- Mine’l’in Ağıdı (Açılış)
2- Ecinni
3- Sineğin Münakaşası
4- Bölük
5- Suya Yürümek
6- Bilseydim Bilmek İstemezdim
7- Mavi Saçlı Kız
8- Soğuk Bir Gecede Sıcak Bir Tanrı Ararken Bir Yetim
9- Ninlil’in Türküsü
10- Geç Kalmışlık
11- Mine’l’e Ağıt (Kapanış)
12- [Bilinmeyen Şarkı]


MİNE’L’İN AĞIDI

Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Kiminin başında biter ağaçlar
Kiminin başında sararır otlar
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Toprağa gark olmuş nazik tenleri
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Kimisi dördünde kimi beşinde
Kimisinin tacı yoktur başında
Kimi altı kimi yedi yaşında
Ne söylerler ne bir haber verirler

Kimisi bezirgân kimisi hoca
Ecel şerbetini içmek de güç a
Kimi ak sakallı kimi pir koca
Ne söylerler ne bir haber verirler

Yunus der ki gör takdirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler



ECİNNİ

Bir göçtü yaşamak, kuşların bile bilmediği
Bir sesti yankılanan, kimsenin işitmediği
Sana geldim sevgilim, avucumda bir avuç toprakla
Kendi mezarını sırtında taşıyan bir fani neşesiyle

Beni bir pazar ayininden, bir linç mangasından
Nasıl da tereyağından kıl çekercesine çekip aldın
Çarşılar ecinni, sokaklar mürai, takvimler ziyan
Sen ki; bir ceylanın vurulmadan evvelki o müstesna dalgınlığısın

Bir göçtü yaşamak, kuşların bile bilmediği
Bir sesti yankılanan, kimsenin işitmediği
Sana geldim sevgilim, avucumda bir avuç toprakla
Kendi mezarını sırtında taşıyan bir fani neşesiyle

Beni bir pazar ayininden, bir linç mangasından
Nasıl da tereyağından kıl çekercesine çekip aldın
Çarşılar ecinni, sokaklar mürai, takvimler ziyan
Sen ki; bir ceylanın vurulmadan evvelki o müstesna dalgınlığısın



SİNEĞİN MÜNAKAŞASI

Suyu gırtlağından sıkarak içiyor ahali
Zamanın belini burkuyorlar gece
Işığı incitmeyen bir eşya sessizliğinde
Gövdelerini asıyorlar bir kapı arkasına

Bir sineğin camla olan münakaşasını
Kalkıp mukadderat diye yutturuyorlar
Gözlerinin ardındaki o ıssız ve merhametli taşrada
Aklımı bir köpek gibi kapıya bağlayıp, içeriye yalınayak giriyorum
Nereden bulaştın aklıma

Kanı damarlarından sökerek yaşıyor ahali
Güneşin etini koparıyorlar her sabah
Ölümü incitmeyen bir cesedin sükûtuyla
Ruhlarını kilitliyorlar bir sandığın dibine

Bir kibritin ateşe olan inatçı teslimiyetini
Kalkıp çarçur olmak diye pazarlıyorlar
Gözlerinin ardındaki o kimsesiz ve kederli yangında
Kalbimi eski bir hırka gibi sırtıma geçirip, içeriye yalınayak giriyorum
Sahi, nereden bulaştın aklıma



BÖLÜK

Bu işler benim
Namazımı böldü
Şarkımı böldü
Yaşamımı böldü
Aklımı böldü

Yapmadım ama
Yapsam iyi olurdu
Bilmediniz
Göz göre göre öldüm
Korkmadınız
Söz vere vere gittim
Döne döne yandım
Bata çıka yürüdüm
Kaldım ama
Göçsem iyi olurdu

Baksana şaşkın
Kanaviçe aklım
Kaldırıp attım
Niye diye sormadın
Garip kaldı adım
Tabip sardı yaram
Nasıl kandırırım
Asil aklımı ben

Mezarımı böldü
Sükûtumu böldü
Yokluğumu böldü
Bu işler benim
Konuştum ama
Sussam iyi olurdu

Kalksana yorgun
Paslandı zırhım
Kılavuzsuz adım
Dağlandı yaram

Nasıl sağ kalırım
Issız aklımla ben
Yazdım ama
Yırtsam iyi olurdu
Sezmediniz
Soluk soluğa düştüm
Vura kıra dağıldım
Yarı yolda yoruldum
Geldim ama
Dönsem iyi olurdu

Nöbetimi böldü
Rütbemi böldü
Öfkemi böldü
Bu işler benim
Bildim ama
Kanmasam iyi olurdu
Sövdüm ama
Sevmesem iyi olurdu

Dursana durgun
Kördüğüm aklım
Sen daha bak çok
Kandırılırsın

Sakladım ama
Saçsam iyi olurdu
İrkilmediniz
İçe içe kurudum
Titremediniz
Yaza yaza silindim
Duruldum ama
Taşsam iyi olurdu
Buldum ama
Yitsem iyi olurdu

Sussana dalgın
Zehirli aklım
Kazandım ama
Yenilsem iyi olurdu

Sabrımı böldü
Ömrümü böldü
Kavgamı böldü
Bu işler benim



SUYA YÜRÜMEK

Göğsüme katlayıp koyduğum bu yorulmaz düzlük
Sen çözüyorsun ya sevgilim saçlarını rüzgâra
Oturup izliyoruz ışığın eşyaya değmeden uzamasını
Ne ufkun ensesinde hudut, ne aklın taşrasında korku
Gözlerin, iki gözüm, mağrur bir göçebe

Artık nefesinin kıvrıldığı ılık vadiden başka
Konaklayacak hiçbir taşrası kalmadı yeryüzünün
Dökülür bülbülün gamı gonca gülün diline
Göğsümün dar patikalarına iniverir hüzün

Bize sadece ceplerimizi taşla doldurup suya yürümek kaldı sevgilim.



BİLSEYDİM BİLMEK İSTEMEZDİM

Nedir hepimizi yatağa götüren
Nedir yatağımızı yaptıran bizi uykuya daldıran
Sen değilsin
Nedir bizi eve sağ salim vardıran
Nedir bir adımdan sonra ötekini attıran
Bir adım daha
Sen değilsin
Nedir bizi dolduran biriktiren yığdıkça yığan
Nedir bizi boşaltan harcayan elinde tutmayan
Nedir hepimizi yumacak o göz
Nedir acımaya başlayan
Nedir saçlarımızı uzatan tırnaklarımızı uzatan kollarımızı uzatan
Nedir bizi geri döndüren ileri götüren kaybeden
Nedir bu titreyen bu damlayan bu anlayan
Nedir bu dışına taşan içine alan tekrar eden
Nedir katan nedir atan
Nedir nedir nedir ne nedir dir nedir n nedir e nedir d nedir i nedir r.

Galiba ben de değilim.



MAVİ SAÇLI KIZ

BANA GÜL DEDİN GÜLDÜM DE
GÜLMEKTEN AĞLADIM
SANA GÜLMEDİM GÜLDÜM DE
AĞLAMAKTAN GÜLDÜM

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

BANA GÜL DEDİN GÜLDÜM DE
GÜLMEKTEN AĞLADIM
SANA GÜLMEDİM GÜLDÜM DE
AĞLAMAKTAN GÜLDÜM

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum

Bugün mavi saçlı bir kız gördüm
ve hâlâ seni
düşünüyorum



SOĞUK BİR GECEDE SICAK BİR TANRI ARARKEN BİR YETİM

Şimdi şeytan çekip alsa üzerimdeki şu yorganı
Ruhum huysuzlanır
Şeytan bilir bunu ki çekip almıştır
Belki götürür bir yetime verir yorganımı
Ya götürür bir yetime verirse yorganımı?
O hâlde başlarım ıslık çalmaya
Toplarım bütün şeytanları
Anam kan ter içinde kalır
Çünki terk etmiştir şeytanlar onun rüyasını
Ruhum guruldar görünce bunca şeytanı bir arada
Sivrisinek gibi vızıldarken onlar aralarında
Nerede benim yorganım diye bağırırım
Hanginiz aldı benim lanet olasıca yorganımı,
Hangi kara suratlı iblis? Çık ortaya, çık!
Çıt çıkmaz
Çıt çıkmaz
Çıt!

İşte uyandı uyku
Şişmiş ruhunun çükü
Şeytan...
Getirip ıslacık bir yorgan örtmüş üstüme
Yetim kokmuş etraf, yağlı saç, ıslak külot.
Artık üstümdedir koca dünyanın yükü.



NİNLİL’İN TÜRKÜSÜ

Gözlerindeki sinirler beni sana ulaştırır
Çok yakınız böylelikle çarpışmaya
Ben sıradaki fiilim, anlıyor musun?
Bir demet ışık yansıyor benden gözlerine

Göbeğindeki kaslar emanet az sonra boşalacaksın
Ben sıradaki eylemim, anladın mı?
Çok ama çok kötü şeyler olacak
Fakat zaten sen de bunu bekliyorsun.

Gözlerin ışığın hızından asla yorulmaz
Benim zerreciklerimi giyersin şahlanır galaksilerin
Yıldızları düşün, evinin tavanındaki asılı bıçakları
Ben sıradaki işim, anlıyorsun.



GEÇ KALMIŞLIK

Bir geçiş töreni yapılıyor şu saatte
Bir karnaval bir tören bir bayram bir şenlik
Bir şeker kamışı bir gökyüzü bir kalabalık.
Biz kaçırdık onu şiir yazıyorduk
Ah sarılıyorduk,
Ah şakıyorduk,
Şarkıdaki gibi değil şiirdeki gibi değil
Çünkü ben bugün bir öpüşmek gördüm
Şarkılar gibi şiirler gibi.

Bir geçiş töreni yapılıyor şu saatte
Bir karnaval bir tören bir bayram bir şenlik
Bir şeker kamışı bir gökyüzü bir kalabalık.
Biz kaçırdık onu şiir yazıyorduk
Ah sarılıyorduk,
Ah şakıyorduk,
Şarkıdaki gibi değil şiirdeki gibi değil
Çünkü ben bugün bir öpüşmek gördüm
Şarkılar gibi şiirler gibi.



MİNE’L’E AĞIT (KAPANIŞ)

Mükellef sofralara kusar canımın içi
Şuh bir ıslıkla böler en ağır cenazeleri
Cam kırıkları üzerinde çıplak ayakla durmayı dayatır bizlere
Kendi kanına hiç basmadan, güle oynaya.

Yeminleri devirir, oynaşır bir başka aklın cinnetiyle
Masaya oturur o, ve bütün sözcükleri aç bırakır
İştahla izlediği şey, kendimizi haklı çıkarma çabamızdır
Çatlaklar kollar. Kırık kilitler arar,
bu kokuşmuş suskunluğu üstüne yıkabileceği bir kurban.

Birine suç atmak lazım
Bana mı?
Ben onun dudaklarından dökülen küfürlerden
kendime bir dua uydurmaktayım.

Mine'l.
Nasıl da sıyırıp alıyor kendini bu pıhtılaşmış kalabalıktan
Gülüşünü bir cinayet aleti gibi bırakıyor avuçlarımıza
Ait olmamak, onun en kusursuz suçu
Bizi bu bataklıkta bir başımıza bırakacak kadar kibirli ve tam

Ne kadar kirlenirsek o kadar parlıyor onun uçurumu
Dünya onun adımlarını taşıyabilmek için
her sabah kendi eksenine yalan söylüyor
Bizlerse, kendi etlerimize teyellenmiş
bu ucuz telaşın hamalları

Peki o ne yapsa beğenirsiniz?
O, bizim avlumuzda dikiliyor
Merhamet etmiyor
Sadece bakıyor
Bizi, kim olduğumuza dair
kendi gözbebeklerinde ikna edene dek.
(Gözlerimizi oymalıyız şimdi.

Mine'l.
Güneşin bileklerini kesip
bizi bu ışıksız cehennemde sağ bırakan
merhametsiz ilahe,
mavi saçlı ecinni.
Dönüp bakmıyor bile yıktığı bu panayıra.

(Nerede durursa,
orası kıyametin avlusudur.
Nereyi terk ederse,
orada bir daha asla sabah olmaz.)

Mine'l gitti.
Ve çıkarken
kapıyı kapatma zahmetine bile
girmedi.




[BİLİNMEYEN ŞARKI]

-