Ben Müslümanların maddeten ve ahlâken inhitatını ve belki kısmen iflasını inkâr edenlerden ve buna çare olacak uyanış ve teceddüt yollarının önüne set çekmek isteyenlerden değilim. Ancak buna çare olacak diye açıktan veya gizliden İslâm dininin tahrip veya tahrif edilmesine lüzum görülürse o zaman ben, Müslümanların bu sefalette kalmalarını haklarında daha hayırlı görürüm.
Müslümanların mes’ûd bir dünya yüzüne çıkmasını vicdanî samimiyetimle arzu ettiğim hâlde dinimizin üzerine basarak erişebileceğimiz yüksek dünyanıza lanet ederim. Biz o yüksek dünyaya çıktığımız zaman İslâmiyet de ona sımsıkı sarılan elimizle başımızın üstünde hürmetle bulunmalıdır. Hem bu şekilde hareket edersek yükseleceğimiz yere çıkarken bizliğimizi de beraber götürmüş olacağımızdan muvaffakiyet daha ziyade kesindir. Aksini yaparsak, daha yükselme hareketinde melezleşmiş olan bizler, çıkacağımız noktaya ulaşmadan kuvvetimizi kaybetmiş olacağımız gibi, olmaz ya, arzumuzun en üst mertebesine yükselmek mümkün olsa bile, o yükselenler artık biz değil, bizden tenasüh etmiş başkalarıdır. Bize yabancı olan o insanların dünyalık saadetlerine çalışmak borcumuz olmadığı gibi ahiretteki mesuliyetlerine iştirak etmek de hiç işimize gelmez.
Şeyhülislam Mustafa Sabri

Öyle bir yazı ki, ak parti iktidarını ehvenişer bakış açısı ile doğrularcasına… Bu niyete atılan ve olan her şeyden beriyim.
ama kendi boynuna zincir vurmayı kabul etmek, bağımsızlık duygusundan yoksun olmak ahlaklı oluyormuş, çok yazık
Boyna vurulan zincir ne imiş, kastın nedir?
sevr
nihaî amaçtan ziyade alet olarak kullanılmasından bahsediyor. Allah amaçlarımızı sırat-ı mustakimden ayırmasın.
şiirimiz her işi yapar abiler, dedi ve “yüksek dünyanıza lanet ederim.”