Mektup

Bezzâziyye’de şöyle denilmiştir: Zâlime âdil diyen kimse kâfirdir. Zamanımızdaki zâlimlere de âdil diyenler kâfirdirler. Çünkü bunların adaletsizliği yakînen bilinmektedir. Zulmü, adalet diye isimlendiren kimse kâfirdir.

İmâm Ebû Mansur Mâturidî şöyle demiştir: Zamanımızın sultanı âdildir diyen kimse kâfir olur. Çünkü bunların zulmünde şüphe yoktur. Zulmün haram olduğu ise kesindir. Yakînen haram olan bir şeye, helâl veya adalet demek küfürdür.(l85)

(185) Adalet, cüz’i bir meselede tatbik edilmekle yerine getirilmiş sayılmaz. Şeriatı halk üzerinde tatbike devam etmek sureti ile ancak adalet yerini bulur. Onun için geçmişteki âlimler, halifelerine zâlimler demişlerdir. Bu hususta Süfyân-ı Sevrî ile Harünu’r-Reşîd arasında geçen hâdise şöyledir: Bir gün Harûnu’r-Reşîd’den Süfyân-ı Sevrî’ye ta’zim ve tekrîm ifade eden bir mektup gelir. Talebelerine, cevabını aynı mektubun arkasına yazın diye emreder. Ona bu halifedir, temiz bir kâğıda yazsak dediklerinde, şöyle demiştir: O zâlimin mektubunun arkasına yazın, eğer o kâğıdı helâl para ile kazanmışsa mükâfatını görür. Haramla kazanmışsa onunla beraber Cehennemde yanacaktır. Ben yanımda zâlimin elinin değdiği bir şeyi bırakmam. Çünkü dinime halel gelir, ona ne yazalım denildiğinde, şöyle yazın demiştir:

“Bismillâhirrahmanirrahim. Allah’ın günahkâr kulu Süfyân b. Sa’del-Münziri’s-Sevrî’den emellerle mağrur, imânın tadı kalbinden silinmiş kul Harünu’r-Reşîd’e…

Benim yanımda, sevgin, muhabbetin, yerin kalmadı. Beni beytü’l-mâldeki haksız tasarruflarına, yazdığın mektupla şahit tutmak istiyorsun. Fakat ben ve mektubunu okuyan arkadaşlarım, kıyamette, Allah’ın huzurunda senin aleyhine şahitlik edeceğiz. Ya Harûn, müslümanların rızâsı olmadığı hâlde beytü’l-mâle hücum ettin. Buna müellefat-i kulûb, zekât toplayan âmiller, Allah yolunda cihad edenler, yolda kalmış olanlar, Kur’ân hâfızları, ilim erbabı, dulkadınlar ve yetimler rızâ gösterdiler mi?! Yoksa idaren altındaki diğer insanlar mı râzı oldu?! Kendini bu soruların cevabına hazırla. Şunu iyi bil ki bir gün âdil-i mutlak bir hâkimin huzurunda hesap vereceksin. Sen ruhundan, ilim, zühd, Kur’ân-ı Kerîm ve iyilerle beraber oturmanın tadını silmiş, zâlim olmuş ve zâlimlere lider olmayı seçmişsin.

Ey Harûn! Tahta oturdun ve ipeği giydin, kapına diktiğin zâlim askerlerinle insanlara zulmettin.

Allah emri ile bir münâdi: “Ey zâlimler ve karıları, ey zâlimler ve yardımcıları, haşrolun, hesaba hazırlanın” dediği zaman, sen ve etrafındaki zâlimler, kollarınız boyunlarınıza bağlı olarak Allah’ın huzuruna çıktığınızda, senin hasenâtın başkasının mizanına, başkasının seyyiâtı senin mizanına konduğu zaman günahların artacak, başına gelen belâ daha büyüyecek, daralacak ve boğulacak hâle geleceksin, fakat kimse seni kurtaramayacak… Cehenneme giderken de yine zâlimlerin lideri olacaksın.

Ya Harun, vasiyetimi ezberle, nasihatime kulak ver. Resûlullah (s.a.v.)’ın ümmetine yaptığı muameleyi iyi düşün. Sen de o ümmete iyi davranmaya çalış. Şunu iyi bil ki hilâfet bir gün elinden gidecektir. Dünya zaten böyledir. İnsanlar devamlı olarak yok olup giderler. İyi azıklanan faydalanır. Kötüler ise dünya ve âhiretini kaybeder. Ben seni, her ikisini de kaybetmiş görüyorum. Sakın bana bir daha mektup yazma. Cevap vermem. Selâm…”

Bu gibi mektuplar halifelere çok yazılmıştır. Tafsilâtu “İhyâ”dadır .

Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Ehl-i Sünnet İ’tikadı

1995 yılında ümit turpçu’ya yılın basın fotoğrafları ödülü’nü kazandıran kare.

Bir Cevap Yazın