BDM Sözler

BDM SÖZLER

 

A01- NECİYİZ

Uzaktan sevilesi köpekler
Ağlanılması gereken doğumlar
Hastaneler
Atılmak için beklenen kuyular
Ve şans diyebileceğimiz ihanetler
Ve tabii Allah’a kaçtığımız vakitlerimiz vardır
Bizler diriyiz ve fakat sıkıcı herifleriz
Hepsi hepsi mezarlıkta hayat arayan iki genciz
Biraz zarifsek biraz da agresifiz
Sakaların ellerine hamalların omuzlarına talibiz hey talibiz

İşleyin derimize güneşle ekinin sırdaşlığını
Mahallemiz katillerinin kurşun saçtığını
İki ömür kaç kalibre bak ibretle

Çünkü cerahati gördük keramet sahibi olduk
Türlü belagati duyduk ikamet tertibi olduk
Esaret denileni bildik cesareti bulduk
Uzun çöpü böldük çok çocuk doğurduk

Hazzımız: acı
Bekleriz kaçık
Sırrımız yok
Tutunmaya çalış
Güleriz bazı
Bazı güzeliz
Dilimizde sızılı mani
Okuruz tabii

Anladık Rabbim.
Tarih tekerrürden.
Felek de bu yüzden
Çember ya zaten.

 

 

 

A02- DOST, DELİLİK, YALNIZLIK VE EMEK

Başaramamak başarmaktan esasen önemlidir
Ortada bir yanlış varsa baş aramamak gereklidir
Aşamaz dağları, kaybolmayan gezgin
Taşamaz yağmuru almayan nehir

Aşk mı lâzım? Para mı, tevazu mu?
Şan mı makam mı yaş mı kan mı?
Git ve kal mı, hisset ve duy mu?
Sesimizdeki çatlaktan sark da hele bir gör bir

Hayallerine ulaştığında anlayacaksın ki azizim
Zannettiğin gibi değişmeyecek esasen hayatın
Birtakım düşünceler birtakım boşluk
Birtakım birtakım daha diyebileceğin yokluk

Boş ver tüm bunları Dünya dönecek gene
Güya gelecek, sen üzme bir kendini boş yere
Denemek var çok kere, diyecek birkaç kene
Hiçbiri anlamayacak nedir sana zor gelen

NAKARAT

Bir dostum var benim, bir de bitmeyen şu deliliğim,
Yalnızlığım ve el emeğim
İstemem değmesin kimseler

 

A03- RODRIGUES, ONUN SAÇLARI EVİMİN PERDESİ

NAKARAT
Kristallerim mermerlerimi çiziyor artık
Zamansız Rodrigues ve zamansız ben!
Tutunduğum otobüs direkleri başkasının çıkıyor
Yine bol miktarda kâğıt boşanıyor şu dağın tepesinden

Rodrigues, onun saçları evimin perdesi
Gözden akan yaş problem değil de burundan akanı canımı sıkıyor
Rodrigues beni çenemden ve başımın üstünden yakalar
Rodrigues, kedilerin kulakları ne kadar da komiktir

V1
İşte faks makineme bir kâğıt daha sıkışıyor
Kahretsin ben böyle şeylere daima zarar veririm
Fakat onun narin kuvvetinden kağıtlarıma zarar gelmez
Ve insan haddini kendi kendine bildirir

Âşık olmak şimdilerde meşhur ve meşrudur
Üstelik Rodrigues’le birlikte bir evden çok uzaktaysak
Onun dizlerindeki küçük taşları ben toplarım
Buna karşılık arada beni yoklar
Ah tanrım

Ben bazen kahpe dünya! diye bağırırım
Rodrigues ise: fuck the world!
Fakat bu söylediklerim sizi yanıltmasın
O bazen parmakuçlarında yükselerek üst raflara dadanır

İnce bilekleri, göbeği ve koltuk altı
İşte ancak o zaman onun gerçek yüzünü görebilirsiniz
Cehennemde ateş olacağını sanmıyorum,
daha ziyade nem sıkıntı yaratacaktır

İnsanların sadece %100’ü filtrumlarını yalayabilir
Fakat bu en çok Rodrigues’e yakışır
Bak bu bilgi ansiklopedilerden değil
Bizim çıplaktır atlarımız, Rodrigues’le!

Saç ve püsküllerimizdir esas kıyafetlerimiz
Milenyumlardır söndürülemeyen bir yangındır galaksimiz
Ah tanrım

Kalçalarımıza kadar otlara batarız
Zamansız Rodrigues ve zamansız ben
Birbirimizin organlarını sayarız
Kameramız da denizdeki dalgaları saymaktadır zaten

Yine bol miktarda kâğıt boşanıyor şu dağın tepesinden
Rodrigues, onun topukları en pembe tanrımız
O halde toynağından öpsün seni Rabbim,
düşün ki kaç adım geri düşecek yazgımız?

NAKARAT
Kristallerim mermerlerimi çiziyor artık
Zamansız Rodrigues ve zamansız ben!
Tutunduğum otobüs direkleri başkasının çıkıyor
Yine bol miktarda kâğıt boşanıyor şu dağın tepesinden

Rodrigues, onun saçları evimin perdesi
Gözden akan yaş problem değil de burundan akanı canımı sıkıyor
Rodrigues beni çenemden ve başımın üstünden yakalar
Rodrigues, kedilerin kulakları ne kadar da komiktir

 

 

A04- YAŞAMAK SUS

Hiç kimseler aramasın bulmasın sormasın beni bu vakitten sonra
Neslim tükendi ve ben hala heykihey diyerekten çok gizli bir yalnızlığın peşindeyim Ve onun dehşetli katlanılmazlığında kendime güç bela yer ettim, ayrılmam oradan
Orada çoktan zehir zemberek zamklandı çiğ etim
Mekândan izafetim zamandan habersiz
O yüzden ziyadesiyle umurumda değil davet ettiğiniz o eşsiz cafcaflı dünya ziyafeti
Zaten kıyafetim uygun, sesim kabul, nutkum ve düşüm hazır değil henüz
İsterseniz yutkunup üzülürüz yapmacıktan tabi, işte üzgünüz
Tabi ki elinizdeki çatala ve bıçağa
İnkâr idrak ikrar ikram: pas ve sağanak
Ama yine de;
Vay ki bir sağsak ihanetin gizlice tesir ettiği şu zavallı çağa
Aş sundukça artan şişen azan doymaz açlığa
ve
Her ikisine birden kombinelenip yakıştırılmış çıplaklığa
tahammülüm yetmez, yer etmez bunlar mabadıma

Tabii ki bir bildiğim var
Korkup kaçar mıydı Pollyanna’lar öyle olmasa
Öyle olmasa bu kaçışın peydah ettiği cılız rüzgarla söner miydi hiç
bin yıldır yanıp duran mum
Karanlıklar umum, yine de boşa harcanmadı soluğum
Üf, dedim, delinmiş dağlara gerdiğim derime, üf, üf, üf… be…
Ve dünya devinip dönerek ay hizaya gelene dek üfleyip durdum.
Yani, avucumda duran tuz, öyle durmasın diye kabuğunu soydum yaramın.

İş bu ya;
Bütün aydınlık iyi ve güzel olan bize mahsus parya
Karanlık ve ona eş sünepe bir ışık düştü payımızaysa
Kabul etmiyorum, demek haddimize mi?
Bütün denilen o şey; şehvet, haset, nispet ve böylece birkaç et’ler sınıfı değil de nedir
Güvenmek göğermenin öncesi iyi de kimin iyisi iyi bu iyi
Nerede orası
Bunu bilse tüm suskun seyyahlar duracaklardı
Durup öyle susacaklardı,
ve ben de dünya kaçıncı yüzyılındaysa işte o yaşta
genç bir şair olabilmek için belki şöyle diyecektim:
“Onlar sustular
Kıyas hiçe sayar değeri çünkü, kısas eşitliği sağlar.“
Hadi sağlayalım:
Kurtar beni ey ölüm şu gömülü olduğum ömürden

 

 

 

A05- HAYAT

V1
Merhaba dünya, senin adım attığın yerdeyim ben
Acı tatlı bi serzenişle yaşıyoruz, geçip gitsek
Ezbere oynanan dokunaklı bi perdeyim ben
Bunun adı hayat… adı batsın her ne haltsa

Önce kimliğimi tutuşturdular kundağıma
Sonra hırs ve rekabeti aşıladıkça durmadılar
Altı yaşımdaydım ilk kez zulme uğradığımda
Mahallenin piçleri eğlenmek için oyuncağımı kullanınca

Durmadım ben, sinirimden çatlamıştım
Belki de epeyi kinciydim ama ruhumu satmamıştım
Başta havalı olmak için yapmadığım kalmadıysa da
Çabuk toparlandım ve arkama bakmadım hiç

Ucuz masallarla karşılaştım, asla kabul etmedim
Reddettim tüm kurumları hatta okula gitmedim
Kitaplar suyum oldu, yaşla sabır ekmeğim
Saçmaladım sanmayın siz, kaç senedir buradasın, he?

NAKARAT
Elinden gelmez bazı şeyler
Yine de olduğun yerden vazgeçme

V2
Hey dünya! Çeneni kapayıp sesime kulak ver
Seni karanlığa gömen gecede cesamet bulur bu laflar
Hayatı çok zaman bir ahmak olarak dolaşan ben
Uyanık kalıyorum bu uçurumun kenarında oturaraktan

Ayaklarımı sallıyorum şimdi bu yükseklikten
İzliyorum bir bıçağın saplanacağı yeri izlediği gibi
Aşağıda hissiz bir şehir ve süzülen hayaletler
İyi, çok iyi becerirler yaşamayı (gerçekten becerirler)

Ve aşağıda yaşadığım baş ağrıtan bir hayat
İşte şurada çocukluğum, büyük hayaller kurar
Fakat neydi kural? İnsan öğrenir sonradan
Bildiğimi sanıyordum da.. öğrendim çok sonradan

Şimdi soruyorum: ne benim kaderimi yazmaya karar verdi,
Toplum mu, ailem mi, devlet mi; kalem kimde?
Özgür olduğumuzu söyleriz bir bedenin içinde
Egzistansiyalist miyim ne! Rabbim, sabır ver.

 

NAKARAT

 

 

 

A06- DENEME

Mütemadiyen ağlamaklı
üstüste dizilmiş günlerin almaz aklı
Burada da kalmasak mı, der ayakları ve
Hiçbir yere sığamaz artık,
Tadamaz artık,
Duyamaz artık,
Göremez artık,
Aynaya bakar ve düşünür: “Başaramadık, artık yaşamasak mı?”

Elde kırık, yalnız bir umut
Hayatın ucunda hor görülmüş bir ruh gibi tek ve buruk
Dudaklar kan ve bükük
Kapalı perdeler ardında soğuk gözler sönük, görünmez ufuk
Gün biter mi başlar mı bilinmez böyle donuk düşler kurup

Renksiz ise gülüp ağlamak
Bir gülü kendi dikeniyle dağlamaktan farksızdır.
Özgür olmak başkası değildir hapis olmaktan
Yalnızca kendini değil, saçları da ağartır artık tan
Ve dökülür dudaklardan bir şiir çöplükteki bu artıktan.

Esir alamazsın beni sen, yalnız bir insan teslim olur
Azâd edemezsin beni sen, yalnız bir insan firar olur
İdam edemezsin beni sen, yalnız bir insan intihar olur
Terk edemezsin beni sen, yalnız bir insan şair olur.

 

 

A07- COM BACK

Com back, sevgilim
Biri beni vurdu
Bunlar benim Lian’ı seri denemelerim
Ölüyorum ya da tanrılaşıyorum diyebilirim
Ben hâlâ Papa XVI. Benedictus’a dua ederim

Com back, sevgilim
Başımın arkasından vuruldum
Aubrey ile Kiko bize benzeyerek geçinsin
Kanım pıhtılaşmıyor
Sen Michelangelo’nun ayrıntılarısın
Merhaba Bayan Dünya, ben sizin asfaltlarınıza kefilim

Hörry up, sevgilim
Kanıyorum ensemden
Vücut ısım düşüyor bunu bir aksiyon filminde seyretmiştim
Ben ben sana sana ah güzel şeyler verdim
Ve senin de içine bir ‘evet’ koymuşlardır
Bir köpek gibiydin harika ve tüm uyuyuşunu ezberlerdim
Ah ne kutsal görevdir yorulmak, bir kedi için

 (O kadar narinsin ki, sim terlersin
Lezbiyenler yumuşacıktır, sen de öylesin)

Com back, sevgilim
Kurtul külotlu çoraplarından
Ambulansları kana boyadım, bunlar büyük düşünceler
Ve bunlara sahip olmadığına sevindim
Birden hatırladım, ben bir boşluğa sahibim

Com back, şévğîlîm
Saat on ikiyi geçti.
Ve sen Sokrates’in mozaik sakallarısın
Orijinim sabit değil ve ölümü çözemiyorum
Ne de hoşnutsuz hücreler çıkıyor basiretimden
Ve anabaşlığın detayları yüzümden düşüyor

İşte bunlar buzlardan sarkan tanrı sakalları
Ben bir meleği yardımıma çağırdım
Ve o gelmedi.
Böylelikle bir melek kalbimi kırdı
Sonra uykumda, her şeyi mahvettiği elleriyle bana dokundu
Her şeyi mahvettiğimiz ellerimizle birbirimize dokunduk

 (Ve buzulları kana boyadık
Bunlar büyük düşünceler.)

Şimdi gel biraz daha öpüşelim seninle
Çünkü Azrail herkese
en sevdiğinin kılığında gelirmiş son nefesinde

 

 

A08- BİZİ KÖTÜDEN VAZGEÇİRME

Bizi kötüden vazgeçirme, süperken süperler
Kanat çırpmaktan vazgeçer kuş üzerler giderken
Ya gemiler giderse ya denizler biterse?
Çiçekler ne güzel şey ne güzel şey çiçekler

Rabbim ayrıca o camdan yarattığın her yürek
Gün gelip kırılacak beni hemen affet
Rabbim bir kör olarak elimde gözbebeklerim
Öldüğümde tiren yıkılır şu ipekten kelebek

Nasıl da yorumluyorum şu zenci atı geceye
Büyük sözler tamamlayıp sordum sarı çiçeğe
Bir isa bakardı söylemezdin anlardım
Şimdi birlikte tamamlıyoruz kanı yeleğe

Şu kiliseme indiğin bayramı kutluyorum
Zaten ben en çok da bu fotoğrafı suçluyorum
Bir dulu öpüyorum ah onu kokluyorum
Bir bal mumu nezaketiyle canımı yokluyorum

Ah rabbim hicretlerime gereklilik var
Istersen köşke çekil ya da sever gibi yap
Alnımda düşünürdüm nerem kanıyor
Adını bilmez bi kumruyum geberdiğim an

Yine de kılıç vurulmaz bir çiçek tanıyorumdur
Ya da eşimi bu günlerde gizlice arıyorumdur
Ve büyük sözler gibi birbirimize varıyoruzdur
Fakat hiçbir yere girmiycek yarı yolum bu

O padişah bugünlerde mermilere doysundur
Çünkü ben senli sensiz bir ölüm tanıyorum
Toynağından başucuna tanıdık bir ölüm bu
Benden çok mermi var kim ölür tanıyorum

 

 

B01- HEY CANIM HAYAT

Hey canım hayat
senin ben ismini ilk kez aç yattığım çok yağmurlu bir akşamda
bu bulutların kimlerin baraj kapaklarında kapana kısıldıklarını
ve böylece kurumaya mahkum edilmiş avarları
düşündüğüm anda gürleyen gökten işittiydim
önce üzüldüydüm zor ettiydim sabahları
seni daha evvel tanımalı bu sırrı çok önce çözmeliydim diyeyse de
sonra sen söyledin ve bende anladım ki matem cenazelere yaraşırdı
bizim olan için ise mücadele etmek gerekliydi
artık bir döğüşümün olmasına gayet sevinçliydim

Senden dinleyeceklerim sana diyeceklerimden fazla değil
bilirsin halk ürkütülmeden uyandırılırsa aşka gelir
arza değer ne başım ne naaşım o salt umudum
ey dipdiri meyyit senin adına hayaller kurdum

Şimdi, şuracıktan atlasam nerlerimden kırılırım
şimdi, şuracıktan biraz hüzün damıtamaz…
ah neyse..
Gökten gene düşerse böğrüne saplansın diye adem’in.
ben hep minarelerin mızraklardan esinlendiğini hayal ettim.
en çok da burada yanıldığımı.
iki elim ve bir başımı
ve nehirlerin de bir gün kuruyabileceğini
asla kabullenmedim

Yine de
çapaya giden kadınlarımız var bak hey
yüreği torna tezgahlarında işlenmiş abilerimiz
mensubu olduğu dünya görüşünü sahiplenmiş kardeşlerimiz
ve bunla beslenen smokinler, görüyorum, hep kan dişleriniz

Biz de biliriz en az bir bel kadar siper neye yarar
ama bilmekteyiz ne ulyanov’un ağabeyine ne fanya kaplan’a yapılanlarda haklılık var
seni avuçlamak
sarıp seni bağrımıza dökülen kurşun sarmalamak
Koşun çocuklar koşun sabah üzerimizden gidiyor hem bizi harcamadan

Nakışlanmadan derimize hak analarımızın ahşap kasnaklarında
ve putlarımızı kırmadığımızdan pot kırmaz tiranla doldukça çevremiz
ürkekliğimizi gizlemek için
bir peygamber ile sürekli aramıza
koyacak farklar da buldukça biz
elbet bilemeyiz hürriyet nedir
çünkü
bırakmaz ki bizi coşalım
dışımızda kurulan değil asıl içimize kurduğumuz sistemimiz

NAKARAT
Hey canım hayat, sen en duru sanat
çok ıssız tavaf, tek kurulu saat
sen albatros, uçarken dans eden kanat
en az uçurumlar kadar güvenilir,
vahalarca sıcak

V2
Şu arz ve arş tanımaz yüreciğime inen vaat
Gel kalabalıkları bırak, ben bıraktım bak
çünkü tek bağışlama mücadelemizi durduramaz
Yahu korkmak da ne
sade bedenlerimizdir görünür olan
Gazlı bez ve bandajlar değil mi ki korniştir
Bir kuşun göçtüğü ağaca öncesinde kaç tanesi ilişmiştir
Yapabileceğimiz en iyi iştir bu dünya da ormanlar suvarmak
Sonra sana avuçlarımdan biraz çiçek ve solgun yüzler toplarım hayat

NAKARAT

V3
Şimdi hangi silahı tutsam, önce bana doğrulur.
Hangi kadını öpsem sancısından biliyorum
tüm cihanı doğurur
fakat
Bana tandırlardan ekmek kokusu değil, bana kükreyen alevler.
kanatlarıyla içinde bulunduğu kafesin anahtarını takas eden
kuştan bahsettiydiler.
işte beni de cezbeden budur.

Altyapı: Seramed

 

 

B02- SİGARA VE NAMAZ

NAKARAT
Günde beş vakit sigara
Günde beş vakit namazla
Hayatım bundan ibaret
Hayatım bundan ibaret

V1
Karanlık
Beni anlama, beni hisset demenin vakti.
Kalabalık
Yollar daha bir sabahkinden sanki
Bir ses
Yürü gidiyoruz, dedi ve evden öyle çıktım.
Yürüdüm ölümün aydınlattığı büyülü şatoya

Hey canım insan
Az bilinen bir hayırsız lisandır: kabullenmek
Dünyanın başına gelenleri
Sana kalsa bunların hepsi başkalarının halt yemesi
Kimse şuna bak demesin
Suçlu biziz kapat çeneni

Bu
Bir varoluşu anlama mücadelesi
Ve vadesi yitmiş masal badiresi
Garipser aşağılık herifler seni
Hiç kimse sakın kalmadı Ersin’de vefa demesin
Çünkü her lanet günün sonu gelir hayata veda edesim.

Böyle mi yazmalıyım, ha?
Yoksa etmeli miyim
Aranızda yer bulmak için her şeyi izah?
Hayır sanmam. En iyisi kayıp kalmak.
Çünkü haykırmazsan kanadığının farkına bile varmaz sayın insan
Hah.

Nasıl olsa
Acıyla çizilince bir hayli ince çizgi:
Bir uzun yol, bir lütuf bir huzur yok
Sev, bağlan, kon, sonra kopmasından kork
Kanatlarınla düğümle dilersen
Kurtuluş yok. Düşeceğin yere öpücük koy.

Benim derdim değil küsur, benim derdim bulmak bir kusur
Benim derdim kavrulsun bu ruh, istemem yersizdir sulh
Ben özle mesulüm, gören gözle mesut
Bildiğim en masum mevzu en afili üslub bu.

Ve destursuz sevişler sokulur yamacıma usul usul
Plastik eller uzanır bir kalp böyle yok olur
Uzak artık yar sandığımızın eşşiz kokusu
E meçhul sevişmeler meşhur ihanetler doğurur

Soğudum Âdem’in cümlesinden, üşüdüm.
Acılarımız bile dümenden, kime güvensem, diye düşündüm.
Çocuğum daha, 23 yerimden küçüğüm.
Çok sigara külüyle teyemmüm. Çok seccade dürülü.

Dünyanın ve gözlerimin sunduğu şeydir bu bana
Yalnız doğmak, gri görmek; yani şair olmak
Fakat lanetlendim uzak kalmakla halktan
Ah Kibrim yakamı bırak! Anlatacaklarım var bak

Aydınlık, sarma acımı dindir demenin vakti
Sadelik, hiç olmadığı kadar hem de şimdi
Bir ses, biliyorsun aradığını dedi ve öyle anladım
Hazırım feda ettiğimden daha çoğunu vermeye

NAKARAT

V2
Kahve hararetiyle başlıyor bir pazar sabahı
İnsanlardan selâmı kesmiş bir adamken artık
Bipolar fenalık bu
Diyorlar sen artık iyisi mi kaldır kafanı şu hikâyelerden
Bir adım daha attım.

Bir diğer adımda ise tahayyülümün dışındayım
Balkon ve zemin burada, daha yolumun başındayım
250 metre uzaktayım ölümden, karanlık!
Yine de henüz turuncu bir bahar gününün sabahındayım

Henüz vakit erken derken şimdi vakit bulamamışım bile
Ölüm denen olaya kuramamışım yine saatimi
Diyeceğim o ki,
Nasılsa bulanışımın seliyle çatırdayacak yağmurlar,
Bu yanlışımın tesiriyle, gel benimle

Varoluşun varoşluğundan geçelim
Bir yârin dudaklarından sarhoşluğunu seçelim
Üstelik sabahında henüz, kahrolduğumuz gecenin
Yırtıp atsak nedir yani gündüz kan kustuğumuz bedeni

Şimdi böyle bir ruha sahipsin
Tarifsiz bir acıyla var oldun yıllarca, sakinsin
Bariz bir iğretiydi hâlinin tarifi
Sahici düşlerini katledip attılar
Lanetli bir mübadeledesin, yani şimdi mücadele kesin

Huzur neresidir ya da eminim ki bu rezilin gururdur sesi
Bu tatlı masumun küçük ruhu ve huzursuz sesi
Yudum yudum ölüm bu, artık bir köşede vuku bul derim
Neresinin neresisin sen, söylesene şuursuz şehir?

Şiirsiz herif! Haydi durma sakın, bildiğini karala
Kesin takıl derim çünkü şimdi benim yerimdesin
Dirin rezil; derin tabii rüsva, duyduğuna inanan
Kulaklarını açacaksan adamım, beynini kapama

Sahici yalanlar, yalayıp ardından yutarsan eğer
Karalayıp durduğun kâğıtlara birkaç adımda uzansan yeter
Kurallar neden mazluma üşüşür, sualler ne der?
Seni bu rezil hâlin içine itenler düşenden beter

Mâli kederler, hâli katil hâli yani haydi gör
Hain neferler, yarın katli vacip denir şimdi öl
Taklit devletler, denir beka senin için değil, söz
Batıl servetler, hanedanın hâli malumdur

Yani şair susma sakın, sustuğunu duyarlar
Kinini kendi cüssene kustuğunu sanırlar
Durduğunuz yerin değeri sunulanı yuttuğunuz kadar bak
Uçkurunu tutamayanların daima pustuğu bu dünyada

Hülyanın içine sıçılmışsa ruhuna işin düşer
Oturup yazacaksın, şuuruna şuuruna biner kalem
Şiirine siner âlem, bir cam kırıldı kırılacak
Ateş düştü, kalem gördü; yazıldı yazılacak

NAKARAT

 

 

B03- CİHANA SIĞMAZAM

V1
(Mende sığar iki cihan, men bu cihana sığmazam)

Çünkü, cihan benim içerimde
Ben cihanın içindeyim, tadarım da içerim de
Bir yerinde küfür bakî, aç yatarlar diğerinde
Kaç yazar bu, kaç paran var, kâşeneler düzeninde?

Sığmazam çünkü ceset değilim, sağduyum var
Hissederem hırsızı, bel’amı, katillere bak!
Bak burada ne var? (Para) Kalk put yap hemen
Fakat adına demeyiverirsin lat, uzza, menat.

Şu cismin içindeki mânâya sığmazam
Materyalist der bana da huriyle hesap yapar
Aklı değil nakletmeyi ulvi bi görev sanar
Ben muhammediyim. Şii, sünnilik sana kalan

Cüzzî bi rakamla yap faiz geliri
Bundan kâr elde et, hani bu caiz değildi?
Tabii hemen buna uygun bi vaiz belirir
Muhammed’in bahsettiği o hain kim peki?

V2
(Yersiz yurtsuz cevher menem, hiçbir mekâna sığmazam)

Halk yönetilmez halka yönelmektir vazifeniz
Halka yönelmek değil mi ki zaten Hakk’a yönelmektir
Bir milyar insanın rızkını yediniz doymadınız
İbadet deyip dünyayı cehennem ettiniz korkmadınız

Kaldır başını seccadeden
Tabii kaldıramazsın yoksa alimallah deden ne der
Yan komşun kiracı ve kucağında yetim bebek
Aç muhtaç evet fakat isyan etmez
Çünkü
ahirette dediler ona hep adalet

Şu cihanda sana bak ne güzel öğütler vardır
Siz her şey bizim dedikçe direnir örgütler artık
Yükseldikçe Kisra’nın tahtı ölümler arttı
Fakat biz inandık davamıza dönülmez artık

O salat edenlerin vay haline
Çünkü saklandıkları yer kâşaneler
Kaç kere mauna ortak olup ah aldınız
İsyan edip ayaklanmanın tam vaktidir

V3
(Hem sedefem hem inciyem, sırattan da geçiciyem)

Çünkü müminin yoludur sırat-ı müstakim
Kafir üreten molla dolu, firar eder beyin
Daire zengini ev sahibi binayı süsledi
Sonra mülk allahın dedi ve kirayı istedi

V4
(Yertsiz yurtsuz cevher menem, hiçbir mekana sığmazam)

Kapitalizm abdesti bozar mı hocam
Hayır evladım suyu yüzüne bolca çal
E böyle israf olmuyor hocam
Hayır Allah vermiş kullan demiş hem istediğin kadar

Altyapı: Lluvia

 

 

B04- DÜTTÜRÜ DÜNYA

V1

Hayat, dedim bilmem neyin nesi
Doğduk ve yanacağız kesin
Yaşamak lekesi alnımızdan silinmez hiç
Bir iptesin ve sürekli yürüyorsun bir uçurumdan diğerine
Çocuk sustu

Gözleri mavi ve boncuk boncuk
Gözleri başımın üstünde ki gök gibi doldu
Bir çocuğun bakışlarında böylece koptu tufan
Sonra dindi baktım dünya ortada yoktu
Çok yere sordum koştuğunu söylediler cehenneme doğru

O çocuk kimi zaman bendim kimi zaman koca bir toplum
Malum, gerçek bu, kaldıramayan bocalayadursun
Ya kurtsundur çünkü bazen ya kangal ya kuzu
Ya teneşir düşer payına ya jakuzi dostum

Ve zulüm varken her yanda ve sulta ki kurnaz
Benim diye geçinenler çık desen asla meydana çıkmaz
İşte söyler sana bu zat neyin nesidir hayat
Bir dost, bir kitap, bir yar ve bir silah

NAKARAT
Zulmün kimedir, senin zulmün kime düttürü dünya
yeni doğmuş bir bebek, sana vardığından ötürü üryan
Birkaç kahkaha, birkaç gülüş ve gerisi hüsran
Ölüp gidicez, hayat edicek üstünü örtbas

V2
Üstü kalsın, bile diyemiycez, pek rahatsız
Bünyelere sahibiz, meraklanma hayat, zulmü tattık
Senden daha zalimler de gördük hatta
Düştü aklımız, ah, güldü alem

Çünkü tatlım, kimisi hüsnü yârla meşgulken
Kimisi çektiği acılardan bihayli memnun ve
Kimisi öfkeyle çek vur der kimisi destur bre!
Kimisiyse bir türlü hesaplaşamaz kendiyle

Kiminin ayağı çıplaktır ve kiminin baldırı
Kimisi ne dediğini bilmez, yoktur dilinin astarı
Ve elinin ayarı. Kimisi delirip atlayın der
Kimisi kandırır aklını kullanmayan kişinin aklını

Kimisi damarındaki asil kanla övünür
Kimiyse damarına eroin enjekte edip sürünür
Kimisi bulamaz yönünü, kimisi göremez önünü bile
Yine de bir bebeğin doğumuyla gülünür

NAKARAT

 

 

B05- TÜM BU MEZARLIKLARA İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜ GEREK

V1
Soğuktan dehşetle titrer vücudum
İnce bir ruhum var anlaşılan, böyle zuhurum
Sükût-u havsalam dar, rahmetini hissediyorum üzerimde
Ya bu nuru da tüketirsem?

Bilemiyorum huzur benim için var mı yok mu?
Yok olmasını diliyorum fakat var olduğunu gözümle kestirebiliyorum
Aç mı tok mu midem? Susuyorum
Kafam karıştı iyice

Bazen geç yatmak bile endişelenmeme yetiyor
Yine de kendi kendime yetiyom
Gecenin ayazında avazım çıkmaz
Demiştim ya havsalam tıknaz

Al zulanda sakla beni ben yoruldum
Yine de tek sorun bu
Bir de gayri ihtiyarî değil gayretle ihtiyarî çabalarım var
Çabaladım, sense sustun

NAKARAT
Kanın damardan dökülür yine, kötülük niye
Takılıp düşersin, aklındakiler dökülür yere
Hayattan zevk almıyorsun o halde ölümü dene
Tüm bu mezarlıklara içindekiler bölümü gerek

V2

Yolun mutlak yahut muğlak olduğunu umursamıyor nereye gittiğini bilmeyen.
O zaman acı da bir haz da.
Ve aynıdır gözümde her ikisiyle de inleyen de.

Bazı mektuplar siyah olur, bu gayet açık
Şayet acım şikâyet değil zaten halen hazırda
Bir silah doludur şehrin bazen belinde
Deliler daha içten güler, hesap et sevinci.

Mezarlıklarda daha emin daha akıcı konuşurum
Alnımı açmaz yılın en yakıcı güneşi
Kendimi anlarsam eğer karışır toplum, diye korkuyorum
Uyku buranın en fiyakalı teneşiri

Derinleşmelisin kendini üstün görüp üstün körü gezindin, dedi uçurum
Köküne dek dök özünü
Işık orada, bak, dalında durur
Görmezsen intihar ur gibi büyür ha büyür

NAKARAT

 

 

B06- KÜÇÜK DEVRİMCİ

V1
Ağlama yavrum
Ağladığın yerlerinden öperim seni
Sana umudun bir kuruntu,
sana umudun avunduğun bir masal yurdu olduğunu zırvalayadursun
Hüznün ve öfkenin seni yorduğu şu kan kusucu hayat
Bu puslu bu kalburüstü diyar
Ram bürüsün, diyor bırak
Sana mı kaldı düşünmek halk sürüsünün altüst olmuş eşrefliğini
Hem bak görüntü berbat
Gözlerini kapatma yavrum bilakis büsbütün karart

Bizler ki değil miyiz?
Dibine değdiğimiz bir şiir
Dinlediğimiz türkü
Ve bir başkasının hüznü ile canına jilet çekebilen
Ve din dediğimiz küfrü bin kere bine bölüp ufalamadan
Ne Karacaoğlan’ı ne Şeriati’yi ne Mayakovski’yi sevebilen
Bir güzelim cihan düşü ile
Mezara girmek şöyle dursun adım atamayız eve bile

Bu yüzden kanama yavrum. Kalk!
Kanadığın yerlerinden sen olurum. Bak!

V2
Bak, bu alemde umudu olmayan daima sömürüldü
Galiba üzüldüydün hâline, kalk bir bak ölüm buydu
Körkütük uyur bulduk halkı evde, dini de bölük pörçük
Birleştirelim istedik en baştan hırkamızı söküp diktik

Üşüme yavrum, güneşin yakmayacağı bir barış yurdu hayal ettik
Ve vadetti tanrı bunu bize, ardından vefat etti
Vefa neydi? Her hâlinden belli, keza siyasetten bıktık
Selâ vakti veda ettim keramete. Selâmetle…

Ve rahmetle anıyoruz artık, düş kurup dik duranları
Gördüğü tüm rüyalarla söz verip sır tutanları
Ve adını anmaz asla bu halk büsbütün kül yutanların
Baştaki herkesin palavra üslubu süslü lafları

Yine de sen üzülme yavrum, hüzün hırkam olur
Direnmekle övünürüz biz burada ölüm vuslat olur
Gözüm hırsla dolu benim, dönüp kaçmıyorum, gelin!
En büyük kötülük susmak olur, burada haydi, durma konuş!

Bizim kuyularımız şiirle dolu, atılırsak içinde umut
O gün de Yusufla konuşuruz, en dipte siyerler okur,
Ve yerden bir kâğıt kalemle taşarız, yavrum,
Biz taşarız ve işte o gün bir şeyler olur

 

 

B07- BAŞKALDIR

GİRİŞ
Hep imkânsız olduğu söyleneni düşledim ben
Bu yüzden delirdin dediler ve tabi şairim bu yüzden
Ne saygı ne kıvanç ne korku salt kalbimi duyuyorum
Hakikat biricik yavrum, öpülesi yar, son uykum

NAKARAT
Başkaldır yık hudutlarını beyninin
Başkaldır dünya karşısında olduğunu bilsin birinin
Başkaldır sorgula kendini
Başkaldır pas tutmuş o tozlu kapının kır kilidini
Başkaldır umudu hak etmelisin
Başkaldır senin olduğuna inandırıldığın her ne varsa
Başkaldır böyle sevilir sevilen
Başkaldır kurut kökünü yargı yanılgı ve yılgının

V1
Hadi diyelim ki; Fuck the world
Fuck the system
Fuck society
Bu mu sağlayacak değişimi? Hayır!
Canım insan eminim yolu bu değil.
Ya da beklemeli mi ardından gidilecek bir başkan bir reis ya da bir peygamberi,
Ya da bize ne bunlardan deyip hepsine boş mu verelim?
II-ıı… Bu bir devrimcinin son dileği olurdu kesin.
Peki, devrim nedir? Bir dağın olmadı mı hiç senin!
Ya şehri gören bir mağaran?
Her şey işte orada başlar.
Aramaya başla yavaştan, bul, sonra tırman. Söyle kim var?

Sen, fikirler, yalnızlık ve içinde bulunan sistem.
Kendine başkaldırır isen mümkündür ancak hür olup uçman.
Kanatlarından bir haber ne çok kuş var.
Bize ilk düşman biziz aslında sonra evimiz sonra dünya.
Başı heves sonu hüsran.

Milyarlarca insanla aynıysan, kayboldun say.
Babanın aklını, annenin kalbini taşıyorsan, ezberletileni yaşıyorsan
Hayallerin dahil senin değil, senin değil bu hayat.
Başkaldırmak vaktidir. Çünkü bundan başka hiçbir şey seni sana sunamaz.

NAKARAT

V2
Mesela diyelim ki dostum; ben Konya’da doğdum.
Bu yüzden Müslüman, Türk ve Sünni oldum.
Adımı dedem koymuş.
Neden, diye sorabilecek yaşa geldiğim vakit sordum, kimdim ve neden buydum?
Cevap yoktu.
Onu da zamanla yaşam getirip önüme koydu.

Bu doğru, dediler bu yanlış.
Şuna alkış yakışır buna kargış.
Bu komünist, Alevi, tarih ve sanat bu tanış, zamanla alışırsın.
Bunu hep söylediler, tarikat yurtlarında ve cemaat evlerinde.
Lanet olsun! lise de aldığım felsefe derslerinde bile.

Muhammed’e bağım var Nâzım’a da
Mevlâna da okurum bakarım Freud’a da
Kime ne
Hakk’a da bilime de inancım var inancım var hayata da
Akıl bu ruh bu kalp bana bakar buruk susarsalar
Nasıl olur nakil fikir bırak gerçeği çekil geri!

Kafası sığ güdülen cahil de ben olurum tercih benim
Hani nasıl derler yazacağım kaderimi kendim bu defter benim
Evet yanacağım önümde ateş cıs demesin kimse
Çünkü hiç sevmedim tecrübe etmediğim hiçbir şeyi

Baş-kal-dır!

NAKARAT

ÇIKIŞ
(Başkaldır) Artık inanman gerek
(Başkaldır) Çarpan bir yürek ve
(Başkaldır) Keşfedilmemiş ruhundan başka anayasa
(Başkaldır) Şu gökten gayrı (Başkaldır) manzara (Başkaldır) yok sana
Başkaldır hey
Çünkü seni seven birileri var

Altyapı: de Froiz

 

 

B08- SESİMİZ DAHA DERİN ÇIKSIN DİYE YOK MUDUR KUYULAR

Dönüp bakılası yanı yok meskûn mahalin
Onuncu köyler de artık istimlak sahası parlamento binası
On asırlardır nedir gün bilmez kırgın dağlar
Gitmeli gitmeli gece en mağara neredeyse tam da oraya

Ah asla kaymakamlar kadar cesur değiliz
Katiller kadar serkeş ve kendinden emin
Ah ki yalnız kalmaktan da korktukça biz
Bilmeden de olsa dişi zehirli gizli emperyalleriz

Kim iddia edebilir bir ilgisi yok
bunların diyerek ha variller dolusu mazot kokusuyla
Çok yollar teptik, banknotlarda çizdik burunlarımıza
Yol nedir, ya yorulmak?

Hakim oldu hakemlik yapacağını söyleyenler
Gerçi ne beklenebilir
Hayatına yön verirken insan olgulardan değil de olaylardan söz ederken
İdeoloji de neymiş deyip, idollerle beslediler

Gene de
Varsın ne olduysa olsun demek olur mu
Umut tarihin tekerrür edişidir bende
Hiç olmadığı denle kan kokusu tırpan saplarında hem de
Çelikten karanlığın göğsüne
Mızraklar saplayacağımız vakti bekle

Önüne her sanat diye sunulanı kabul ettin
Ama artık yetti
Gerçeği görmenin tam vakti
Muhaliflik yitip gitti ve tesadüfe bak ki
Ece Ayhan’ın vefat ettiği yıl iktidar oldu ak parti

Bir çiçek hürriyetimiz bizden koparıldıysa
Kalk üzerine yürümek yılgının yürümesidir dağların
Ve sınırlar sınıflar sömürü ve savaş iniyorsa sırtlarımıza kırbaç kırbaç
Mücadeleni kuşan

İnanıyorum
Aşkın yeniden tanımlanacağı çağlar da olacak
İnanıyorum
Halkın içinden bir halk doğacak
Çünkü
İnanıyorum
Bir baş kalkarsa körelir giyotinler
İnanıyorum
Sizden kara gözler var, smokinler!
Ve inanıyorum
Gömdüğünüz o kız çocukları ha bir dal ha bir orman
ama elbet dirilir

Hey, sen! Oradaki!
Ne bu çekingenlik?
Atılırsak sesimiz daha gür, daha derin çıksın diye yok mudur kuyular?

Altyapı: Matiz

 

 

B09- SANA BAHSETMEK İSTİYORUM

Şimdi bahsetmek istiyorum birkaç şeyden
İzninizle, şikayetten ziyade biraz nefret bu
İnat etme dur, siyasette vuku bulur yalan dolan
Ve halen de bu alemde huzur falan yalan!

Ayrıldın yârinden, haklıydın belki de
Saklıydı gönlünde en garip çehresiyle harbiden
Katilinin hakkını ver bence de, bu en güzel cinayetti
İhanetten öte bir şey vardı gözlerinde, demiştin ki:

Tek bir insan olmuşuz ruh sen isen beden ben
Ölünce beden ölür ruh ayrılır bedenden
Bu haini neden ben atamıyorum kafamdan
Yapamıyorum bi türlü, hep savaşıyorum nedense

Sapa bir yolun daha bir koyu gecesinde çabalıyorsun
Kararlı olup yer arıyorsun cüssene fakat varamıyorsun
Pahalı onur, pahalı gurur, burada her şey pahalı olur
Bunu sokacaksın kafana, anca böyle yararı olur

Dahası moruk, parası varsa aşk mı? Onu da alır
Paraya tamah eden gırla burada, onura hayır
Yoluna varıp önüne bakıp ilerliycen, sonuna kadar
Üç kuruşluk insanı da tabii bunlar satın alır

Yarım kalır düşlerin çünkü seni hep yanılttılar
Çıplak kaldın, üşümedin hiç, çünkü sürekli aldattılar
Önce çok güzelsin sen dedi çevrendeki herkes
Öyle düşünür sandın ya, evrendeki herkes

Yanıldın, önem verdin bu tip şeylere, gören geçti
Dönüp bakmadı bile, elinde kalan ne? Sönen gençlik
Özel sandın kendini, fakat hiçbir şey üretmedin
Annen baban kandırdı seni, her yaptığına gülüp geçti

Onaylandın sandın, o kadar kolay mıydı sanki?
Fizik, felsefe, edebiyatla uğraşsaydın bari
İş ve değer üretirdin ve karşılıksız sevgi’den
Ziyade gerçekten görürdün değer insanlardan belki

Fakat değer şöyle dursun, hep huzurun kırıldı
Yudumluk su sızdı dostunla arandan, ucube sırıttı
Bir de bir türlü kabul bile etmeyip suçunu, kıvırdı
Sen de unutmayasın diye sayfanın ucunu kıvırdın

Korkma asla! Mahşere bıraktığın tonla dava var
Yoktan var olacak hâlin yok,
Fakat bu gidişle kalcan arafta, sonra azat eder belki rabbin
Ondan af dile. Boktan hayatın için de şöyle iyice bak şu mahşere

Şimdi iyi bak cehenneme ve görmelisin gözlerinle
Ölmediysen öleceksin, sözlerinle yahut öylesine
Babadan oğula geçen silah her gece temizlenir
Belki haklı çıkar saltanat intiharı böylelikle.

 

 

B10- YÜKÜMÜ ÇEKSİN KATIRLARIM

Tövbeyle düzene girecek bir hayat umut ettim
Yanımdan kalkanlar yerinden oldular, budur derdim
Tek isteğim bir tefsirdi, tek ki huzur versin
Ben buna hayat derim, sense umut dersin
Unut dersin tüm bunları, artık unut gitsin
Buruk keşkelerle durup düşünmekse bütün hepsi
Hayatım bir ölünün anlam arayışıyla bütünleşsin
Çünkü ne zaman tövbe etsem tanrım, gülümsersin
Yükümü çeksin katırlarım, birkaç sene yükümü çeksin
Pişsin aşım, dönsün değirmen, tutunabilsin,
Hayat deyip hayat verdiklerim önünü görsün
Üstünü örtsün sevdiğinin, gönlünü etsin
Yönünü bulsun, önünü görsün, hatta bugünü bilsin
Beni her hatırladığında bir köpeğin yüzünü sevsin
Bu kadar ağır yükün altındayken yükümü çeksin,
Katırlarım, çünkü ne olursa olsun üzüleceksin

Altyapı: eflatun

 

 

B11- MALUMATIN TA KENDİSİ

Tam buradan başlasın bu parça
Ve işte bizde tam buradan başlayalım -hehe- gülmeye halimize
Haksızlık ettik yıllarca Rabbe ve bedenlerimize
Hepimiz sahteyiz koduklarım artık varalım farkımıza

Seni anladığını söyleyerek hep yanına yaklaşır
Taktiğidir bu tüm puştların
Ki onlar bir başkası olmaksızın yaşayamayacak kadar güçsüz ve adi
Ve bu asalaklar bunu kabul etmeyecek aşağılık bir kibre sahip

Sevmiyorlar yarasını yahut bıçağını öpmediğin insanlar seni
Bunu öğrendiğim ilk andan beri bende bir defolup gitmek isteği
Ama imkân vermesin hayat
Sonra bir ip sarkar kesin
Sefil kafamın içinde oynar yaşamak hevesimin infaz sahnesi

İsyan etmesi yapmacık
Aşk deyip dokunmadığı kalmasın
Sözden sanattan bir haber aklında bin türlü maddenin markası
Ve ne kadar hızlı ve çoksa kursaktan alkolün akması
O kadar fazladır halk ve vatan sevdası ve dünyadan dem vurması

Ah zavallı şeytan sen iftirayla bükülen ruh
Dilencilerin çözdüğü sır alenen suç üzülen yok
Fallarda görünen nur dökülen kor söner tabi
Bir fısıltı bir çığ demek insanı gömer hani

Gene de söylemeliyim ki çokta farklı değilim ben sizden
Sadece bu boka nasıl katlanılır bilmiyorum izninizle
Tam burada bitsin bu parça
Ve işte bizde tam buradan kurtulalım haydi her şeyimizle kendimizde

 

 

C01- ONU YERE İNDİRMELİ. GÖKTEN ALINACAK BİR DERS BU

hapislik çağındayım ah rachel corrie
benim biricik sevgilimin kızı
seninle aynı yaşta mezarının başındayım
bu yüzden sicilim bana sızı
yüreğimin çarpıyor oluşu ilk defa bana utanç veriyor
çünkü göğsüm hep arzuladığım günahla suçlanmaktan uzak
kendim için yaşamayacağım bir hayat tasarlıyorum kaşlarım çatık
gül bahçesinde gül dermekmiş ah benim işim anladım
şimdi yedi ceddimi aşıp çekiyorum tetiği düştüğü çukurdan
sürekli aynı gözyaşıyla ağlayan gözden nefretim
ve öfkem gülmenin faşizanlığını ilan etmeyi bekledi
burnu ve alnı altında ezilenler inatla bilmedi
devasa da olsa paletler altında ezilemeyeceğini kokusunu cennetin
ne desem, seçsem mi kelimeler içinden bir kelime
mesela îsâr mı?
olmaz, yetmez, böylesi bir dünya duyar mı bunu?
kıyam mı? çıdam mı?
acaba denk düşmeyeceğini bile bile bir halt edip o güzel sarışın yüzünü bir yaz günüyle kıyaslasam mı?
şimdi ayaklarımı sevmediğimi söylemeye hakkım var mı?
hem bunu önemser mi yol? yasaklıyorum acızlanmayı
akıllanmayı ve devletin işine yaracayacak belgeler imzalamayı
yasaklıyorum kendime yasaklıyorum
bu dünyada yasaklanıyor çünkü şarkılar, çünkü şiirler
yasaklanıyor söylemek hürriyet hakkında türküler
yasaklanıyor rosenberglere güzel günleri süslemek
yasaklanıyor ne varsa insan için ne varsa hepsi
yasaklanmıyor fakat otorite ya da açlıktan ölüm
yasaklanmıyor napalm, yasaklanmıyor -neden- zulüm
vurulmuyor silah fabrikalarına bir kez olsun mühür
ah rachel corrie, benim biricik hüznümün kızı

ah rachel corrie, benim canım ciğerim yoldaşım
ah rachel corrie, benim çağımın çağdaşı
ah rachel corrie, seninle aynı yaştayım nasıl?
inanmıyorum, hayır! beni yaratan mı yarattı seni?

inanmıyorum, hayır! beni yaşatan aşk mı aldı seni?

 

 

C02- TOHUM

Zararlı bu, zararlı mevsim
Nüksediyor bugün bu nefsim
Dolandım toprağı en ince ayrıntısına dek,
zamandı sezdiğim.

Kaslı bir kol, nasırlı eller
bastırıyor, çelimsiz gövdem
Dayanamaz buna, var mı kurtulan?
Var mı bir yol, kaçıp diretsem?

Hayır, çoktan yazıldı kader
Değiştirmeye vakit mi var hem
Kısıtlı sürem, adım gibi biliyorum
Adımı yazabiliyorum: Yakînî Mahşer

Her eşrefin varmış saati
Benimkisi eşref saati
İnandım böceklere inandım
toprağa inandım o kadim suya; tabii

Ömür dedim bir of çekişe
Teşekkürler o nasırlı ele
Fazlası zarar olur, fazlası endişe
Fazlasıyla zarar o geçmişe:

Ey toprağın kamburları
Ey en yanlış doğru
Öldürüldünüz ama kan durmadı
Belki de tek kaldım, doğru

Kanınızla gövdemi suladım
Beni büyüttünüz, hep en yukarı!
Beni beslediniz, cinlerinizle
Size de inandım, ölmeye susadım!

İnandım, gene inanırım
Ne de güzel söyledin şiarını
Söz söyledin, şiir dinledim
Özledim onu. Öz’ledim o yuvamı

Oyalandım yıllarca bu toprakla
Dedim, bu toprağa bir de yük olmak var
Korkak olmak var, ki korkaklar
Her şeyden korkar, bir Hak’tan korkmaz

İnandım, ey gök! inandım işte
Bu toprağın içindeyim karanlık her yer
Yine de inandım, varsın ve oradasın
Yağmur senden, karanlık senden.

Kaderim buymuş dedim durdum
Annem toprak, babam çiftçi
Annemmiş meğer benim asıl yurdum
Gök’müş onu alanın ismi

Üstümde koca Gök, göğün altında
başka ağaçlar yaşar gidermiş
O ağaçlar ki ağlarmış doğum ânında
hüngür hüngür, sonra yaşar gidermiş

Yaşam bir dertmiş, ağaçlar ağlarmış
Bir süre sonra kurur ve yaş da kalmazmış
Bir yaştan sonra pınarlar kurur
Kurumazsa da gövdeni baltalar yararmış.

Ben ise daha doğmadım
Ben toprağın en ince ayrıntısıyım.
Bu hikâyeler bana hediyesi toprağın
Ben karanlık içinde kan kırmızıyım.

Seziyorum o vakti, seziyorum afakı
Vakit erişti mi, geliyor mu tan vakti?
Nasıl olur halim? Doğumum azami
Sabır doluyor, vakit buluyor akşamı

En kutlu doğumdur benim doğumum!
Çünkü sırtımda toprakla doğarım
Bir yüce şeyim ben, ben bir tohumum
Hüznü gövdemde taşır ve sorarım:

Ey ağaçlar, siz koca ağaçlar
İçleri kupkuru, dışarıdan yaşlar
Siz, el ve ayaklarınızı inkâr ettiniz
Damlarken Yukarıdan yaşlar.

Zararı bul, zararı hesapla
Yağmasa da kararlı hudutlar
Birleşecek sonunda bu dünya
Birleşecek tohumla bulutlar

ÇIKIŞ
Anladım farkı neden sonra
Tohumdan başka şeymiş bitki
Bu küçük deli fişekteki
Ne ki? Ağaç mı allı pullu
Yoksa ayrık mı, başak mı ki?

Kim bilecek… kapalı kutu
Ama bulut, yağmur bulutu
Gelir kararır nerdeyse
Tohum altta nefes nefese
Kulağı gök gürültüsünde.

Şiir: Melih Cevdet Anday “Tohum” ile “Teknenin Ölümü

 

 

C03- I GIVE A FUCK

V1
I give a fuck about the cities that are bombed
I give a fuck about the skins that are burned
when they are trying to hold their people, flags, worlds
I give a fuck about your CDs that ain’t recorded

Cause this pain that we had will always be there
Those sins and the clichés, every rule that ain’t fair
They sincerely kill them, children and females
All the things that is insane are being put in our brains

Permenantly, ‘cuz we saw them terminating our foods, our homes, the urban that we live in
The dreams like Malcom X said
And they turned them into permenant slaves, and that was our turbulance now: dirty but cool,
call an ambulance now! (‘cuz I give a fuck about you)

You are telling the life to suck yo’ dick
When you are licking her pussy like she is yo’ bitch
But not, she is the gift from the god, so thanks
For yo’ ambition man, now you can go fuck yourself

NAKARAT
Cause I give a fuck about you, gotcha?
I give a fuck about your life, watch out!
I give a fuck about my brothers, so what?
Why don’t you give a fuck about me?

V2
Are you gonna live or die?
Why are you gonna live? Or die?
I am sure you wanna live, and
I am sure you never ever mind

Who gives a shit? And why? Don’t tell me ever that lie
Who got the money? Who think you funny?
When you are not around who charging you honey?
Who giving these candies? Look at my eyes

What about poverty? How many answers you got in your mind, don’t tell me that you forgot them, are you gonna die then?
I care about you and everyone around you
Don’t think that I am fuck witcha’

I can see your eyes, the green collour, yes
I know your worth, one thousand dollar, cash?
Don’t smoke weed, I am paying heed, here I bleed for you
These are the releast seeds that I can bring to feed with ‘fore you gon’ completely hopeless, helpless and sad

I give a fuck about the words that you said
I give a fuck about the world that you have
I give a fuck about the worth that you get

Cause this pain that we had is almost feels same with all things that we used to and all worth that we get
Cause worthless man can’t realize the worth of anything
Cause worthless man can realize the worth of nothing

NAKARAT
Cause I give a fuck about you, gotcha?
I give a fuck about your life, watch out!
I give a fuck about my brothers, so what?
Why don’t you give a fuck about me?

ÇIKIŞ
So, I don’t give a fuck
You don’t give a fuck
I don’t really care
You don’t really care

There are so much things to think about
And I don’t have that much time
There are so much pain to suffer too
I think I made a mistake in somewhere

We crave a one thing
And it is a dirty secret that we all know (that we all know)
We crave a one thing
And it is a dirty secret that knows all of us (that knows all of us)

 

 

C04- ÖNCE SİVİLLER

Önce esirler öldürüldü.
Böğüren bir makine
Öldürülse siviller (ölsün)
Öldürülsün bana ne

Bir karşılığı varsa eğer şu küçücük dünyanın
En kötü ihtimalle kısas en iyisi af olur
Biraz varsa kıymeti elbette aşkıdır insanın
Ancak onun rızasıyla cahil insanlık affolur

İnsanlık ki artık fabrikalarda üretilmekte
Forkliftte yetişenler, teknik hizmet ve cıvatalar
Sabah akşam üç vardiya patron çün üretilmekte
-Kardeşim, bugün Allah için neler yaptın?
-Hatalar.

Büyülü sözler bunlar, dikkat et seni de çarpmasın
Müdüründen saklı gizli namaz kılmaya başlarsın
Dımdızlak kalır da kıskıvrak ele verilir yakan
Yakasız yurtsuz kalıverir rezil olursun aman

Bu küçücük dünyada önce esirler öldürüldü
Aileleri, eşleri, çok çeşitli yemekleri
Kısas isterim Rabbim, şu sivil beş kişiden dördü…
Ne derece masumdur bir fabrikanın sivilleri?

26.07.2017

 

C05- ANT

V1
Yaklaş, daha da yaklaş
Arkadaş, daha da yaklaş bak bana
Bağnaz aptal adamlar anlatacak sana
Başka başka saçma artarda martaval

Fakat bakarsan hayata
Hatta kaçmadan yalana, yatmadan salağa
Kavramak sana Hak’tan kalan zanaat
Kabahat varsa, kanan da var bak

Yağar da karlar dağlara,
Halkta
Kalmaz aşk falan kâr yaparsa bankalar
Bakanlar zarar satar, başkan akbaba
Pay falan kalmaz halk’a pastadan

Gaf yapar sabah akşam, hayal baltalar
Çalarlar rahat, asalak adam
Tapar bak mal’a, afallar bakan
Ya da salyalar akar paraya tamahla

Fakat arkadaş,
Yaklaşan sabah kalmaz akşamda
Sağ kalamaz asla çalan, satan, yalan atan adamlar
Yakarsalar fıkaralar yakçaklar,

Hah! Patlatçaklar
Paraya tapan, sarayda yatan kalkan
Alçaklara
Kazan kalkcak
Bardak taşcak
Harlayacak halk

Dağlardan, ağaçlardan akan hayat
Akşamdan sabahlara varan hayat
Yaşam katar, yaşayan adamsa bakmaz
Allah’tan başka tapacak Manatlara

Sabra dayanmaktan başka dayanak aramadan
Aza kanaatla başlayan basamaklara basaraktan
Sanata mazhar sahalarda hassas kalaraktan
Fakat asla yaratmadan gaddar canavarlar

Yaratmadan kadavralar, zar atmadan hayatlarla alâkadar alanlarda.
Alâkaya mahal varsa, dayanaraktan Allah’a, hak aranacak altta kalan canlara…

NAKARAT
Altta kalan canlara,
Kabaran yaşlara,
Kararan başlara
Ant adayaraktan

Yaşanan şartlara
Kazanan taraflara
Parayla aklananlara
Harp açaraktan

V2
Daha da yaklaşarak bak bana, kaçma
Kaç adamla alâkadar kavgan?
Hayat yaşamadan amaçlanan davalar…
Hayal yaşayarak amaçlama asla

Bak saçma sapan paragraflar matbaalarda
Hasta adam hâlâ yatakta…
Atalardan armağan vatan gammazlarda
Sana da yalandan faal ambalajlar yaparlar

“Bakma aval aval,
“Sakla saman, harcayacaksan başka zaman”

Tamam ama…

“Hayat şartlarla akar.”

Bayat laflar…

“Maaş alma aylarca, bak kaç ay dayancan lan
“Maç’a kaçmadan ya da zaman zaman maça atmadan
“Yaz’a kaçacak alan bakmadan:
“Madagaskar falan? Ya da daha az parayla Antalya?
“Amma madara hayat! Maazallah”

Mağazalar ya da aynalarda arama
Arayacaksan bak fabllara
Hayvan kadar yaşayana fabl falan fazla
Maaşallah, maaş al bak maaş al da rahatla

Daha daha?

“Makam, madalya, makyaj, marka araba”

Hayal ya da parayla mankafalaşan maraba
Bakarsan kaba adamlar maganda
Fakat paraya bakar hava atar mafyaysa akraba

Dar kafa, dar havsala, baksana
Daralan hayatlar, bak, darağaçlaaar… (Aaaa!)

Savaş falan yapmayacak adamlar
Sana bana patlayacak kalanlar. Saat kaç?

Saat tamamlanmakta. Saat patlayacak
Saat başlamakta ayarlanan alarma yaklaşmaya
Saat kapkara, saat yaka paça
Saat patlamakta. Baştan başlamayacak asla saymaya

NAKARAT
Altta kalan canlara,
Kabaran yaşlara,
Kararan başlara
Ant adayaraktan

Yaşanan şartlara
Kazanan taraflara
Parayla aklananlara
Harp açaraktan

V3
Sanma garptan afak saracak
Sanma vatan kaypaklara kâr kalacak
Sanma parayla azan kalpazanlar,

Haram mallara al bayrak saracak

Hatta anam, babam ya da gardaş
Kana kanla vatanlaşan alanlara hayat adarlar kalanlar,
savaşmadan kaçmak,
ayaklanmamak kadar saçma

Asla
Avantadan anavatan kapanlara
Savaşmadan yaya kaçan adamlara
Ah alan başkanlara kalmaz asla
Ağlayan analara kalacak kalacaksa
Vatan!

 

 

C06- BAZI CEVAPLAR SÖZLÜĞÜ

imtihan bu dediler olsun deyip yol bulduk
olsun olsun olsun da tanrı tuttu zor sordu
ne olur ki çevrende herkes olsa dosdoğru
olmadıkça dost doğru (öyle ise yok doğru)

intihar bu dediler bileklerimden düşüp
ölsün ölsün ölsün de beni cumaları gömün
gökyüzünü kim dikmişse gücenmesin bugün
özrüm kabahatimden büyük (bi’ yük)

intikam bu dediler bilmukabele
öcünü alamıyorsa bir şair intibah eder
etsin etsin etsin de zulme ve ihanete
silinecektir ilk müdahalede (bilmukabele)

imtiyaz bu dediler halkı sınıflara bölüp
bölsün bölsün bölsün de alınacaktır önü
sen de benzedin mi onlara sor kendine dönüp
hiç yoktan yere sömür (hep ondan deli gönül)

ihtilal bu dediler devrim oldu hayalimiz
elif’in kağnısıyız biz elif’tir anneannemiz
şimdi devrim istiyorsan öncelikle bir dost edin
çünkü olmaz asosyal bir sosyalist (bir sosyalist)

irtica bu dediler değişti hâlimiz
geçti artık eski hal ve değişti ahalimiz
hapı yuttuk sapı tuttuk koptu kayışımız
çok mu ayıp bu (olsun ayıkırız)

izdiham bu dediler kalabalıkları yarıp
yarsın yarsın yarsın da aşamadıkça kendini
yaralarından gayri bir de adının tek bir harfini
veremezsen git öldür kendini (çek tetiği=

irtihal bu dediler bir ihtimal dedik
dedik dedik dedik de kim intihar edip
suiistimal eder yaşamı, bu bir istila ise
istediğini alamadan dönüp! (dönüp)

bir silah bu dediler, ne de kolay anlaştık
vursun vursun vursun da, neden sona yaklaştık?
ve ben ona gelmişken kader denen hastalıkla
mutabık… (Suratımı asmadıysam öc aldım demektir)

NAKARAT
Kader=yara, ecel=sıhhat, neden korkar insan hâlâ?
Cennet, dünya, sabret ancak memnun kalma, asla yılma
Hatta kuşan neyin varsa
Veya kendini vur onunlar
Ya da başka zalimleri
Çünkü ya imkânın yoktur ya da vicdanın vardır zalim olmamak için.

 

 

C07- CEHENNEMİN

V1
Karın tokluğuna çalış karınca gibi,
Kırıntıları topla karın ve ailen için
Katıl bu kervana durma kalırsan dışında
Karnın aç öleceksin, bir köpek gibi

Sana kakalanan ne varsa iyiliğin için,
Buna inan, kafanı kaldırma zira,
Yeni bir şey yok, her şey bildiğin gibi
Sen cahil bir işçisin, hiçbir şeyi kurcalama, yat kalk çalış içkini içip dertlen biraz

Azar işit müdüründen,
Kaçak göçek sigaranı tüttürdüğün için
Ah tabii pislik herif (pislik herif)

Kim pislik? Müdür mü yoksa karın mı?
Yoksa avucuna bakan çocukların mı?
Cidden en çok kime kızıyorsun, söyle
Seni köle yapan yoksa oburluğun mu?

Gençliğinde ateşli biriydin o kesin
Sana yamuk yapanı bulur sikerdin ebesini
Sonra girerdin paşa paşa hapise
Peki şimdi nerede o ateşin?

Yetişkinsin, sorumlulukların var
Eyvallah da o sorumluluklar dediğin şeyin farkı yok orospuluktan
Al gülüm ver gülüm olur sonunda

Yakınıyorsun ah şehirden habire
Okumadım diye yakınırsın bir de
Müdürün okumuş bir insan hemi de
Ona imreniyorsun değil mi içten içe?

Şehirden de gidemiyorsun çünkü
Köylünün hali bombok, ortada
Hem şehirde her şey var, değil mi?
Ama yaşayamazsın orada korkak olmadan

NAKARAT
Tuzaklarla dolu kirli şehir
Mavi yakandan başka yok hiçbir şeyin
Yeri hemen doldurulur her bireyin
Hoşgeldin, bura senin cehennemin

V2
Ya da okul oku, otu boku ayırmayı öğretsinler,

Yine de durma moruk bokunda boğul
Yani duyma bir sorumluluk olur mu olur ya
Halka değil, paraya olur sorumluluğun senin

Gurur duyup sevin, onurluyum deyip
Bu sistemin onur konuğu san sen kendini
Sırala unvanlarını, bir bir herkesi harcayıp geç,
Para için harcat kendini

Ama ne yapacaksın?
Hırs ve rekabet aşıladılar sana ilk nefes aldığından beri
Bunu en mütenasip bir şekilde sundular
Böyle gelir saadet sandın

Hadi, şimdi hesap et,
Sana yapılan bu hakka tecavüzü
Ve bu berbat hayata yap ötenazi:
Ol mütevazı, asi ve asil

Başka çıkış yok, dinle beni
En korktuğun şey benim vazifemdir
Kirli beyinleri yıkarım ben
Bunu ister ne patronun ne de öğretmenin

Çünkü onların sana öğretmediği,
Anne babanın tatmanı istemediği,
Fakirliği överim ben, çünkü sistem dediğin şey
İçindeki heva ve hevesten başka bir şey değil

Senin o sistem dediğin şey hırslanmadığın zaman çiğner atar seni çünkü sindirmediğini benimsemez asla, bu intihardan iyi mi?
İçindeki tümörden başka bir şey değil

Ben felaket tellâlıyım
Karahaber getiririm esaret altındakilere
Para etmez sözlerim

NAKARAT
Tuzaklarla dolu kirli şehir
Beyaz yakandan başka yok hiçbir şeyin
Herkesi harcayıp çık en tepeye:
Hoşgeldin, bura senin cehennemin

 

 

C08- İMECE USULÜ

B1
İMECE USULÜ SUİKAST:
EBU CEHİL’İN HER KAVİMDEN BİRER KİŞİYLE BİRLİKTE HAZRETİ MUHAMMED’E SUİKAST GİRİŞİMİDİR

Onun Alisi vardı, Alinin imanı
Bizim kimimiz var artık, bir Allah’ın kulu var mı?
El birliğiyle uçuruma sürüklüyoruz burayı
Artık daha gariptir insanlık

Per-i şân bahçemizin tozunu yuttuk
Ve de tozuttuk
Kime cevap kime soru, kime korku kime umuttuk
Bunu unuttuk

Ali yutkundu bizimse kursağımızda bir âh
Bir “he” desek, işitmeyeceğiz bin âh
“He lan, isyan; he lan derhal!”
Yok mu bir sahibi bu âhın yok mudur zinhâr?

Neyin âhı bu, sabahın âhı mı bu zikrettiğimiz?
Sabah oldu her gün, biz göremedik, başka takvimdeydik
Horozların başını kestik, erken öttü deyip
Geç kalan bizdik, bize kalansa dul tavuklar ve yetim civcivleri

Neyin? Neyin âhı bu? Bahçemizin âhı mı?
Bahçemizin, yoksa mahallemizin âhı mı?
Neyin âhı bu? Silâhın âhı mı bu zikrettiğimiz,
mavzerleri kapattırıp sokakları kirlettiğimiz?

Neyin? Ahinin âhı mı yoksa?
Nasipsizler, hiçbir sırra vâkıf olamamış kullar
Hâkim olan o unsurlar unutturdu zira bize
Ne yapalım hatırlatan bir Allah’ın kulu yoksa

Neyin? Günahın âhı mı bu zikrettiğimiz?
Hakkımızı helâl ettik, halel gelmesin diye tek bildiğimiz bahçemize
Kalmayıncaya dek hiçbir şeyimiz
Hakkımızı helâl ettiğimiz adamlar yetinmeyip ahdimizle,
Başkalarının haklarını da aldılar

Kalmış ise bize bir şey, üç elif miktarı âh boğazımızda dize dize
Âhla dolu dilimizi yutkunmaya çalışır isek
Darboğaz boğazımıza takılı kalır böyle işte

Neyin? Allah’ın âhı mı bu zikrettiğimiz?
Hangi akla hizmet, hangi hakla Allah’ın ‘bir’ dediğini
ikilettik? Bir dediğine iki dedik ve bilmediğimizde inat ettik
Bir dedikse bile biraz eksik

Atların âhı mı bu? Artık savaşımız uğursuz
O süvarilerin mi? Artık aracımız eyersiz
O toprağın mı yoksa? Artık hasadımız değersiz
Bir soru: “Size ne oldu da yardımlaşmıyorsunuz?”

Bize ne oldu anlatayım, terk ettik yolunu bayım
Bize şekil veren kuvvet ellerimizden kaydı, hayır
Söylemek zorundayım, bize ne oldu anlatayım
Artık kötüye alıştık, betere de alışıyoruz bayım

İlk başta burnumuz alışıyor kokuya
İşte geçiyor başörtülü bir kız
Peşinden de marlbora
Gözlerimiz alıştı çirkinliğe, eskiden o yaş dolan, kan dolan gözlerimiz
Geçsin diye bu manzara kimimiz âmâ olmayı seçti bile çoktan baksana
Ellerimiz almaktan şişmiş, vermeye gücü yok fakat
Bacaklarımız kuş kadar, ihtiyacımız yok atlara
Bak anam bak babam alıştık biz bankaya, takside, krediye, kiraya, sigortaya
Dilimiz karışmış ahlara
Allah’ın ödünç verdiği bu lisânı yutmaya çalışırsak arkadaş boğazımızda kalacaktır evvelâ
Çok değil, 4 saat Endülüs’ten Ankara
Fâilatün fâilatün- lâ ilâhe illallâh
Ölüler düşünceli adamlar vesselâm

NAKARAT
Gül cemâli pek güzelmiş ne güvenli insan o
Sürreel bir hüsnü aşk mı intihar yoksa bu
Ellerine Dünya ile Ay’ı versek imkân yok
Pir û pak bir zülfikârla suikaste kurban ol

ÇIKIŞ
İntikam var intikam var intikamla hemhal ol

B2
İMECE USULÜ HÜSNÜKAST:
HAZRETİ MUHAMMED’İN HER KAVİMDEN BİRER KİŞİYLE HACERÜ’L ESVED TAŞINI YERİNE KOYDURMASIDIR

Taş gediğine oturdu fakat bizim,
kursağımızda kaldı nice taşlar, nice sicim gibi yaşlar gözümüzde
Fakat bizim bu takât bu salat bizim
Bu ant bu kuvvet bu kanat bizim
Bu cehennem bu cennet bizim
Bu cehennem bu cennet bizim
Bu cehennem, bu cennet

Bizimse sokaklara çık zapteyle
Temizlensin tüm sokaklar kaşmirle
Bizim ne işimiz olur hacerü’l esvedle diyorsa
Kapkara sokaklarımıza bak iyice

Taş gediğine oturdu, kursağımızda bir âh
Bir “he” desek işitmeyeceğiz bin âh
“He lan, isyan; he lan, inkâr!”
Şöyle bir çalkalayıp yüzlerine tükürsek ya

Evlatlarına helal rızık getirmek için çıkıp
Bir daha dönemeyen o babalar için dişini sıkıp
Kahrolan analar için kan dolan avucun içi
Semsert bir yumruk olsun Türkiye, ey canımın içi!

Ve insin diye tam tepesine en tepedeki kurnazın
Kullansın diye tepe tepe, verilmediğini anlasın
Tepetaklak en gerisine düşsün tarihin, kavrasın
Sonra bırakın istediği kadar geberik köpek havlasın

 

 

C09- YAKIN, DÜNYA TARİHİ!

V1
Sene 1913, Federal Rezerve kuruldu
Yani Amerika’dan yeni bir düzen sunuldu
Dünyaya, bu kapitalizmden de vahşiydi
Birkaç aileye geçti yeniden dünya sistemi

O zamanlar paranın karşılığı altındı, kâğıt değil
Yani dolaşımdaki paranın değeri kadar külçesi olanın
imzası olmalıydı paranın altında, vaat değil
Altın için kaynak gerekliydi, bir karar verip

Bir yandan da bu sisteme git gide alternatif
Olabilecek ülkeleri yıkmak için plan yaptılar
Sene 1914, Birinci Cihan Harbi ve
Parçalandı büyük ülkeler, sisteme biat ettiler

Avusturya-Macaristan, Yugoslavya, Osmanlı bir de
Sene ‘18, savaş bitti ve
Savaşa son anda katılan devlet ABD
En kârlı çıkan ülke oldu, fakat yine de

Onların sistemine ayak uydurmayan tehditler devam etti
İdeolojiler peyda oldu Dünya’da, ideoloji,
ümit demekti zira o milletler için azizm:
Komünizm, Faşizm, Panislav, İslâm ve Nazizim,

Sene ‘20’ler, Sovyetler Birliği kuruldu
Yıkıldı Osmanlı, Hitler parti kurdu
Japonlar dirildi, Çin mağlup oldu
Mussolini İtalya’da faşist bir ordu kurdu

Diyorsan ki hepsi lanetti hak ettiler yok olmayı
Peki o halde neden hiçbirinin yıkılışı zor olmadı?
Kim rol aldı kurulmasında Sovyetler Birliğinin?
Acaba ne kadar yardımı vardı Wall (fucking) Street’in?

Peki Hitler? (Heil, Hitler!) kim yardım etti ona?
Rotsçild mı? Niye Nazi madalyası verildi Henri Ford’a
Böyle böyle o ülkelerin halklarının duygusuyla,
Oynandı. Önce şişirilip, patlatıldı sonrasında

NAKARAT
Sene 14, Birinci Cihan Harbi
Sene 39, İkinci Cihan Harbi
Sene 47, Üçüncü Cihan Harbi
Sene 2023, Dördüncü Cihan Harbi
Bilakaydü şart hâkimiyet milletin olana kadar savaş şimdi
Kim öğrenmeni ister böyle bir tarihi
Sana anlatılan afyon tarih, böyle bil her şeyi
Sistem için doğdun kardeşim, sistem için öleceksin

V2
Sene 1920’lerin ortaları
Amerika’nın parası bollaştı, gelişti borsaları
Bir de Avrupa’yı savaş tazminatına güdümledi
Sömürücü Avrupa, oldu Amerika’nın sömürgesi

Buhran yaşamaya başladı Avrupa ülkeleri
Ödeyemediler Amerika’dan aldıkları kredileri
Sene 1929, Büyük Dünya Bunalımı
Her şeyi yaptılar dünya sistemini bulandırıp

Kapitalizmin yok olacağını idrak etti dünya
Yeni bir sistem kurabilirlerdi ümit etti birçoğu
İdeolojileri güçlendi, var olmamak üzere bir daha
bu potansiyel alternatifler yok edilmeliydi zira

Sene ‘39, İkinci Cihan Harbi
Tek tek yok edildi ideolojiler, bir yandan da
Direndiler ve gördüler ki başka şansları yok
En kanlı katliamlara maruz kaldılar, bir canice

Sene 45, Şubat, Dresden Bombardımanı
Sene 45, Mart, Tokyo Bombardımanı
Sene 45, Ağustos, Atom bombası, Hiroşima’ya
Sene 45, Ağustos, Nagazaki’ye atom bombası

Yıldı Almanya, yıldı Japonya
Teslim oldular ve savaş bitti. Bitti bombardıman
Yardım etmeye devam etti Wall Street, Sovyetler’e
Çünkü kapitalizme karşı bir canavara vardı gerek

Sene ‘47, iki yıl oldu savaş biteli
Bu kez de Soğuk Savaş patlak verdi, karar verildi
Komünizm ve Kapitalizm iki başlı canavar belirdi
Kore, Küba, Vietnam işgal edildi

Kendi besledikleri canavarı halklarına göstererek
Göz dağı veriyorlar, halk da onlara hep güç vererek
Daha da vahşileştiriyordu canavarları git gide ve
Dünyadaki kaynakları sömürüyorlardı güçlenerek

Sene 91, Sovyet Birliği yerle yeksan birden
Nerede o heybetli? Ruhen burada, ah, yersen bir de
İmparatorluklar yıkıldı, ideolojiler bitirildi
Şimdi de güya tek alternatif olan Komünizm yitirildi

Kapitalizmin yeri katmerlendi, sene iki bin bir
Amerika’nın önünde kaldı tek bir alternatif
Sistem dışı ve vicdanlı tek şey İslam idi
Onun da var olduğu tek yer Türk toprağı!

NAKARAT
Sene 14, Birinci Cihan Harbi
Sene 39, İkinci Cihan Harbi
Sene 47, Üçüncü Cihan Harbi
Sene 2023, Dördüncü Cihan Harbi
Bilakaydü şart milletin olana kadar savaş şimdi
Kim öğrenmeni ister böyle bir tarihi
Sana anlatılan afyon tarih, böyle bil her şeyi
Sistem için doğdun kardeşim, sistem için öleceksin